Tarih ile bellek arasında
8/10
·336 syf.··
2026 19. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 11 Şubat 2026 11:21
Nazan Bekiroğlu’nun okuduğum ilk kitabıydı. Kendisini okuyanlar tahminimce okumakta zorlanmamı anlayışla karşılayacaklardır. Bir nevi uzun bir kaside okuyormuş gibi hissettim kendimi. Yazarın dili ile barışmam için 100 sayfadan biraz daha uzun bir süre geçmesi gerekti bu nedenle de okuma süresi uzadı. Yılmadım, devam ettim ve dile alışınca hikaye aktı gitti. Hikaye İsimle ateş arasında olduğu kadar; Aşkla yitim, Saflıkla karışım, tazelikle çürüme, tarihle bellek, gerçekle yalan arasında çok sık geçişlere sahip. Boş sayfaları sayarsak kitabın uzunluğu ortalama 200 sayfa kadar olması gerekli çünkü bölüm sonlarında okuyucu nefes alsın diye dizgide iki sayfa kadar boşluk bırakılmış :) Bundan sonra azıcık spoiler içerebilir. Kitap paralel bir şekilde kendini hileli bir şekilde isim defterine kaydettiren bir yeniçeri ile ismini aldığı kişinin eşi Nihade’nin aşkını anlatmaktadır ki buradaki kadının tütsücü olması koku hafızasına dem vurmaktadır. Diğer anlatım ise Yeniçeri ocağının ilk bozulmasından, kapatılmasına kadar geçen süreyi anlatmakta. Aslında bu iki paralel hikaye metin içerisinde ise bir bütünü simgelemektedir. Tıpkı yeniçeri ocağının bozulmasında ve padişahı terk etmesinde dünyevi hayata geçişin payının olması gibi, Mansur’un da Nihade’yi görünce kendi eşini ve çocuğunu geride bırakmasının birlikte çok anlamlı olduğunu düşünüyorum. Yine yeniçeri ocağının kapatılması ile, Nur’un ölüşünün de aynı şekilde. Tüm hikayenin aslında Yeniçeri yazıcısının dilinden anlatılması da ustalıkla kotarılmış. Kitap boyunca bir nakış işleme hissi uyandırıyor ama kendi içinde tekrarlar her ne kadar şairane olsa da bir yerden sonra yormaya başlıyor. Kitap içerisinde beni en etkileyen hikayelerden biri de Turnanın hikayesi oldu. İkince defa ölmeden önce, onu avlayanın gözlerine
İsimle Ateş ArasındaNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 20213,364 okunma
Son Zamanlarda Okuduğum En İlginç Kitaplardan Biri...
10/10
·402 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 22 Ocak 2026 21:40
Yanılgı eseri, Tanrı kavramının ve bazı zamanlar davetsiz bir misafir gibi gelip ardından insanın zihninden kaybolan ölüm kavramının aslında ne olduğunu aramaya çalışan karakterin zaman, benlik gibi kavramların da bu oyuna dahil olmasıyla yavaş yavaş kayboluşunu anlatır. Kitap; Yaşayış, Yaşayamayış ve Yaşamayış olmak üzere üç bölümden oluşmaktadır. Yazdığı ve bir türlü tamamlanmış olduğuna kendisini inandıramadığı kitabını yayımlatmaya çalışan Ferit karakteri, ölümün ona kendisini hatırlatmasıyla kendini bambaşka bir hikâyenin içinde bulur. Toplumun dışına itilmiş insanlardan biri olan Ferit’in tüm gayreti kendini bu boşluğun içinden çıkarabilmektir; ancak bu isteğe hiçbir zaman tam olarak karşılık bulamaz, küçük karşılıklarda ise adım atacak takati kendinde bulamaz. Yalnızlıktan kaçmak ve normal bir insan olabilmek hülyasındaki Ferit, içinde konuşan ve susturmaya çalıştığı KOB karakterinden ne kadar uzaklaşmak istese de zamanla onun söylediklerine eğilim göstermeye ve asıl isteğinin daha farklı olabileceğini düşünmeye başlar. Hayatına Orhan ve Reyhan karakterlerinin de girmesiyle hayatının iyiye gideceğini uman karakterin hayatı bazı nedenlerden ötürü tamamen içinden çıkılmaz bir hâl alır. Üstkurmaca tekniğinin ustaca işlendiği bu eser bir noktadan sonra; karakterlerin, zamanın ve olayların iç içe geçmesiyle sizi bir labirentin içinde bırakacaktır. Postmodern edebiyatın ve absürt edebiyatın ilginç örneklerinden biri olarak gösterilebilecek bu eser, ağır kavramları -Tanrı, zaman, varoluş, yok oluş, benlik, yalnızlık…- açıklamaya çalışır. Aslında açıklamaya çalışır demek pek de doğru olmayabilir; daha çok okuyucuyu, özellikle her şeyi kesin olarak bildiğine inanan bazı insanları bu kavramların aslında ne kadar karmaşık olduğunu ve insanın ne kadar korkunç bir oyunun
YanılgıHamza Güven · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 20269 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Kendim
Puan vermedi·200 syf.··
2025 22. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 10 Aralık 2025 15:29
Kendi benliğime ruhuma seyahat edip önce kendimle barışmam önce kendimi tanımam gerekli.Bende kendi ruhumla hesaplaşmalıyım kendi içsel yolculuğumu tamamlamalıyım.Kimseyle alacak verecek hesabım geçmişten gelen keşkelerim kalmamalı. Hepsini benliğimde çözüp kendinle savaşımı kazansam herşey için bir suçlu aramaktansa olanı olduğu gibi kabul etmeyi bilmeliyim .
İnsan
Ruhum NeredesinTufan Göbekçin · Destek Yayınları · 202448 okunma
Dingin Devrimime Vesile
10/10
·158 syf.··
2025 9. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 12 Mayıs 2025 19:35
Kitap annemin kitaplığındaydı ve mutlaka okumam gerektiğini söylemişti. İlk elime aldığımda beni pek etkilememişti ve yarım bırakmıştım. Sanırım o zamanlar, başkahramanımız olan sevgili yaşlı teyzemizin mektuplarını asla göndermediği torunu gibiydim. Annemin iç sayfasına ''1997 İstanbul'' yazdığı kitabı 2025 yılında İsveç'te, kafam karmakarışıkken ve bir rehbere ihtiyaç duyduğum bir anda tekrar elime aldım. Doğru zamana olan inancım yine yanıltmadı. Sonunda anneme 'harikaymış' diyebildim. Meğer hayatımın tam da bu evresinde okumam gereken bir kitapmış. Daha az konuşmam, daha az kafa yormam ve sessizlikle barışmam gereken bir zamandaymışım. Alıntıları eleyip seçsem de çoğunu saklamak istedim çünkü kitap bütünüyle bir alıntı gibiydi. Önce bütün anneler ve kızların, sonra da yolunu kaybetmiş ve bir bütünlük arayan herkesin okuması gereken bir kitap. Anne-kız ilişkileri üzerinden anlatılsa da aslında herkesin anlaşılmaya değer olduğunu gösteriyor. Kendimden o kadar çok şey buldum ki… Kaybettiğim yolumu da buldum ve biraz olsun dinginleştim. Belki okurken biraz daha olgunlaştım bile diyebilirim. Aşırı duygusal olmaya gerek kalmadan derinden etkilemeyi başardı. Sürekli düşünen ve bundan yorulan biri olarak, yüreğimin özlediğim sesine yeniden kulak vermeye başladım. Hayatımın çok zor bir döneminde tanıştığım ve tam zamanında karşıma çıkan bir dost oldu bu kitap. Umarım herkese aynı şekilde hissettirir. Favorilerim arasındaki yerini aldı. Teşekkür ederim anne. <3
Yüreğinin Götürdüğü Yere GitSusanna Tamaro · Can Yayınları · 199719,4bin okunma
Linçleneceğimi biliyorum ama olsun
5/10
·560 syf.··
2025 38. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2025 11:06
Kapağı güzel diye aldım, fantastik sandım, Safir Koleji’nin züppe ve çöp kutusuna tekme atarak sevgi gösteren okul öncesi çocukları ile içsel hesaplaşmaya girdim. Ve şimdi kitaba 450 lira para veren ellerimle barışmam gerek. (+50 kargo da girdi) Ya biz bu kitabı en son wattpadde gördüğümüzde, yazar apar topar kitabı fantastiğe çevirmiş diye konuşmadık mı? Yoksa ben mi gerçeklikle hayal gücümün çapraz ateşinde kaldım, aydınlatırsanız sevinirim. Birkaç kişiyle birlikte bu soruya yanıt arıyoruz. Şimdi Serçeler Ağladığında 'yı biraz gömeceğim. Kitaptaki astronomik miktardaki küfürlere rağmen, incelememde küfür etmek istediğim yerleri sansürleyeceğim. Edebi bir sadakatten değil, elit tanıdıklar görmesin diye. Eğer bu kitaba 10 puan verip kalbinizin orta yerine koymuşsanız, incelemenin sadece sonunu okuyun. Konuya gelirsek... Doğru düzgün konuşamayan kızımız Talya ve ona “Konuşamayan kızın teki” diyen erkeğimizi okuğumuz bu kitap, yasak elmanın vitamini kabuğunda olan kırmızı elması, soyunma kabinine kapatılan kız, öğretmen eşleştirmesi ile beraber ödev yapan çiftler ve sapık eski sevgiliyi anlatıyor. Talya Hazar’ı seviyor (ex) Hazar da bazen iyi, bazen kötü davranıyor. Sonra gizli numaradan psikolojik şiddet başlıyor. Bir de Gazel HANVEZİR var (adı sanki Divan edebiyatından fırlayıp ttde fikir beyan etmeye gelmiş bir karakter gibi) Talya'nın ödev yaptığı, kendisini “Karanlık Lord” gibi hisseden esas oğlan. Yani kız Hazar'la duygusal manipülasyon oynarken, Gazel kalpkıran kişiliğiyle yanında hayat kurmaya çalışıyor. Dede ve baba konuları öyle tuhaf ki, soy ağacını çizmeye kalksak iç içe geçmiş bir spagettiden başka şey çıkmaz. Hem dedesi hem babası aynı kişi olan birini düşünün... Kitabın içinde meta cringe diyaloglar vardı ve bazıları nefesimi kesti. “Bok gibi göründüğümü daha
Serçeler AğladığındaBeyza Aksoy · Epsilon Yayınevi · 2025243 okunma
Puan vermedi·576 syf.··
2025 6. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 19 Ocak 2025 12:45
Yağmur, ölüm, yalnızlık, ayna, teşne, acı, teneşir ve kalıt şairi Ahmet ERHAN..ilk kez okuyorum şiirlerini ve bu denli hiç beklenmedik kafiyelere ilk kez rastlıyorum, dışardan bakınca burda ne alaka diyeceğiniz kelimeleri şiirin içine öyle bir yerleştiriyor ki muazzam bir anlam bütünlüğü ve keyifle okuma hissi veriyor insana. Evet çok acı çekiyorsunuz okurken, yalnızlığınız yüzünüze çarpıyor, başaramamışlığınız, tutunamamışlığınız, sevilmemişliğiniz, yorgunluğunuz, umutsuzluğunuz vs vs.. Fakat şairin bütün umutsuzluk şiirlerine inat diyorsunuz ki muazzam bir eser çıkmış ortaya harikulade şiirler; ‘belki de benim de yerim budur dünyada, başaramayacaksam da en güzel şekilde başaramamış olacağım bunu bir şekilde anlatacağım, paylaşacağım, birilerini şahit tutacağım, ben de böyle yer edineceğim dünyada…’ Bana bunları hissettirdi, kendimce bir şeyler yazan birisi olarak, hiçbir şeyin boşuna yaşanmadığını acıyla barışmam gerektiğini, mutlu olmak zorunda olmadığımı.. öyle işte, keyifli okumalar dilerim herkese, tabii eğer mümkünse ;)
Burada Gömülüdür 1. CiltAhmet Erhan · Kırmızı Kedi Yayınları · 20223,053 okunma