Dostlar!
Romalılar!
Vatandaşlar!
Dinleyin beni!
Ben buraya Oblomov’u gömmeye değil övmeye geldim.
Yüzyıllardır, haksız yere, tembel miskin vb kötü sıfatların vücut bulmuş hali olmakla suçlanan pek saygıdeğer Oblomov abimizin, iade-i itibarını gerçekleştirmek üzere bunları yazıyorum.
Bezgin Bekir ile Garfield karışımı bu yüce şahsiyetin, biz cahillerin göremediği bir “fıçısı” vardı ve hayatına müdahale eden durum veya kişilere sadece, “gölge etme başka ihsan istemem” diyordu, kendi tarzında.
Buna rağmen aynı şeyi yapan Diyojen kadar karizmatik olamadı, heyhat!
Kendisinin zıttı yani doğru, sorumluluk sahibi ve örnek insanlar olarak ortaya sürülen karakterler Oblomov’un tırnağı bile olamazlardı.
Bir kısmı bohem bir hayat felsefesine sahip “sabaha kadar dance” grubu zıpçıktılardan oluşurken; geri kalanları ise bir şekilde “yırtmanın” peşinde olan tatlı su balıklarıydı sadece.
Mabadını abad etmesi yönündeki arkadaş ricalarına, Nazan Öncel’in “ Bu havada gidilmez, güneşli günde gidilmez, aslında hiç gidilmez” mısraları ile karşılık verdiğini kesinlikle ret etmiyoruz.
Bu reddiyelerinin altında yaşadığı obsesif kompulsif belirtileri ve panik atak nöbetlerini ise görmek kimsenin işine gelmiyordu.
Bilmiyordu! Yaşamayı bilmiyordu.