“Bak, ustam,” dedi. “Yiğit, yürekli, aslan ustam, filler hiç yenilir mi? Bu dünya dünya oldu olalı kim görmüş karıncaların filleri yendiğini? Bu dünya böyledir ve hem de bu dünya hiç değişmez. Fil fildir, karınca karınca... Filler yönetecek, onların işleri bu; karıncalar çalışacak, filler yan gelip yatacak, en güzel yiyecekleri onlar yiyecek, en güzel giysileri onlar giyecek, en görkemli saraylarda onlar oturacak... Karıncalarsa işte böyle, halleri duman, yıl on iki ay çalışıp sonunda ellerindekini avuçlarındakini fillere verecek, kendileri de açlıktan kırılacaklar. Doğanın yasası bu; insanların, o kendilerini doğanın kutsal yaratığı sanan o övüngeç insanların da yasasından biri bu. Bu dünya böyle gelmiş böyle gider. Düşün bir ustam, bir düşün kardeşim, şuraya bir dağ kadar karınca toplansak bir araya, bir tek fil saldırsa bize, ne oluruz?”