Aynı durum Oğuz boylarının Anadolu’ya gelişinde görülür
Bozkırdan Türkistan’ın uygar bölgelerine gelen insanlar , yerli kültürün etkisinde kalmak ve yerleşik düzene geçmek zorundaydılar
Sayfa 43·Kitabı okudu
Fevziye Abdullah'ı tanıyordum. Kendini ilme vermiş, gayet mütevazı, münzevi ve çekingen bir öğretmendi. Sırası gelmişken Maarif Vekili Sayın Celâl Yardımcı'ya şunu haber vereyim ki bu Fevziye Abdullah, lisede bırakılması değil profesör yapılması gereken bir bilgindir. Tanzimat çağı ve sonrası edebiyatının en büyük uzmanıdır. Sayın Celâl Yardımcı yetkisini, otoritesini kullanarak onu doğrudan doğruya bu kürsünün profesörlüğüne getirirse memlekete ve edebiyatımıza büyük hizmet etmiş olur. Fevziye Abdullah bu kürsüye imtihanla getirilemez. Çünkü onu imtihana çekebilecek kimse yoktur. O, kendisini imtihan edecek olanlara daha yıllarca hocalık edebilir. Fevziye Abdullah'ın bu meziyetlerini nereden bildiğim sorulacak. Onu da arz edeyim: Ben, Türkiyat Enstitüsü'nde asistanken Fevziye Abdul-lah edebiyat talebesiydi. Bizim üstad Köprülüzade, Barthold'dan "tamamiyle bihaber olarak" mühim ilmî keşfiyatla meşgul bulunduğu için çok defa derse gelmez, telefon ederek; "Nihal, sen derse bakıver" derdi. Ben de yetkim olmadığı halde derslere bakıverirdim. İşte Fevziye Abdullah'ı o zaman tanıdım. Ciddi ve çalışkandı. Anlamadığı noktayı öğrenmeden bırakmazdı. Bu sistemli çalışmalar, yemişini vermekte gecikmedi. Mezun olduktan sonra yayınladığı kitaplar ve makaleler, o konularda yazılanların en mükemmelidir. Eserlerinden bazıları doktora tezi de olur, doçentlik tezi de olur. Bugünkü profesörler arasında onunkiler ayarında eserleri olan azdır. Bu sebeple kendisinin son çağ Türk edebiyatı kürsüsüne getirilmesini millî menfaat gereklerinden sayıyorum.
Sayfa 68 - 69·Kitabı okudu
Reklam
Cengiz Han 1219 yılı yazında ordusunu Yukarı iniş kıyısına ge­tirdi. Karluk hükümdan Arslan Han da ona katıldı. Böylece Barthold'un tahminine göre 150.000 ila 200.000 kadar kişi bir araya ge­lmiş oluyordu. Müslümanlar 1.500.000'dan fazla asker toplayabiliyor­lardı. Bu, Muhammed Şah'ın cepheye sürebileceğinin çok altında bir sayıydı. Ve beş yıl boyunca İran dünyasının üstüne tarihin o güne kadar gördüğü en büyük yıkıcı güç çöktü. Her şey yakılıp yıkıldı. Ekili tar­lalar çöle dönüştü. İlkçağdan beri gelişmiş bir uygarlığın yeşerdiği Semerkand, Urgenç, Belh, Merv, Nişapur, Herat, Damgan, Semnan ve Rey kentleri acımasızca tahrip edildi. Her taraf ceset doldu. Asker ya da sivil, kadın ya da erkek, çocuk ya da yaşlı sayısız insan kılıçtan geçirildi. Harezm'deki Urgenç kentinde, ırmağın kentin dışından geç­mesi için Amu-Derya'nın yatağı kaydırıldı. Cengiz Han'ın en çok sev­diği torunu Mütügen'in öldürüldüğü Bamyan kentinde ganimet almak­tan vazgeçildi ve istisnasız her şey ölünün ruhuna adanarak yakıldı. Nişapur'da kediler ve köpekler bile öldürüldü! İnsanlar paniğe kapılmışlardı. Seçkinler kaçtılar. Kalanların edil­genlik ve tevekkülleri karşısında şaşkınlık vericiydi. Tek başına bir savaşçı, bir grup insanı zincire vuruyor ve sonra birbiri ardına hepsi­ni boğazlıyordu. Bir atlı grubu bir topluluğun çevresini sarıyor ve te­ ker teker öldürülürlerken hiçbirinin aklına ne kaçmak ne de karşı çık­mak geliyordu. Tüm Doğu Iran, Horasan ve Afganistan bugün hala bu ölümlerin sessiz tanıgıdır. Bamyan yakınlarında, kayalara oyul­muş dev Budha heykellerinin karşısında bir kayanın üstüne kurulmuş ünlü içli ezgiler şehri hala o günlerin yasını tutmaktadır.
Tarih
Barthold, Çuvaşları Hunlarla ilişkilendirerek Hunları Çuvaşların en eski tarihî ataları olarak tanımlar. Ona göre Çuvaşlar, Orta Asya'dan Avrupa'ya göçen Hunların bir kalıntısıdır.
Sinan Güzel, Çuvaşların Kökeni/ Barthold, V. V. (1926). "Sovremennoe sostoyaniye i blijayşiye zadaçi izuçeniya istorii turetskih narodnostey" (doklad, çitanniy na 2-m zasedanii 1-go Vsesoyuznogo tyurkologiçeskogo s'ezda), 5.·Kitabı okuyor
1000Kitap
Karluklar hakkında Kaşgarlı Mahmut bunların göçebe bir kavim olduğunu ve Oğuzlar gibi bunların da "Türkmen" diye isimlendirildikleri hakkında kısaca bilgi vermekle yetiniyor.
Sayfa 88·Kitabı okuyor
Alıntı
Hazarlar'ın İslamiyeti’i kabul etmeleri hakkında olan rivayet şüphesiz ki doğru olmayan dedikodulardan çıkmış idi. Çünkü Hazar hakanı ve Hazar aristokrasisi tarafından büyük bir ihtimal ile MS 8. yüzyılda Harun er–Reşid devrinde, kabul edilen Yahudi dini bu hadiselerden sonra da devam etmişti yani Hazar Devleti'nin yıkılışına kadar Musevilik Hazarlar'ın devlet dini olarak kalmıştır.
Sayfa 52·Kitabı okuyor
Reklam
Reklam