Öylesine anlatılmaz bir korkuya, suçluluk duygusuna ve utanca kapılmış, o anda kendimi öylesine savunmasız hissetmiştim ki bu sahneyi yaşamım boyunca bir daha aklımdan çıkaramadım. İşin can alıcı tarafı da bütün bu olumsuz hislerin, buz gibi suçlamalarla beni yatağımın içinde sus pus eden, yenilgiye uğratan babamın etrafında kümelenmiş olmasıydı..
Reklam
Bazı anneler bebekle babanın arasının çok iyi olmadığına inanır ve her fırsatta ikisini bir araya getirmeye çalışır. Çocuk istifra edince baba kızar, anne üzülür. Hôlbuki babalık duy­gusu annelik gibi değildir. Onların yenidoğan bebek­lerle özel ve hazır bir bağları yoktur. Hatta birçok baba günlük işlerin telaşıyla evdeki bebeği unutabilir. Bunlar gayet normaldir. Ancak iki buçuk-üç yaşından sonra babayla çocuk adım adım birbirine bağlanır. Ondan önce çocuğu babaya bağlamaya çalışmak ya da bu konuda tazyikte bulunmak duyguları hazır olmayan babayı zorlamaktır. Bu tutum ise iki tarafı birbirinden uzaklaştırır. Erkeklerin çocuklarına yakınlaşması, onlarla bağ kurması için içlerinde bazı duyguların uyanması gerekir. Bunu da ancak çocuk yapar.
Timaş Yayınları·Kitabı okudu
Atatürk’ün anne ve baba tarafı Balkanlar’a yerleştirilmiş Yörük Türkmenlerdendir. Ali Rıza Bey ile Zübeyde Hanım evlendiklerinde babası 31, annesi 14 yaşındaydı ki o dönemde 14-15 yaş kızların evlilik çağı kabul edilmekteydi. Ali Rıza Bey 42 yaşındayken Mustafa doğmuştur. Bu durumda babası Ali Rıza Bey 1886’da vefat ettiğinde Mustafa Kemal altı-yedi yaşlarında olmalıdır.
1000Kitap
Karı koca olmanın en güzel tarafı nedir biliyor musun? Yıllarca birbiriyle yaşamış bu iki insanın gözleri birbirinin üstün-dedir. Onların öykülerini birbirleri dışında en iyi kim bilebilir? Oykümüz yalnızlıktan kurtulmuştur. Bizi seven, bize değer veren birinin belleğindedir. Anne baba olmanın en güzel yönü de budur. Annen ve ben, doğumundan itibaren senin varlığına şahitlik ettik. Senin kişisel tarihini en iyi biz ikimiz biliyoruz. Bu çok güzel bir duygu.
Dr. Fethi Yeken
“Türkiye'deki İslâmî çevrelerin yakından tanıdığı ve kitaplarını okuduğu/okuttuğu Fethî Yeken, 1933'te Lübnan'ın Trablus şehrinde dünyaya geldi. Baba tarafi Türk asıllı olan Yeken -soy ismi Türkçedeki "yeğen" kelimesinin Arapçalaşmış haliydi-, küçüklüğünden itibaren babaannesinin gözetiminde sağlam bir dinî eğitim aldı. Gençlik yıllarında tanıştığı Müslüman Kardeşler Teşkilâtı'na bütün varlığıyla bağlanan Yeken, 1964'te bir grup arkadaşıyla birlikte ihvân ideolojisi temelinde faaliyet gösterecek olan Cemaat-i İslâmî’yi kurdu. 1992'de milletvekili seçilinceye kadar teşkilâtın liderliğini yürüttü, ardından birtakım ihtilaflar sebebiyle Cemaat-i İslâmî’den ayrılarak İslâmi Eylem Cephesi'ni oluşturdu.”
Sayfa 96 - Fethi Yeken’in Mirası
Reklam
Reklam