Hızır (a.s)
Yahya Efendi tebessüm eder. 'Siz, Hızır (a.s.) ile tanışma istediğinizi söylemediniz mi? Demek ki duanızın kabul anma gelmiş. Az önce elinize yüzüğü veren kişi Hızır (a.s.) idi der Sultan Süleyman çok üzülür. 'Ah ağabey; neden bunu bana söylemediniz? Kendisiyle konuşup hasbihal etmek isterdim.' der.
Sayfa 162·Kitabı okuyor
يَا حَيُّ يَا قَيُّومُ يَا ذَا الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ، أَسْأَلُكَ أَنْ تُحْيِيَ قَلْبِي بِنُورِ مَعْرِفَتِكَ أَبَدًا يَا اللَّهُ يَا اللَّهُ يَا اللَّهُ يَا بَدِيعَ السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ. Okunuşu: "Ya Hayyü yâ Kayyûmü yâ ze'l-celâli ve'l-ikrâm. Es'elüke en tuhyiye kalbî bi nûri ma'rifetike ebeden yâ Allâhü, yâ Allâhü, yâ Allâhü, yâ bedĩa's-semâvâti ve'l-arz. "204 Fazîleti: Bu duâyı sabah namazının sünneti ile farzı arasında en az üç defa okumaya devam eden kimseye son nefesinde îmânla gitmek nasip olur. Hakim et-Tirmizî Hazretleri demiştir ki: "Ben, rüyamda bin defa cemâl-i ilâhî ile müşerref oldum; "Ya Rabbi, îmânımı kaybetmekten korkuyorum' dedim. Allâhü Teâlâ da bana her gün sabah namazının sünneti ile farzı arasında bir defa (diğer bir rivâyete göre üç defa) “Yâ Hayyü yâ Kayyümü yâ ze'l-celâli ve'l-ikrâm...' duâsını okumamı emretti. "205
204 Manası: Ey Hay ve Kayyûm olan; ey celâl ve ikrâm sahibi olan (Allâhım)! Ey gökleri ve yeri eşi ve benzeri olmayan bir mükemmellikte yaratan (Allâhım)! Yâ Allâh, yâ Allâh, yâ Allâh!Kalbimi mârifet nûrunla ebediyyen ihyâ etmeni isterim. 205·Kitabı okuyor
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Güneş! O sihirli ışınlarını ne kadar cömertçe sağlıyor, insanların gözleri önünde ne mucizeler yaratıyor! Oysa güneş ışığında o kadar az insan yaşıyor ki. Güneş başlayacak, evet, bir gün hepimiz için başlayacak ve hepimiz onun içimizi işitionlarında yasayacagiz. Bunu bilmek müthiş bir şey. Ama lafı bile edilmeyecek kadar önemsiz bir şeyi daha öğrenmek istiyorum güneş biz ikimiz içinde parlayacak mı.
Sayfa 52 - [267 No’lu Hücre] Yordam Kitap
Anı-Mektup-Günlük
Ölümü düşünmemek
Şimdi soruyorum size, şu hayatımızda ölümden daha belirsiz olan ne var? Sonsuza kadar yok mu olacağız, reenkarnasyonla tekrar dünyaya mı geleceğiz, burada yaptıklarımızın karşılığını cennet ya da cehennem olarak mı göreceğiz? Tahmin edeceğiniz üzere bu soruların sonu gelmeyecek çünkü elimizde net bir cevap yok. Belirli bir yaşa gelen her insanın beynine yerleşen ve son güne kadar asla çıkmak bilmeyen bu fenomene karşı tek savunma mekanizmamız düşünmemek. Onu görmezden gelmek. O nedenle ölüm hakkında çok az şey biliyoruz.
Sayfa 96·Kitabı okuyor
İnsan -her ne kadar yaratıklar silsilesinde yüce bir yer işgal ederse de- zaaf ve noksandan hâli değildir. Bu fânî hayat, aslı-faslı olmayan az bir zaman içinde kaybolup giden mânasız bir hayalden ibarettir.
Sayfa 37 - Dergâh Yayınları
Din
Deniz kıyısında kayık karan Genç kızların ışınlarını taşıyacaktır derelere Ve çölde ilerleyen bin tonluk bir deve Gibi bize bir siteyi yüklenerek dönecektir Gün vurduğu zaman ağzına mağaranın Bizden alman vakit bize geri verilecektir Çiğnenmemiş çayırlıklardan Devşirilen yeşillikler yüzümüze sürülecektir Bir el uzanışıyla Gelecek çağlara çağdaş olacağız Uykumuzu en ulu ders olarak okutacaklar çocuklara Uykumuz korkunun ötesinde Yeni bir kımıltı demek uygarlıklara Uyudular ayakları ses çıkarmadan çakıltaşlarında Güneşte pişmeyen bir yumurta Tapınaklar için kesilen taşların biçiminde Gökten başka denizden de anlaşılan gecenin gelişinde Solan kadınlarda eriyen gülde Uyudular uyuyarak onardılar Işıttılar insan yüreğini Kentler battı kentler çıktı uyudular Mağaranın ağzını kapatan kaya Değirmentaşı gibi döndü yüzyıllarca En az gerekli gün ışığını vererek içeri En yüce bir yaşama için gerekli Kabusları süpüren umut için gerekli Rüya gören sayıklayan beyin için gerekli Kurban sanatının şehidi eller için gerekli Kelimeyi dürbün gibi geleceğe çeviren Dağ görünüşlü diller için gerekli
Sayfa 216·Kitabı okuyor
Şiir