8/10
·166 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 20:23
Kitabı keyifle okudum ancak mesaj vermesi dışında kitapta dişe dokunur bir serim düğüm çözüm yoktu. Kitabın sonuna geldiğinizde “ee şimdi?” diyorsunuz katarsise ulaştırmıyor. Bazı uç benzetmeler birden fazla kullanıldığı için dudak büktüm açıkçası. Örneğin “karanhindiba tohumu gibi…” bu gibi benzetmelerin maksimum bir defa geçmesi gerektiğini düşünüyorum kitapta. Birden fazla geçince kabak tadına dönüyor. Çünkü akılda kalıcı. Günlük hayatta gözden kaçan, sıradan dediğimiz şeyleri ve olayları nazara vermesi açısından gayet iyi. Sarı marker kalemle beş altı cümleyi çizdim, ince bakış açılarını haiz. 1990 ları yaşayan bugünün 40-50 bandındakilerin alacağı keyif diğer jenerasyonlara göre bir hayli fazla olacak, bunu da not olarak eklemiş olayım. Ama dediğim gibi sürükleyen bir olay ya da hikaye beklemeyin. Bir bakıma ismiyle müsemma bir kitap olmuş :) Sinek Isırıklarının Müellifi Barış Bıçakçı
Sinek Isırıklarının MüellifiBarış Bıçakçı · İletişim Yayınevi · 20244,363 okunma
10/10
·181 syf.··
Beğendi
·
2026 36. kitabı
Kitabın başlangıcı bile Türk’ün ne kadar medeni ne kadar ileri görüşlü ne kadar ince fikirli olduğunu gözler önüne sererek ilerliyor.alparslan’ın Diojen karşındaki tutumu onun onurunu incitmemek için yanında çadır kurdurması fakar ülkesine dönen diyojenin kendi tarafında gözleri oyulması ve ölmesi melikşahın zaferi kardeşine nasip olsun diye dua etmesi takvimin yenilenmesi avrupanın ise 1582 de takvimi düzeltmesi bakın durun daha başlamadık I haçlı seferi 1096-1099: Günaha bulanan hristiyanların tövbe etmesi zengin günahkar için 4 ing altını fakir için 9 şiling bununla da yetmeyip 300 yıllık bir günahkar cezası çıkıyordu din buna bir kılıf buldu ve haçlı seferine katılacak olanların günahlarının affedileceğini duyurdu hatta ölenlerin cennete gideceği Papa II urbanus fransa’ya dönerek Clermont Konsilini topladı fransanın en önemli lideri Tolulouse kontu Raymond de Saint Gilles ve başpiskopos Adhemar de MOnteil talip oldular oluşan haçlı ordusuna katılım büyüktü kadınlar çocuklar herkes içindeydi ( nede olsa günahları affedilip cennete gidecekler ) Bizans imparatoru I Aleksios bu büyük kalabalığı istemedi çünkü geçtikleri yerleri talan edecek çok zarar vereceklerdi ki öyle de oldu .bunun üzerine Aleksios haçlılara refakatçi ordular verdi . Ağustos 1096 yılında 4 esas haçlı ordusu avrupanın değişik yerlerinden yola çıktı . 1.ordu Fransalı Franklar ordusu Vermandois kontu hugue le grand robert courteheuse ve robert flndralı loren kaynaklı orduyu gecikmeyle takip edecek 2.ordu Loren kaynaklı ordu almanyayı geçip balkanlara kuzeyden girecek aşağı loren dükü godfrey de Bouillon kardeşi Baudouin de Boulogne ve kuzeni Bourglu Baudouin 3.ordu Güney Fransalılar ordusu Toulouse kontu IV Raymond veya Raymond Saint -gilles kuzey italyadan balkanlara girip Sırbistan ve Makedonya
Türklere Karşı Haçlı SeferleriRaşid Erer · Kaknüs Yayınları · 200217 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
İnkisâr-ı Hayâl
Puan vermedi·264 syf.··
2026 54. kitabı
Selam canlarım Ben geldim ve sizlere yepyeni bir kitap ile geldim Özge Yıldırım'ın kaleminden İnkisâr-ı Hayâl ile geldiiim Hemen kısacık konusundan bahsedeyim Sofia Vassielou, Kapadokya’da tanınmış bir ailenin kızı olan annesi Mayda ve Yunan asıllı babası Nicolaus’un ölümünün ardından Yunanistan’daki hayatını geride bırakarak Türkiye’ye, Kapadokya’ya geliyor Ancak havalimanına indiğinde, taksiye binmek üzereyken tanıştığı adamla birlikte neye uğradığını şaşırır Çünkü karşısındaki adam, uzun zamandır rüyalarında gördüğü kişinin ta kendisi… Başta bu duruma anlam veremeyen Sofia, havalimanında tanıştığı Serhat Kadıoğlu ile sık sık karşılaşmaya devam ettikçe aralarındaki ilişkinin boyutunu da değiştirmeye başlar Ama bilmedikleri çok büyük bir gerçek var ki Geçmişten gelen sırlar, saklanan gerçekler ve yaşananlar ikisinin de kaderini tamamen değiştirecektir Öncelikle yazarın kaleminden başlamam gerekirse Ben Özge Yıldırım’ın kalemiyle ilk defa bu kitapta tanıştım ve bu aynı zamanda yazarın ilk basılı kitabıymış Kalem genel anlamda akıcıydı. Okurken beni sıkmadı, sayfalar rahat ilerledi diyebilirim Özellikle olayların durağanlaşmaması kitabı daha rahat okumamı sağladı. Yazım dili sade ve boğmayan bir yapıdaydı. Ben yazarın kalemini genel olarak orta seviyede buldum Yine de ilk basılı kitap olması açısından bence güzel bir başlangıçtı Karakterlerimize gelecek olursak öncelikle Sofia Vassielou ile başlayayım Sofia gerçekten tatlı ve sempatik bir kızdı. Türkiye’ye geldikten sonra annesinin ailesine yaklaşımı, Kapadokya’ya adapte olma süreci ve orada eğitim verdiği öğrencilerle olan diyalogları güzeldi Özellikle ortama hızlı alışması ve insanlarla kurduğu bağ hoşuma gitti. Ama Sofia’ya kızdığım bazı noktalar da oldu. Özellikle hastalığı konusundaki bazı
İnkisâr-ı HayâlÖzge Yıldırım · Ulysess Yayınları · 20262 okunma
5/10
·167 syf.··
2026 43. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 16 Nisan 2026 00:00
Bizim Büyük Çaresizliğimiz; dostluk, aşk ve kayıp etrafında şekillenen sakin ama derin bir anlatı sunuyor. Hikaye, geçmişin tam anlamıyla geride kalmadığı, anıların insanın hayatına sürekli geri döndüğü fikri üzerine kuruluyor. İnsanların yaşadıklarını geride bırakabildiğini sanmasının bir yanılsama olduğu, bazı duyguların zamanla silinmek yerine tekrar tekrar ortaya çıktığı hissi güçlü biçimde veriliyor. Aşkın, insanın geçmişini yeniden yazdıran ve tesadüfleri bile anlamlı hale getiren bir güç olduğu vurgulanıyor. Aynı zamanda ilişkilerin kırılgan yapısı, yakınlık ile uzaklık arasındaki ince çizgi ve insanların birbirine tamamen ait olamamasının yarattığı eksiklik anlatılıyor. Hayatın tekrar eden döngülerle ilerlediği, bu tekrarların hem teselli hem de yük olduğu düşüncesi öne çıkıyor. Kitap, sade görünen anlatımının içinde büyük duygusal yoğunluk taşıyan bir melankoli kuruyor.
Bizim Büyük ÇaresizliğimizBarış Bıçakçı · İletişim Yayınları · 201310bin okunma
Bilginin Soğukluğu, Kalbin Bilgeliği
8/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2026 16. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2026 18:14
İskender Pala’nın A-71 romanı, ilk bakışta zaman yolculuğu, kuantum fiziği ve politik entrikalarla örülü bir kurgu gibi görünse de esasen insanlığın kadim meselesine eğiliyor: İnsan, bunca bilgiye rağmen neden hâlâ bilgeleşemiyor? Romanın asıl gerilimi yalnızca zamanlar, devletler ya da ideolojiler arasında değil; insanın aklı ile vicdanı, bilgisi ile merhameti, gücü ile ahlakı arasında kuruluyor. Eserin merkezinde bilgi ile bilgelik arasındaki ince ama hayati fark var. Bilgi çoğu zaman aklın, hesaplamanın, analiz etmenin alanında kalır. Bilgelik ise bunların ötesine geçerek kalbi, vicdanı ve merhameti de içine alır. Pala’nın romanı, aklı küçümseyen romantik bir metin değil; fakat aklın kalpten koparıldığında ne kadar soğuk, tehlikeli ve yıkıcı hâle gelebileceğini gösteren bir anlatı. Bu nedenle A-71’de akıl ile kalp karşı karşıya getirilmez; aksine insanlığın kurtuluş ihtimali, ikisinin dengeli birlikteliğinde aranır. Romanın günümüz Ortadoğu siyasetine, devletlerin çıkar hesaplarına, kapalı kapılar ardında çevrilen oyunlara ve ideolojik ikiyüzlülüklere uzanan tarafı, metni yalnızca bireysel bir arayış hikâyesi olmaktan çıkarıyor. Burada insanlık, yalnızca bireyin iç dünyasında değil; devlet aklında, diplomasi dilinde, savaş politikalarında ve inançların araçsallaştırıldığı karanlık alanlarda da sınanıyor. Güç sahiplerinin hakikati eğip bükmesi, insan hayatını stratejik bir hesap kalemine indirgemesi ve dini söylemlerin çıkar ilişkileri uğruna kirletilmesi, romanın en sert eleştiri damarlarından birini oluşturuyor. Bu noktada eserde belirgin bir tasavvufi yön hissediliyor. Ancak bu tasavvuf, romanda süsleyici bir unsur gibi durmuyor; metnin ahlaki omurgasını kuruyor. Din, Pala’nın anlatısında iktidar sahiplerinin elinde biçim değiştirdiğinde insanı iyileştiren bir
1000Kitap
A-71İskender Pala · Kapı Yayınları · 20222,733 okunma
Kamuya Ders Kitabı
Puan vermedi·512 syf.··
2026 16. kitabı
Muhtemelen uzun ve oldukça kişisel bir inceleme yazısı olacak. Siddhartha Mukherjee gerçekten çok iyi bir hikaye anlatıcısıdır. Bu hikayelerini de iki ana örgü (bazen üç ana örgü) ile bize sunuyor. Bir hiyerarşi barındırmadan dilin imkanları çerçevesinde birinci ve ikinci demek durumunda kalacağım lakin; bu durum bir beğeni ya da önem farkına benim açımdan işaret etmeyecektir. Birinci olarak bilimsel bilginin günümüze nasıl geldiğinin anlatıcılığında çok kıymetli bir iş yapıyor Siddhartha. Kitabın içindeki her başlığın akademik yazındaki ilk noktasından günümüzdeki bilgi birikimine ulaşana kadar emek sarf eden her bir bilim insanına işaret ediyor ve okuyucuyu da bu kümülatif bilgi artışında aktif bir izleyici olarak ağırlıyor. Diğer kısım ise okuyucu çektiği duygusal sayfalardır. Bir ders kitabı okurken okuyucu kendisini adı-sanı bilinen bir hastanın yanında Siddhartha'nın odasında şikayet dinlerken buluyor ya da hekim ile birlikte çare ararken... Aslında bu durum da duygusuz akademik bilginin omuzlarında yükselen romantize edilmiş güçlü beyaz önlüklülerin yükselmesine yol açıyor. Hastayı kurtarabilecek olan bilim insanları ya da hekimler... Örgüdeki bir üçüncü kısım ise çok daha nadir de olsa önemli yerlerde Siddhartha'nın kendisidir. Onun duyguları, boş yollarda yürüyüşleri ya da kişisel aile işlerine dair satırlar. Yani, bu kitabın yazarı da bir insan olarak ve okuyucusuyla insani ilişki kurmaya devam ediyor. Buraya kadar olan kısım kitabın nasıl kurgulandığı ile alakalı olsun. Devamı içinde Siddhartha taktiği kullanalım, durup durup farklı konulara sekelim. *** Siddhartha bilimsel olarak anlaşılması zor konuları berraklaştırmada gerçekten iyi bir iş çıkarıyor. Tabii ki, bu yorum taraflıdır. Ben bu kitabın muhtevasındaki her bilgiyi en azından bir kaç kere ders
Hücrenin Şarkısı: Dönüşen Tıp ve Yeni İnsanSiddhartha Mukherjee · Domingo Yayınevi · 202437 okunma