Sancar
Sarp yamaçları derin yarlarla doludur
Uçurumları ürkeklere, korkaklara hep borandır
Her nevi baharı, yazı sekisinde barındırır
Benim doğduğum büyüdüğüm Sancar.
Azametli duruşuyla gölge etmemiş kimseye
Boranlara sed, kılavuz olmuş kıbleye
Sade neft kokuludur menekşesi, sümbülüyle
Asırlar boyu Yörüklerin konduğu Sancar.
Oyunlar oynadığım saklambacına şahit
O büyülü duruşuyla adını almış sanı kayıt
Muhkem mevkidir benim doğduğum, büyüdüğüm
Cevizine, incirine devasa duran, çınarlı Sancar.
İki göz bir kilerdi baba ocağında doğmuşum
Yuvakla sallanır hatılları, sanırsın ninnidir
Ser vermedi serden geçilir mi sıla-i rahim
Gelinciği, çınarı,meşesi, çamlarıyla Sancar.
Nice kuzularını gütmüşümdür, Karlı Karatepesi’nde
Nice keliklerim kalmıştır, Elitalip’te Kızıl Ürtük’de
Nefesim durur yalınayak, Çulfalık Gediği’nde
Ulu ladini gök kubbeye aşina, yücesin Sancar.
Boyun’da körebe, Kızıllar’da nefes üflediğim
Koyunluğun taşlarında, dizlerimi kanattığım
İnin önünde seyran eyleyip, umarsızca yattığım
Dili lâl, gözü ağma olanlara ferdir Sancar.