Gelmezse gelmesin. Çiçeklerden hiç hazzetmez zaten. İstisnasız hepsine çerçöp deyip geçiyor, birini ötekinden ayırmıyor; üstelik kendince bunu üstünlük sayıyor. Ben umurunda değilim, çiçekler umurunda değil, rengârenk akşam göğü umurunda değil. O gitsin mis gibi yağan yağmurdan korunmak için kendine baraka yapsın, olgunlaşmış mı diye karpuzlara güm güm vursun, üzümlerin tadına baksın, ağaçlardaki meyveleri parmağıyla yoklasın. Maldan mülkten başka derdi yok mu bu adamın?
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Daha önce sanattan bahsetmiştim. Toplama kampında böyle bir şey var mıydı? Bu, kişinin neye sanat demeyi seçtiğine göre değişir. Bazen bir tür kabare doğaçlanırdı. Bir baraka geçici olarak boşaltılır, birkaç tahta sıra yan yana itilir veya birbirine çivilenir ve bir program sergilenirdi.
Benim sarayımı yıkıp yerle bir ettikten sonra, şimdi de onun yerine bir baraka kurmaya ve bunu, bana bir yuva diye vererek iç rahatlığıyla bu el açıklığına hayran olmaya kalkma.
Hasankale ilçesinde, Ankara'dan gelen milletvekilleri dert dinliyorlar.
"Beyim, çadırda hepimiz öleceğiz. Bir çare..."
Milletvekili:
"Şimdi yıkılmış bulunan dört köye baraka yaptırıyoruz. Ondan sonra da, sıra size gelecek."
"Ama biz o zamana kadar soğuktan öleceğiz."
Milletvekili :
"Hasankalede, yıkılmamış, sağlam evler de var. Niçin girip oturmuyorsunuz?"
Adam:
"Sağlam ev kalmadı," diyor. "Görüyorsunuz ki her gün de zelzele oluyor."
Hasankalenin 700 insanı dışarıda, çadırda, bir çadırda üç aile üst üste oturuyor.
Milletvekili:
"Hiç sağlam ev yok mu?"
Adam:
"Beyim," diyor. "Güvenilecek ev olsa, bu soğuğa, çadırlara kim razı olur? İnsan bu kışta kıyamette keyfinden bu çadırlarda oturur mu?"