Bu kitapla uzun zaman sonra ilk defa fantastik okumuş oldum. Uzun zaman sonra ilk fantastik seçimi olarak, bence, yeterli bir kitaptı.
Bu kurgunun yeteri kadar değer görmediğini düşünüyorum. Sırf bu kurgunu bir yabancı yazar, hele ki son zamanlarda meşhurlaşmış serilerin yazarları yazmış olsaydı, çok daha fazla okunurdu. Kurgu farklı kı, farklı, kendine özgü mü, kendine özgü, karakterler iyi, hayvan karakterler çok sevimli ve bol-bol sahneleri var (seriyi sevmenizde en büyük etken bile olabilir, benim en sevdiğim sahneler onlarla olan sahnelerdi) ve en önemlisi de ana karakterler arasında çok iyi hissedilir bir çekim okuyoruz. Ana kızımız Larinanın şapşik salaklıkları ile Ası büyülemesi, kendine çekmesi ve böyle sahnelerle gelişen çekim güzel sahneler okutturuyordu. Şahsen ben o çekimi buram-buram hissediyordum, halbuki kız karakterimizin büyüme şeklini göze alırsak, baya Ası etkilemeyi iyi başarıyordu.
Fantastik romantik bir seri olarak fantastik tarafı da asla az değildi ve de kapsamlıydı, baya merak ettiriyordu, çünkü bazı fantastik ögeleri kurgunun gidişatında anlamak mümkündü ve bu da devam ettiriyordu.
Kitapta bulunan ögeler de kitabı okutturacak cinsdendi. Mesela cadılar ve geçmişleri, büyüler, Asın Sis, Larinanın Jarlanın Tılsımı olması detayı, büyülü hayvanların olması, yok olmuş bir krallığın prensinin savaşını okuyoruz. 1.kitap için 448 sayfa, bence, normal, boşuna uzatılmamış da. Kitapta en sevdiğim detay asi Melivim, nankör ve egolu su atımız ve Vivim...
Kitabı benim açımdan ortalama yapan detaysa son bölümlerin işleyiş tarzını beğenmemeyim, ilk bölümleri ne kadar heyecanla okuyordumsa, sonuncu bölümleri de sıkılarak okumamdı. Kaptan karakterini ve onunla birlikte kurgunun devamını da beğenemedim, son 2 bölümü bitirmek için heyecanlanmalıydım, ama Kaptan