"Bizim tarihimizde dört devremiz var... Mekteplerimizde doğru tarih okutulmadığı için bilmiyorsunuz. Birinci devir Kanunî’ye kadar olan devir... Bu vecd devresidir. Türk ne yapmışsa bu devirde yapmıştır. Kanunî bir büyük miras devralmıştır. Onda “devlet-i ebed müddet”in bütün kıymetleri topludur. Dinde Ebussuud Efendi, “Müfti üs Sakaleyn”dir. Şiirde Bakî, politikada Sokullu... Düşünün; bugünün başvekili mevkiinde... Mimaride ise Mimar Sinan... Kanunî’de iki inhiraf oldu. İki sapma... Kemâl ve
zevâl... Allah’ın kemâl ve zevâl kanunu mutlaktır! Kemâl bir yerde mutlaka duracak, zevâle dönecektir! Servetin gururu...
Birincisi: O zamana kadar Şeyhülislâmlar nasb ile gelmezdi. İstişare divanları yoliyle seçilirdi. Ve, padişaha, “hemen hal’ine fetva veririm!” diyebilirdi. Yavuz’a dediği gibi... Kanunî’de nasb ile gelmeye başladı.
İkincisi: Yahudilere serbesti kanunu bu zamanda çıktı.
Yahudiler saraya kadar girdi.Sahte para “ziyuf akçe” vesaire... Ama saydığım kıymetler de ortada...
Bir de içeride kaba softalar devri... Ve kısa bir zaman
sonra bunların tam sultası... Halbuki, Kanunî dünya çapında bir sultan... Birinci Fransuva İspanyollara esir düşüyor, annesi Kanuni’ye mektup yazıyor ve “Roi du Monde!” (Dünyanın hükümdarı) diye hitap ediyor. “ Ey dünyalar kralı oğlumu kurtar!” diye yalvarıyor. Nasıl kurtarır?.. İspanya sahillerine bir kadırga yollanır, 24 saat içinde Fransuva serbest bırakılmazsa, Donanmayı Humayûn sahillerinizde olacaktır!” diye haber yollanır. Üç saat içinde Fransuva serbest bırakılır... İşte İmparatorluk budur!... Fakat güneş öğle zamanını atlamış, zevâl başlamıştır! Akşama doğru gidilmektedir. Yoksa, Sarı Selim İmparatorluğu bu kadar çabuk sendeletemezdi.
Sarı Selim zamanında kaba softalık iyice azmıştır! Evet; kaba softa...