9/10
·83 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
S Satranç atranç, kısa olmasına rağmen bende uzun süre etkisi kalan kitaplardan biri oldu. İlk başta sadece satranç üzerine bir hikâye okuyacağımı düşünmüştüm ama aslında insan psikolojisini anlatan çok güçlü bir eserle karşılaştım. Kitabın en sevdiğim yanı, gerilimi yavaş yavaş artırması oldu. Gemide geçen olaylar ilk başlarda sakin ilerliyor gibi görünse de satranç masası etrafında gelişen hikâye zamanla çok daha ilginç ve derin bir hâl alıyor. Özellikle Dr. B.'nin geçmişini anlattığı bölümler beni en çok etkileyen kısımlardı. Okurken insanın zihninin yalnızlık karşısında neler yapabileceğini düşündüm. Dr. B.'nin yaşadıkları, psikolojik baskının insanlar üzerinde ne kadar büyük etkiler bırakabileceğini çok güçlü bir şekilde gösteriyor. Bu yüzden kitap bana sadece bir satranç hikâyesi değil, insan ruhunun dayanıklılığı üzerine yazılmış bir eser gibi geldi. Stefan Zweig'in anlatımı da oldukça akıcı. Kitap kısa olduğu için bir oturuşta okunabiliyor ama anlattıkları üzerine uzun süre düşünmeye devam ediyorsun. Özellikle karakterlerin iç dünyalarının başarılı bir şekilde aktarılması hikâyeyi daha da etkileyici kılıyor. Kitabı bitirdiğimde aklımda satranç hamlelerinden çok insan zihninin sınırları kaldı. Bazen fiziksel bir hapishaneden kurtulmak kolay olabilir ama zihinsel bir hapishaneden kurtulmak çok daha zordur düşüncesi kitap boyunca benimle kaldı. Kısacası Satranç, kısa hacmine rağmen yoğun duygular ve güçlü fikirler barındıran, insan psikolojisini etkileyici bir şekilde ele alan bir eser. Okuduktan sonra neden dünya edebiyatının en çok konuşulan novellalarından biri olduğunu daha iyi anladım. Puanım: 10/10. Kısa, sürükleyici ve düşündürücü yapısıyla beni son sayfasına kadar etkileyen unutulmaz bir kitaptı. Kapanış cümlesi: "Satranç'ı bitirdiğimde, insanın en
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,3bin okunma
Puan vermedi·%46 (450/976 syf.)·
Daha fazla dayanamayarak bıraktım. Kitapta yaklaşık 120 karakter var insaf. İsimler lakaplar cinsiyetler ünvanlar vb kitabın üçte birini oluşturuyor. Çakma ve bir yere gitmeyen bir hikaye de cabası. Yani ortalığı ateş vermeden yazılan güzel fantastik türünde kitaplar var. B.k varmış gibide 1000 sayfa neredeyse üskelik bir de ikinci kitabı da varmış.
1000Kitap
Portakal Ağacı ManastırıSamantha Shannon · Pegasus Yayınları · 202522 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
7/10
·1072 syf.··
2026 58. kitabı
Dünya tarihi dediğimiz şey aslında çoğunlukla b*k gibi heriflerin tarihi. Misal, ilk epik kahramanımız Gılgamış'a bakacak olursak, herkesi bitkin düşene kadar güreştirip hemen ardından tanrılara dua ederken gidip eşleriyle aynı yatağa giren zorba herifin teki olduğunu görüyoruz. Sokrates'i fazla konuştuğu(!) için idam eden Atinalılar ya da Caligula, Claudius ve Nero'nun suikast ve manipülasyonla hüküm sürdüğü yılları anlatan Tacitus da konuya birer örnek olabilir. Fakat bunların yanında kendine özgü, aklı selim kişiler de yok değildi. Sezar, Odysseus ya da Şehname'nin Rüstem'i. Elbette ki bunların hiçbiri etraflarını saran ahmak herif güruhunun drama ve entrikalarından kaçamıyor ve epik şiir söz konusu olduğunda Şahname, okuduklarım arasından en iç bunaltıcı olanı diyebilirim. Söz konusu b*k gibi herifler olduğunda Şahname'den ileri bir tek İlyada'yı örnek verebilirim sanırım. Eser boyunca birbirini takip eden kan davaları, ölümcül (ve bir o kadar da trajik) yanlış anlamalar, küçücük onur meselelerinin tetiklediği düellolar, babalar ile oğullar arasındaki çatışmalar, oğulların annelerine, amcaların herkese karşı cephe alması, güvensizlik, dedikodular ve açgözlülükten kaynaklanan ihanetler bolca mevcut. Şunu da söylemek lazım ki bu herifler saçma ya da "karikatürvari" kötüler değil. Neredeyse her birinin iyi bir yanı, bir onur anlayışı var, fakat sorun şu ki çoğunun duygusal zekası anasınıfı çocuklarıyla eşit derecede. Bu durum bana hep A Distant Mirror 'daki soyluları hatırlatıyor (Haçlı Seferleri'nden elde edilen tüm altını ipek cüppelere harcayıp savaş meydanına zırh ve erzaksız gidiyorlardı). Karakterlerin eylemleri ise, bana kalırsa, olabilitesi yüksek eylemler; ancak yine de bazı kişilerin neden sürekli aynı dangalak hataları tekrarladıklarının açıklamasını isterdim.
Edebiyat
ŞahnâmeFirdevsi · Kabalcı Yayınları · 2016343 okunma
böyle adamlar 2 dkda bir gelir
6/10
·155 syf.··
2026 13. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2026 10:50
spoiler içerir. Aylak Adam 4 bölümden oluşuyordu kış, ilkyaz, yaz, güz. bu 4 mevsim aslında 4 farklı kadını anlatıyor. teyzesi, Güler, Ayşe ve B. söylemem gerek, kış kısmı yani ilk 40-50 sf o kadar anlaşılmazdı ki. yani ben bi romanı neden okurum? anlamak ve keyif almak için. hiçbir şey anlayamadığım bir başlangıcı ben neden okuyayım? arkadaşlarım devam et saracak dedi onları dinlemesem okumayı bırakırdım. dediğim gibi ilk kısım bayağı bilinç akışı direkt yazmış adam aklına ne gelirse. sonra ilkyazda Güler’le aşkını okuyoruz. Güler sen çok daha iyisini hak ediyorsun öylr diyim, istediğin gibi küçük bi evi ve tatlı çocukları. ardından yaz geliyo cart curt salak salak triplerde zaten karakter. Ayşe ondan daha havalı diye Ayşe’yi çekemiyor onla da mutsuz oluyor. en son sonunda o kızı buluyor biz de onu okuyamıyoruz. ya o kadar sinir oldum ki adam hayatının aşkımı arıyor kitap boyunca, sonra kızla hiçbir şeyini okuyamiyoruz. sanki 20 bölüm shoujo anime izlemişim de sonunda çift olmuşlar ama hiç el ele tutuşmadan anime final vermiş gibi hissediyorum. üslubu beğenmedim, 50. sayfadan sonra akıcılığı fena değildi ama sonu da tatmin etmedi. C karakterine bir derinlik verilmeye çalışılmış (Ayşe’ye babasıyla geçmişinden vs. bahsediyor.) ama o kadar bayat ve sığ durmuş ki. yani babanla aran kötüydü diye bok gibi biri mi oldun. vermeye çalışılan ‘bahane’ çok komikti. 5 puan da verebilirmişim.
Aylak AdamYusuf Atılgan · Yapı Kredi Yayınları · 201771,1bin okunma
10/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2026 77. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Mayıs 2026 13:11
Emil Michel Cioran bu kitabını daha 23 yaşındayken bitmeyen uyku sorunlarının getirdiği umutsuzluk ve varoluşsal krizler nedeniyle kaleme alıyor. "Hiçbir şeyden hoşnut değilim. Beni Tanrı seçselerdi bile anında istifa ederdim, dünya bana indirgenseydi, bütün dünya ben olsaydım kendimi parçalar ve un ufak ederdim" Umutsuzluğun Doruklarında Cioran'ın farklı konularla (umutsuzluk, aşk, din, acı, ölüm, intihar v.b) ilgili düşüncelerini yazdığı felsefik denemelerden oluşuyor ama özellikle umutsuzluğun üzerinde duruyor. Cioran için umutsuzluk bir çaresizlik hâli değil aksine hayatın tüm gerçeklerini dürüst bir şekilde dile getirmenin sonucu. E. Michel Cioran doğumu hata, hayatı da anlamsız buluyor. Fakat "intihar fikrini"nin getirmiş olduğu özgürlük sayesinde intiharı yaşama tutunma sebebi olarak görüyor. "Kurtuluş yalnızca unutuşta. Her şeyi unutabilmek, kendimi de tüm dünyayı da unutmak isterdim." Bence Cioran'a başlangıç için muhteşem bir kitap. Keyifli okumalar.
1000Kitap
Umutsuzluğun DoruklarındaEmil Michel Cioran · Jaguar Kitap · 20192,093 okunma
Bir Çin Mantısının İmparatorluk Macerası ve Salaklığı
6/10
·280 syf.··
Beğendi
·
2026 70. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2026 17:36
Konusu: Larriet Belois, sıcak bir yaz günü giyotinin altında hayata gözlerini yumar. Ailesi, yeni İmparator tarafından vatana ihanet gerekçesiyle acımasızca katledilmiş ve en sona da o bırakılmıştır. Larriet ölürken İmparator Lupert'a lanet eder ama gözlerini yeniden açtığında kendini cennette değil, geçmişe dönmüş bir vaziyette bulur. (Biliyorum, bu konu artık bayıyor ama yapacak bir şey yok; yazarı, çizeri ben değilim sonuçta.) Larriet durumunun farkına vardıktan sonra gelecekte nasıl kendini ve ailesini hayatta tutabileceğini düşünmeye başlar ve çözümü ileride imparator olacak çocukla, yani Lupert'la çok yakın bir ilişki kurmakta bulur. Eğer kendini yeterince sevmesini sağlarsa onun elinden gelecek olan ölümü engelleyebileceğini düşünür fakat işler sandığı kadar kolay hallolmayacaktır elbette. Çünkü Lupert, henüz çocuk olduğu o dönemde kendisini destekleyebilecek kimsesi olmadığından ötürü diğer kardeşleri tarafından bir tehdit olarak görülmemek adına hayatını bir kız olarak sürdürmektedir. (Çünkü Lupert ve abisiyle ablasının anneleri farklı, ayrıca Lupert'ın annesi alt tabakadan bir dansçı olduğu için de işi ayrıca zor.) Larriet ise ailesinin tüm itirazlarına rağmen bir şekilde saraya gitmeyi başarır ve kimsenin sevmediği en küçük, güçsüz prensesin nedimesi olmak istediğini söyler. Bu şekilde, her ne kadar Lupert'tan nefret etse de en başından itibaren onu destekleyecek ve ileride de kendisine merhamet etmesini umacaktır. Şimdi ben bu webtoonu daha önce okudum. Tabii o zamanlar hâlâ devam eden bir seriydi. Sonunda tamamlandığı için de tekrardan okumak istedim. Bu arada hikâyeyi internetten fansub çevirileri ile okuduğumu da belirtirim; yani herhangi bir ad, vs. farklılığı varsa suçlusu kesinlikle ben değilim. Aslında 폐하, 또 죽이진 말아주세요 1 (Your Majesty, Please Don't Kill
1000Kitap
폐하, 또 죽이진 말아주세요 1Eclair · 파인툰 [FineToon] · 202218 okunma