Son dönemde okuyup da kendimi onda bulduğum çok nadir eser var: Kuşlar Yasına Gider. Babamla sözsüz iletişim ilişkim, ailedeki hastalıklar, gurbetteki oğul, türkülere sevdalı bir gönül, yolculuklarla türküler arasındaki ilişki, her şeyden önce Ege coğrafyası ve kültürü, kasabaları, köyleri hepsi aşina… Ege’den İç Anadolu'ya ıssız bozkırdaki yolculuklar bile tanıdık… Kitabı baharda okudum, kışta değerlendirdim. Kuşlar Yasına Gider romanını genel olarak değil biraz türkü ile ilişkisi çerçevesinde değerlendireceğim:
“Böylece ben türkülerin içinde ilerledim saatlerce, türküleri tırmanıp türkülerden indim, türkülerden geçtim, türkülerde mola verip türkülerden hareket ettim…”
1- Roman bir Ardahan türküsüyle açılıyor:
Bu yol Pasin'e gider
Döner tersine gider
2- “...arabanın radyosunu açmış, o an karşıma çıkıveren Seyit Çevik'ten "avluda bağlıdır yiğidin atı" türküsünü dinliyordum":
"Avluda bağlıdır yiğidin atı
Her nere varsa söylenir medhi
Altına batırsan da eyi olmaz kötü
Aslı ham demirden cevherdar olmaz”
Gam gasavet çekme divane gönül
Her zaman da dünya başa dar olmaz
Yıkılıp düşene gülme sakın
Yiğit düşüp kalkmayınca belli olmaz"
Seyit Çevik’i kim sevmez, Anadolu bozkırının Muharrem Ertaş, Neşet Ertaş, Hacı Taşan, Çekiç Ali gibi son kalan Abdal ozanlarından. Ya o türkünün, koşmanın sahibi Karacaoğlan’ı kim bilmez, sevmez…. Sadece bu seçimlerle bile kıymetli bir eser.
3- En sevdiğim türküler arasındadır: “Aşağıdan gelir gelinin göçü” ya da başka adıyla "Sürüler içinde sürmeli koyun"... Birçok kişi söylemiş hem de çok iyi söyleyenler de var ama bu türkü onun... Yine Abdallardan yine bozkırdan... Yine bir Hacı Taşan klasiği. Hem sazı hem sözüyle:
"aşağıdan, gelir gelinin göçü
gelin mi ettiler canımın içi
beş sene sakladım verdiğin saçı
ne yandasın sürmeli palazım ne