"Bugün aynı durum bizim içinde geçerli. Kim bilir kaç üniversite mezunu genç çok çalışıp iyi paralar kazanacaklarını düşünerek büyük firmalara giriyor ve ancak oyuz beş yaşından sonra bu işlerden ayılarak gerçek istediklerini yapmaya çalışıyor? Öte yandan, bu yaşa gelinceye dek kredi ödemeleri, okul yaşına gelen çocukları, ödemeleri gelen arabaları ve yırtdışında tatiller veya kaliteli şaraplar olmadan yaşamanın çok da anlamlı olmadığına dair geliştirdikleri anlayışları oluyor. Ne yapabilirler? Geri dönüp kök bitkilerini mi eşelesinler? Elbette öyle yapmayıp daha da büyük bir çabayla köle gibi çalışıyorlar."
“Ey sultan (Yavuz Sultan Selim) , şu kırışık çehreye bir bak,pek çok ıstıraba katlanan yorgun bir kalbin,pek çok acı gören fersiz bir gözün -bunu söylerken görmeyen gözünü yeniden oğuşturdu- ve baharı tüketip hazana ermiş bir bedenin aynası olarak göreceklerin,inan bana,seyretmeye değecek şeyler olmayacaktır,boşa zaman harcama...”
“Ben o aynada ne yorgun bir kalp ne fersiz bir göz ne de sarsak bir beden görürüm,hayır,benim gördüğüm bütün bir hayatı en ince ayrıntısına kadar hatırlayan keskin bir hafızadır,Karga. Ölmüş birinin hikayesindense yaşayan birinin hikayesi daha çok ilgimi çeker.”
Koyucu Süleyman'ın Bağdat'a giriyor oluşundan pek heyecanlanmamış ve kesik kesik öksürerek yalnızca,
"olacak olan olur, beklenen gelir. Bugün doğan yarın elbet ölür," diye mırıldanarak sormuştu..