Bir Aşk Söyleminden Parçalar
10/10
·215 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
bu kitap aşk hakkında değil. aşkın ardından insanın kendi kendine söyledikleri hakkında. sevilen kişiyi neredeyse hiç tanımıyoruz. ama bekleyen kişiyi, kuran kişiyi, hayal eden kişiyi çok iyi tanıyoruz. bazen aşkın kendisi değil de yankısı daha uzun sürüyor. barthes, biraz onun kitabını yazmış.
Edebiyat
Bir Aşk Söyleminden ParçalarRoland Barthes · Metis Yayınları · 2014390 okunma
10/10
·268 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 28 Şubat 2026 01:36
Okumakta zorlandığım sayılı kitaplardan biri,ara ara okumayı bırakıp ( gözyaşları olunca pek göremiyorsunuz satırları) okumaya devam ettiğim. Anne kaybını iliklerinize kadar hissedebileceğiniz ve her notu birebir yaşamış olmamın acısı...
Yas GünlüğüRoland Barthes · Yapı Kredi Yayınları · 2017354 okunma
Reklam
Bu kitabı okuma zamanım gelmemiş. Okurken kendimi çok zorladım bir kaç defa okuduğum bölümün başına döndüm, baktım ki anlamakta zorluk çekiyorum o zaman en iyisi bir müddet sonra tekrar okumayı denemek için kitabı rafa kaldırıyorum. Kitabı okumak için önce Barthes'in "çağdaş söylenler" kitabını okumaya karar verdim çünkü bir çok yerde bu kitaba atıfta bulunuyor. Kitap pek tarzımda değil, çok sevdiğim ve sürekli kütüphanesinden kitaplar aldığım bir arkadaşım okumam için vermişti. Ne anladım ne de sevdim kitabı.
MitomaniPeter Conrad · Koç Üniversitesi Yayınları · 201967 okunma
Puan vermedi·368 syf.··
2026 31. kitabı
Farklı bir eser. 1980 yılında Roland Barthes 'in Mitterand ile buluşmasından sonra bir kamyonetin altında kalmasıyla başlıyor. Sonra akıllara hemen bir soru geliyor:Ya bir kaza değilse? Sonrasında olay olaylar hız kesmeyen bir ritimde akmaya başlıyor. Kovalamacalar, sorgulamalar, cinayetler... Mekandan mekana, ülkeden ülkeye sürüklüyor okuru. Umberto Eco,Foucault,Helene Cixous gibi yüzyılın ünlü düşünürleri, yazarları roman karakteri olarak çıkıyor karşımıza . Dil ve göstergebilim tüm haşmetiyle sızıyor satırlara, cinayetle bütünleşip gizemli bir kaosa sürüküyor okuru. Ve tüm sır perdesinin ardında dilin yedinci işlevi... Kusur kalmayan politikler ile bağlantısı.Ögretim Görevlisi Herzog 'un yardımı ile Müfettiş Jacques düşüyor sisler perdesinin peşine . Roman hem cinayetin izini sürüp,dilin yedinci işlevinin gizemini peşinde gezerken hem de felsefe ile harmanlıyor sürekli satırlarını. Ara ara dağıldığım yerleri oldu kitabı özgün ve güzel buldum. Edebiyatta değişik macera arayanlara...
Dilin Yedinci İşleviLaurent Binet · Siren Yayınları · 202430 okunma
Puan vermedi·
Beğendi
Henüz dün hadım bir başkarakter olan Zambinella’nın Barthes çözümlemesini okumuşken yine başkarakteri, siyasi ve hadım olan bir başka eserle geldim bugün. Livaneli ‘nin yıllar önce okuduğum #engereğingözü kitabını tekrar okudum. Naçizane diyebilirim ki, karanlıkla aydınlığın arasında köprü kurmuş umut taşıyan Araf’ın kitabı... Romanın odak noktası; ışığa uçan pervaneler gibi iktidarın çevresinde dönen insan(sı)lar üzerine kurulu... Kelimeyi neden böyle kullandığıma gelince? İktidar görkeminin insanları değiştirdiğini siz de düşünmüyor musunuz? Öyle ki, bakışıyla her canlıyı kımıltısız hale getiren bir engereğin bile gözünü kamaştır(m)ıyor mu? Bal tutan parmağını yalar, vesselam. “Lâkin arı balı yapar, sinek üstüne konar,” demişler. Romanın #topkapısarayı ‘nda geçiyor olması hasebiyle kitabın tarihsel/ tarihi roman olduğunu düşündürtse de tarihi sadece bir “dekor” olarak kullanmış. Amaç; metni tarihi bir kronoloji içinde olmaksızın isim ve tarihten muaf tutarak romanın kanat çırpmasına izin vermek.... Böylece dekorun değil, içindeki insan psikolojisinin derinliklerini idrak ve ikrar ettirmiş. Şiddet ve erotizm metin içi istismar edilmeden nasıl romanın dokusuna yedirilir? Bu sorunsala muhteşem bir önerme olacağını düşündüğüm roman; efendi -k Zülfü Livaneli Engereğin Gözü öle diyalektiği ile dünün,bugünün ve yarının saraylarını aydınlatacak bir lümendir.
Engereğin GözüZülfü Livaneli · İnkılâp Kitabevi · 202124,8bin okunma
Puan vermedi·46 syf.·
2026 28. kitabı
Modern dünyanın diline dikkat ederseniz tuhaf bir şey fark edersiniz: herkes durmadan “gerçek”ten söz eder. Gerçek veri, gerçek bilgi, gerçek görüntü… Sanki bütün çağ aynı kelimeyi tekrar eden dev bir koro gibidir.“Gerçek” artık modern söylemin bir leitmotifidir ama paradoks tam burada başlar. Çünkü bu kadar ısrarla tekrar edilen şey çoğu zaman gerçekten mevcut olan bir şey değildir. Baudrillard’a göre biz gerçeğin kendisiyle değil, gerçeğin ortadan kaybolma süreciyle büyülenmiş durumdayız. Gerçekliğin sürekli teyit edilmesi gereken bir dünyada yaşıyoruz çünkü ortada kendiliğinden ayakta duran bir gerçeklik kalmamıştır.İşte bu yüzden bizi büyüleyen şey gerçek değildir. Bizi büyüleyen şey gerçeğin yavaş yavaş sahneden çekilişidir. Neden Her Şey Hâlâ Yok Olup Gitmedi’de Baudrillard bu kayboluşun izini sürer. Bir zamanlar fotoğraf dünyaya açılan kırılgan bir pencereydi; analog görüntünün içinde saklanan tekil bir an, Barthes’ın punctum dediği o küçük yara. Sayısal çağda ise görüntü artık tanıklık etmez, yalnızca çoğalır. Her şey fotoğraflanır ama hiçbir şey görülmez.Biz de bu görüntü selinin içinde yürürüz. Bir zamanlar dünyayı yakalamak için fotoğraf çeken insan, şimdi dünyayı tüketmek için görüntü üretir. Ekranların ışığı arttıkça gerçeklik gölgelenir. Baudrillard’ın “bütünsel gerçeklik diktatörlüğü” dediği şey tam olarak budur: her şey görünür kılınır ama anlam giderek silinir. Ve yine de her şey tamamen yok olmaz çünkü insan doğası ikilidir: bir modele uyar ama aynı anda onu sabote eder. Belki de bu yüzden dünya hala bütünüyle ortadan kaybolmamıştır.Fakat sayısal çağ şunu denemektedir: çelişkisiz, pürüzsüz, tek yönlü bir dünya. Kendisiyle tamamen barışık, sürekli olumlu, sürekli uyumlu bir insan modeli. Baudrillard’a göre böyle bir insan normal değil, tam
Neden Her Şey Hala Yok Olup Gitmedi?Jean Baudrillard · Doğu Batı Yayınları · 2019426 okunma
Reklam
Reklam