"Aslında
birbirleri için o yanıp tutuşmalar, deli divane olmalar,
daha önceki yalnızlıklarının derecesini gösteren
bir kanıtken, sevgilerinin şiddetinin ölçüsüymüş
gibi kabul ederler,"
"insanlarin en zayif taraflari, sormadan, arastirmadan, dusunmeden, kafalarini patlatmadan inanmak hususundaki hayret verici temayulleridir. dunyadaki yalanci peygamberleri yetistirmek ve beslemek icin en iyi gubre, iste bu bilmeden inanmak icin cirpinan kalabaliktir. "
Eğer nasıl biri olduğumu bilseydiniz, şu anda beni selamlarken yüzünüzde gördüğüm o tatlı, dostane gülümseme kim bilir nasıl donup kalırdı dudaklarınızın kıyısında! Vereceğim selamı bir çamur lekesini silkeler gibi öfkeyle küçümseyerek elinizin tersiyle geri çevirirdiniz. Ama daha siz beni dışlayamadan ben sizi dışladım, bugün öğleden sonra, benim de bir parçası olduğum o soğuk, kemikleşmiş dünyanızın dışına fırlattım kendimi, pistonların üstünde duygusuzca kayan ve kendi etrafında kibirle dönen o büyük mekanizmada sessizce çalışan bir çarktım ben de. Hiç bilmediğim bir uçurumun içine düştüm, yine de o bir saatin içinde sizin aranızda geçirdiğim kaskatı yıllardan çok daha canlı hissettim kendimi. Size ait değilim artık, içinizden biri değilim, ama yükseklerde ama diplerde dışınızda bir yerlerdeyim, fakat asla ve asla sizin burjuva refahınızın düz kumsallarında değilim artık. İlk kez iyiliğin ve kötülüğün insanın içinde yaratabileceği haz adına ne varsa hepsini hissettim, fakat benim nerelere vardığımı asla bilemeyeceksiniz, beni asla tanıyamayacaksınız; Ey siz İnsanlar, siz benim sırrımı nereden bileceksiniz!