Geçmiş ve geleceği birbirinden ayıran tek çizgi,içinde bulunduğumuz andı ve biz ,çizginin kendisinden çok ,onun birbirinden ayırdıkları ile ilgileniyorduk. Belki de hep o çizginin üzerinde durduğumuz için o bizden bir parça gibi oluyordu. Oysa geçmiş uğurladığımız bir misafir , gelecek ise henüz tanımadığımız bir yabancıya benziyordu. İkisi de bizden değildi. Bizden olmayanlar ise bizim dikkatimizi her zaman daha fazla çekmişlerdi.
Öyle ya... Yoktan var oluyordunuz birdenbire. Ancak bir kere var olduktan sonra yokluğu yaşayamadığınız için var olmanın değerini kavramak güç olabiliyordu kimi zaman. Belki de en iyi kavrayışa yokluğa yeniden yaklaşırken ulaşıyordunuz. İki yokluk arasındaki bir çizgiydi yaşam ve en temel mutluluk bu çizginin üzerinde olabilmekti galiba.
Hem zaten karşına doğru kişi çıktığında, o zaman kendi kendine şimdikinden daha çok güveneceksin, buna inanıyorum ben. O yüzden yarım yamalak şeylerle yetinme. Bu dünyada tek başına yapacağın şeyler olduğu gibi iki kişi olmadan yapamayacağın şeyler de vardır. İkisini denge içinde yürütmek önemlidir.
Her an ölümle yüzyüze kalabilirim . Ama yaşayabildiğim sürece ölümü karşılamaya gitmem gerekmez .Birgün ister istemez ölümle karşılaşacağım;
bu önemli değil . Önemli olan benim yaşamımın yada ölümümün başkalarını nasil etkileyeceği...