Doğa Tarihi

7,1/10  (8 Oy) · 
17 okunma  · 
3 beğeni  · 
917 gösterim
Dünyanın kendi etrafında dönmediğini hissettiği an paniğe kapılıveriyordu Doğa. İçinde bulunduğu iş ortamı da bu paniği acımasızca köpürtüyordu. Hep merkezde olmalıydı. Hep farklı olmalıydı. Farkı fark edilmeliydi. Kalitesi gözle görülmeliydi. Kesintisiz olarak arzulanmalıydı. İştah, takdir ve kıskançlık dolu gözler hep üzerinde olmalıydı. Yıllar sonra sağda solda küçük adamların belirmeye başlaması da bu takıntının eseri olacaktı.

Doğa, 420 aylık bir bebekti. Pembemsi. Lacivert lensli. Ilık kokulu. Göğüslerine silikon yaptırsa mıydı? Site güvenliğinin yanından yavaşlayarak geçiyordu. "Etiniz nasıl pişsin Doğa Hanım?" Plazanın eksi yedinci katında yarı İngilizce yarı Türkçe PowerPoint sunumu yapıyordu. Cafe Jungle. Londra. Sepultura tişörtü. Elektronik sigara. Doğa'nın en sevdiği mevsim, yazdı. Facebook'ta yorumlar çook güzeldi. Doğa, "bomba gibiydi". Alev olmasa, şu küçük kırışıklıklar, Onur ve diğer metal turnikeler...

Hakan Bıçakcı, metropol tekinsizliğine bu defa bir kadının gözünden bakıyor. Rekabetin, teşhirin, güzel ve mutlu görünmenin dayanılmaz baskısını Doğa'yla resmediyor.

Doğa Tarihi, plaza-site-alışveriş merkezi üçgeninde sıkışmış hayatları anlatan, günümüzde geçen bir distopya.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Mayıs 2014
  • Sayfa Sayısı:
    227
  • ISBN:
    9789750515354
  • Yayınevi:
    İletişim Yayıncılık
  • Kitabın Türü:
Bahar Acar 
23 Oca 2016 · Kitabı okudu · 17 günde · 1/10 puan

Hakan Bıçakçı'nın okuduğum ilk kitabıdır. Buna başkaları da eklenir mi hiç bilemiyorum. Zira son sayfaya kadar sabırla okuduğum için kendimi tebrik edeceğim şu an. Hep bir umutla çevirdim bi'sonraki sayfayı: evet şimdi değişecek, şimdi sarsacak romancı hem bizi hem Doğa'yı... Ama heyhat! "Yapay" olduğunu bu kadar hissettiren başka bir roman kahramanıyla tanıştığımı hatırlamıyorum. Kahramanımız zamanında Sartre, Camus, Kafka, Proust okumuş, ama birden biri (aslında bir olay, ama o kadar basit ki. Üstelik yazar bu "çarpıcı" buluşunu birkaç kez de açıklıyor.) kızımızı ters çevirip beyin namına ne varsa boşaltmış kafasından: işte karşınızda plaza kızı! İnanılmaz!! Ne anlatımda bir güzellik, ne olayda bir çarpıcılık ne de roman kişisinde bir inandırıcılık... Benim için bir hayal kırıklığıydı.

Kitaptan 7 Alıntı

Sadettin TANIK 
15 Oca 2016 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Kendi ülkesinde heykelleri yakıp yıkan politikacılara işleri yolunda gidiyor diye oy verip, yurtdışı gezilerinde heykellere sokulup otuz iki dişini göstererek gururla poz veriyordu...

Doğa Tarihi, Hakan BıçakcıDoğa Tarihi, Hakan Bıçakcı

“Kimse romantik filmlerde veya aşk romanlarında olduğu gibi sevdiğini elde etmiyordu. Elde ettiğini seviyordu. Elde ettiğini sevdiğini sanıyordu.”

Doğa Tarihi, Hakan BıçakcıDoğa Tarihi, Hakan Bıçakcı

“Canını neyin sıktığını anlatamıyordu bir türlü. Sanki bilmediği bir dile ihtiyacı vardı, doğru aktarabilmek için. Elindeki kelimeler hiçbir şeyi açıklayamıyordu. Sadece yaşananları yeniden tarif ediyordu...”

Doğa Tarihi, Hakan BıçakcıDoğa Tarihi, Hakan Bıçakcı
Mine 
03 Nis 2015 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Cehennem, acı çektiğimiz yer değildir; acı çektiğimizi kimsenin duymadığı yerdir.

Doğa Tarihi, Hakan Bıçakcı (Hallâc-ı Mansûr)Doğa Tarihi, Hakan Bıçakcı (Hallâc-ı Mansûr)
Mine 
03 Nis 2015 · Kitabı okudu · 8/10 puan

İçi kaçma hissiyle doldu. Kendinden kaçmak istiyordu. Tüm hızıyla koşarak...

Doğa Tarihi, Hakan Bıçakcı (Sayfa 125)Doğa Tarihi, Hakan Bıçakcı (Sayfa 125)
Mine 
03 Nis 2015 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Kendi gözleriyle değil, başkalarının gözleriyle bakıyordu kendine.

Doğa Tarihi, Hakan Bıçakcı (Sayfa 19)Doğa Tarihi, Hakan Bıçakcı (Sayfa 19)
Burcu TANIK 
 01 Tem 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

'' Herkes güler. Kurumsal kahkahalarını ortalığı dağıtmamaya özen göstererek etrafa saçar. Bu, sosyal gülmedir. Sadece ağızla yapılır. Gerçek gülmede olduğu gibi gözler devreye girmez. Sosyal sosyal gülünür, sonra dağılınır. ''

Doğa Tarihi, Hakan Bıçakcı (Sayfa 23)Doğa Tarihi, Hakan Bıçakcı (Sayfa 23)