Puan vermedi·604 syf.··
2026 42. kitabı
·
30 günde okudu
·
Okunma: 19 Mart 2026 23:06
22.00 saatinde arabanın bal kabağına, benim külkedisine dönüştüğüm bir ay sona erdi. Bu 1 saat boyunca yerimden kimse kaldırmadı beni. İkinci saat esnekti. Dağda bayırda da dinledim. Olsun. Ben çok çok razı oldum, Allah da Akif hocadan razı olur inşallah. Hayatımda ilk defa bir mukabeleye katıldım ama en iyisiydi. Eminim. En azından olabilecekler içerisinde, bu da bana yeter. Kıraatin ne olduğunu bile bilmeyen bir seren için bu olay çok fazlaydı ama bunu anlatmak zor. Bazen nimetin içinde doğanlar için doğal olan şeyler bazılarımız için böyle olabiliyor diyeyim kapatayım. Akif hocamın duası üzerine ne diyeyim bilmiyorum, amin. Sadece nefsime söyleyebilirim bir şeyler o da artık sesli değil sessiz olsun. Dedem için bir atak yaparım demiştim yaptım. Galiba ben çok safım, bugün bir daha ikna ettiler beni. Bana öyle davranmaz demiştim. Hiçbir farkım yokmuş. Canı sağ olsun. Kalbimin bir yerinde yine severim ama haber vereceğimi sanmıyorum bir daha. Çünkü ilk defa güvendiğim dağlara kar yağmıyor, ilk defa hayal kırıklığına uğramıyorum ama bu da çok zormuş. Hayatım alt üst oldu mu bilmem ama üç şeyi kesin kabul ettim bugün. Bir. Benim kalbim ağır hasarlı, bir daha ayağa kalkacağını sanmıyorum ve de istemiyorum, daha yeni tekrar ikna oldum buna. Tamam. İki. Dostluktan anladığım herkesinki ile uyuşmuyor bunu da yeni tecrübe ettim, büyük konuşmayım bir daha istemiyorum kimseyi, herkesin Allah gönlüne göre versin. Üç. Kan bağı. O öyle basit bir şey değil derdim ama o da öyle değilmiş bugün yüzüme acı çarptı. Haa. Berbat bir tespitim daha var. Maalesef benim adalet kavramım da beğenilmiyor. Bu da dördüncüsü. Halbuki adalet şu kainat kitabının da en önemli konusu. Adalet çok kıymetli. Nasıl bu kadar kolay göz ardı ediliyor anlamıyorum. Artık kimse için çabalamak istemiyorum.
Kur'an-ı Kerim
Kur`an-ı KerimKolektif · Semerkand Yayınları · 20232,984 okunma
Puan vermedi·125 syf.··
2026 283. kitabı
Harika bir uzun hikaye. Cinsel ve psikolojik gerilim muhteşem yansıtılmış. Karakterleri kusursuz bir şekilde analiz ediyor. Hikayenin merkezinin Henry'den David'e geçişi, bir nevi ava giderken avlanmayı çağrıştırıyor. Biri üst biri alt sınıftan gelen ve birbirini çatışmalarla tamamlayan akıllı-problemli-güzel-sıra dışı iki genç kadın hikayeyi sürüklüyor. Sanattan yola çıkarak iç hesaplaşmaya varış. Dada! Soyutlama... Figüratif babamdır. The Great Beautiful ve Youth filmlerindeki huysuz-deha-yaşlı-zengin tip gözümde canlandı. (Henry) Ölmüyor şerefsizler, çok canları var.
Film
Abanoz KuleJohn Fowles · İletişim Yayınları · 1990195 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Linç İncelemesi = Linceleme (Delilere cevap vermek)
2/10
·172 syf.··
2025 47. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 30 Eylül 2025 14:22
Kendisi sürekli; "gerçeği bize şu vermez, bu vermez..." deyip duran, ama meditasyon ve zen-buda gibi öğretiler konusunda bir fanatik gibi savunma yapan, 1990'a kadar bir kanaat önderi gibi takılan Osho, istediği kadar samimi olsun, inandırıcı değil... Kitabın özü aslında çok eski bir yanılgının eseri. Yanılgı şu ki; "Duyularımız bizi yanıltıyor. O zaman sezgimize güvenelim." Bu fikir, presokratik filozoflarda da sokratik filozoflarda da değişik biçimlerde öne sürülmüştür. Bu fikir, dinlerin temelini atmıştır desek, çok küçük bir abartı ihtimali ile doğru söylemiş oluruz. Bu fikrin yanılgı olan tarafına gelirsek; "Ne yani sezgilerimiz bizi yanıltmıyor mu?" sorusunu soruyorum. "Gözlerimiz bazen ışık oyunlarına kanıp bir şeylerin yansımalarını başka bir şeye benzetiyor, o zaman inanması daha saçma olan bir şeye inanalım!" demek gibi bir şey bu. Bizi %60 ihtimalle yanıltan bir organizasyona sahibiz diyelim, %75 yanıltan bir organizasyonu buna tercih eder miydik? İstatistiğini tutmak zordur, evet, katılıyorum. O zaman bir de şu açıdan bakalım: Aktarılabilirlik! Duyularla algıladıklarımızı düşünsel bir süreçten geçirip bir başkasına yine duyular yoluyla aktarıyoruz. Oysa sezdiğiniz bir şeyi aktarma, (ki telepati bilmiyorsanız yine duyular yoluyla aktaracaksınız) aktarsanız bile aynı sezgiyi yaratmak mümkün mü? Oysa aynı (hemen hemen aynı) düşünmeyi oluşturmak mümkün. Kitapta anlatılan herşeye, yalnızca yukarıda yazdıklarımla cevap vermek yeterliydi. Başka hiçbir şeye gerek yoktu. Çünkü kendisi, çok eski, tartışılmış, pek çıkar yolu kalmayınca, mistikler dünyasında yerini almış, insanlığın ilerlemesine hiçbir katkısı olmamış, kimseyi memnun etmemiş, memnun ettiklerini de ayakta uyutmuş bu fikri tekrar tekrar ısıtıp ısıtıp önümüze koyuyor değişik sayfalarda. Hâlâ bize
SezgiOsho · Ganj Yayınları · 2016410 okunma
Baba Evi (Orhan Kemal)
Puan vermedi
Baba Evi #y:34 Toplumcu ve realist bir yazar olarak Türk edebiyatında özgün bir yeri olan Orhan Kemal’in hayatından izler taşıyan otobiyografik eserlerinden oluşan “Küçük Adamın Romanı” serisinin ilk kitabını “Baba Evi” oluşturuyor. “Küçük Adamın Romanı” serisi, “Baba Evi”, “Avare Yıllar”, “Cemile”, “Dünya Evi” ve “Arkadaş Islıkları” romanlarını içeriyor. Romanın baş karakteri “Küçük Adam”, Balkan göçmeni kalabalık bir ailenin 5-6 yaşlarındaki küçük çocuğudur. Doğduğu yıl, babası Çanakkale Savaşı’ndadır. Dedesi, onun doğduğunu babasına çocuğun diliyle; “Ben de dehr'in sitemin çekmeğe geldim dehr'e! (Ben de dünyada dert çekmek üzere doğdum)” diyerek telgrafla bildiriyor. Aile, Anadolu’ya geçtiğinde önce Konya, sonra da Adana’da yaşamaya başlıyor. Konya’da yaşarlarken, babası Kurtuluş Savaşı’na katılmak üzere Ankara’ya geliyor. Aile, Konya’da Ermeniler’den kalan eski bir evin alt katına yerleşiyor. Ancak, halkın arasındaki bazı kişilerin toplanıp, “gavur hükümeti” olduğunu iddia ettikleri Ankara’ya karşı sokaklara dökülmeleri ve bu esnada yaşanan olaylar nedeniyle Konya günleri, aile için kabusa dönüşüyor. Orhan Kemal, kendisinde de hayat boyu izler bırakan Konya günlerini romanda şöyle anlatıyor; “Birdenbire bir isyan içinde bulduk kendimizi, yahut da bana öyle geldi. Keçe külâhlı, poturlu insanlar, yerlere kaba kaba basarak koşuşuyorlar, ‘İstemezük, biz bu hükümeti istemezük!’ diye bağrışıyorlardı. Soran olursa, kömürcünün oğlu olduğumu söylememi sıkı sıkı tembih etmişlerdi. Babaannem, babama ait ne kadar kitap, kağıt, fotoğraf, kılıç, tüfek varsa, daha doğrusu Ankara'daki babama ait ne varsa hepsini yatakların pamukları içine, tavan arasına saklamıştı. Alaettin tepesinden atılan kurşunların bizim evin üst kat pencere camlarını kırıp Ermeni mektebine, Ermeni
Baba EviOrhan Kemal · Everest Yayınları · 20082,758 okunma
Sizlere papatyalarla süslenmiş acılarımı emanet ettim
10/10
·306 syf.··
Beğendi
·
2025 27. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 27 Mayıs 2025 01:56
Şimdiye kadar birçok kitabın incelemesini yaptım ve bu sefer kendi kitabımın incelemesini sizler için yazmak istedim. Çünkü incelemelerdir bir kitabı meraklı kılıp, okuma isteği uyandıran. Her zaman dediğim gibi önce şair sonra şiir. Şiiri anlamak şairini tanıyıp, bilmekten geçer. O nedenle biraz kendimden bahsetmek isterim. Hayatta herkesin bir imtihanı vardır. İmtihansız kul olmaz. Adı da doğar doğmaz kimliğine Çilem yazılınca, o insanın derdi, çilesi, hüznü biter mi? Benim ruhumda taa çocukluğumda kırıldı. Babam, hep oğlan çocuk özlemi çekermiş, ben ve diğer kız kardeşim doğduğumuzda bizi hiç sevmemiş. Küçükken dışarı çıkmamız, oynamamız yasaktı. Oyunlarım olmadı mesela, hayatı hep cam kenarından seyrettim. O zamanlarda dahi okumayı çok sever, onlara sarılırdım. Babam, okumayı severdi. Evde büyük bir kitaplığı vardı çocukluğumdan ve o kabus dolu evden ayrılana kadar babamın bütün kitaplığını okumuştum. Babam, öfkeli, sert adamdı, dediğim dedikti, bize karşı katı kuralları vardı. Annemse babamın evinde liseyi bitirdi ve biz ilkokul bire başladığımızda çalışmaya başladı, ne evimizle ne de bizimle ilgilendi. Bütün hayatı kariyer yapmak, çalışmaktı. Kardeşim ve ben ebeveynlerimizin İlgi ve şefkati ile büyümedik. Bizleri büyüten acılarımızdı. Daha küçük yaşlarda, ilkokula giderken ayağımın altına tabure koyup, bulaşıkları yıkardım. Annem çalışmaya başlayınca evde ne temizlik, ne yemek yapardı. Babamsa titizdi, ufacık bir kire, toza katlanamaz, her şeye bağırır, çağırırdı. Küçük yaşlarda kardeşim ve benim üzerimize birçok sorumluluk yüklenmişti. Babam, annem eve geç saatlerde geldiğinde çok sinirli olurdu. İçki masasını kurar, annemi o içki masalarında beklerdi. Annem eve gelene kadar bizim sudan sebeplerle yemediğimiz, dayak hakaret kalmazdı. Kabus dolu bir geceden
Şiir
Yüreğime Papatyalar EktimÇilem Öztürk Karatepe · Lora Yayıncılık · 202415 okunma
Puan vermedi·120 syf.··
Beğendi
·
2025 2. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 05 Mart 2025 22:51
Bir çocuğun gözünden Kurtuluş savaşı yıllarını anlatan çok güzel,etkileyici bir çocuk kitabı.Kesinlikle her çocuk bu kitabı okumalı diye düşünüyorum. Şimdi kitaptan bazı alıntılar paylaşıyorum. *Mustafa Kemal Paşa ne yapacakmış ki şiiri? Ben de çok düşündüm…Bence bu uyandırma şarkısı gibi bir şey.Hani herkes uyansın,herkes birlik olsun,birbirine sarılsın,kocaman bir ordu olsun diye.” Syf57 “Umudun ne olduğunu o komşudan daha iyi biliyordum ben.Şehre gelen gazinin peşinden belki babamdır diye koşuyordum ama o bizim eve gelmiyor,başka eve gidiyordu.Al sana umut!”syf83 “Cephede,savaşın ortasında kitap okumak mı?İşte buna çok şaşırmıştım.”syf85 “M.Kemal cephede bile kitap okuyacak kadar gerçek bir kitap tutkunudur.Binlerce kitap okumuştur.Biraz da onun için büyük bir adamdır.Okuduğu bilinen kitap sayısı 4.300 den çoktur.”syf86 “Nasıl ki vatansız çocuk olmazsa,çocuksuz da vatan olmaz.İkisi de önemli,ikisine de sevin,sevinmek parayla mı ?”syf95 “Cephedek tüm babaları gördüm ben.Senin baban bundan böyle Cumhuriyettir çocuk,dedi”syf103 “Cumhuriyet de bizim için böyle oldu.Dimdik durdu Türkiye.Cumhuriyet’ten destek alarak büyüdü.Bende ondan destek alarak büyüdüm.”syf111
Edebiyat
Cumhuriyet'in İlk Sabahıİlber Ortaylı · Kronik Kitap · 20234,653 okunma