” Biz gece ile gündüzü (kudretimize delalet eden) iki ayet (nişane) kıldık da gece ayetini silip (giderip yerine eşyayı) gösterici (ziyada) gündüz ayetini indirdik. Ta ki (gündüzün) Rabbinizden (geçmişinize ait) bir lütuf inayet arayasınız. Yılların sayısını, (vakitlerin) hesabını bilesiniz. İşte size (böylece) her şeyi gereği gibi anlattık.”
17/İsra, 12.
Zaman birimleri, Allahu Teala’nın insanoğlunun yararlanması, ibadetlerini, kulluğunu yerine getirirken faydalanabilmesi için yarattığı kavramdır. Hz. Adem’den başlayan, günümüze dek süren ve kıyamete kadar da devam edecek olan bu süreç; insanlığın tarihidir. Bu süreçte sayıları 124.000 olduğu bilinen peygamberler, insanları kulluğa davet edip, Allah’a isyan etmemelerini tebliğ etmiştir. Peygamberlerin geldiği dönemler, insanların Allah’tan başkasına kulluk etmeye başladığı, doğru yoldan saptığı, küfre bulaştığı dönemlere denk gelmektedir. Allah kullarını her zaman uyarmıştır.
İslamiyet Ve Devlet
Peygamberimize vahyin inmeye başladığı dönemde, Mekke devleti Allah’ın varlığını kabul etmekte ancak putlara tapmakta geri durmamaktaydı. Kendini halkın içerisinde yüksek kesim sayanlar, zenginlik, mal, mülk, keyif içerisinde hayatlarını yaşarken, insanlıklarını çaldıkları köleler onlara hizmet etmekteydi ve sanki dünyaya bunun için geldiklerine inanıyorlardı. Halbuki insanlar arasındaki mertebe yalnızca Allah’a karşı olan samimiyetle, ihlasla ölçülebilirdi. Peygamberimiz insanlara sadece Allah’a kulluk etmelerini, putlaştırdıkları insanlara ve tağutlara hizmet etmeyi ve tapmayı bırakmalarını tebliğ ettiğinde, insanlar bir şahsiyetleri olduğunun farkına vardılar.İslamiyet insanlara şahsiyetlerini geri kazandırdı. Kölelik yaptıkları insanların, kendilerinden üstün olmadıklarını, Allah katında kıymetleri olduğunu, bu yolda