Kaybolmak
Lütfi Akad, ‘’Işıkla Karanlık Arasında’’ isimli kitabının bir yerinde hayatının en büyük dersini nasıl aldığını anlatır. Yıl 1946. Şakir Sırmalı ‘’Domaniç Yolcusu’’ isimli filmini çekecek. Lütfi Akad’ın görevi bir çeşit uygulayıcı yapımcılık. Adapazarı’na gitmeden önce bazı siparişler vermek üzere birileriyle buluşacak. Randevu öncesi kötü gözüken ayakkabılarını boyatmak ister. Taksim Sahnesi’nin önüne sıralanmış boyacılarından birine gider ve sandığına ayakkabısını koyarak: ‘’Çabuk!’’ der, ‘’Acelem var, şişir gitsin!’’
Boyacı eliyle arkadaki boyacıyı işaret eder:
“Arkadaki arkadaşa geç beyim.’’’
’’Neden, ne oldu ki?’’
‘’Ben ayakkabı boyarım beyim, bu benim işim. Şişirme istiyorsan arkaya geç!’’
Lütfi Akad, ‘’Hayatımın dersini alıyordum o anda’’ der ve ayağını çekmeden:
‘’Buyur, bildiğin gibi boya, hakkını ver’’ der…
Hatırladıklarım / ERCAN KESAL