2/10
·152 syf.··
2026 49. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 10:21
Bunu okumak cidden zordu. Herhalde bu dönem okurken sıkıldığım kitaplardan biri oldu. Ben Cahit Sıtkı Tarancı'nın hayatını güzelce öğreneceğim ve şiirleri ve yazar kişiliği ile ilgili bilgi alacağım diye düşünürken, bir de baktım yazılan her şey sürekli tekrar ediyor ama böyle bir iki kere falan değil ama sürekli. Sanki yazan kişiye senin 150 sayfa yazman zorunlu demiş, o da 46 yıllık bir hayat yaşamış Cahit Sıtkı Tarancı'nın hayatını nasıl 150 sayfaya sığdırabilirim ki diyerek her şeyi uzatmış ya da bol bol tekrar etmiş. Zaten yazım yanlışları ve noktalama işaretleri hatalarına girsem, bu yorum bitmez. Hiç beğenmedim. Sadece şiir kısımları güzeldi, yazar hakkında daha fazla öğrenmek güzeldi ve yazar kişiliği ile bilgi almak kısımlarını geçiyorum. Denk gelirseniz almayın. Gidin başka kitap alın. Bu çok kötüydü. 2026 yılının en hayal kırıklığı kitapları arasına gireceği kesin.
Cahit Sıtkı TarancıAlper Germiyanlıoğlu · Siyah Beyaz Yayınları · 202053 okunma
10/10
·320 syf.··
2026 57. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 01:08
Alice Feeney benim için her zaman “bir sayfa daha” dedirten yazarlardan biri oldu ve Kocamın Karısı da bunun en güçlü örneklerinden biri. Yazarın bugüne kadar okuduğum beş kitabı arasında açık ara en beğendiklerimden biri oldu. Hatta sıralama yapacak olsam ikinci sıraya rahatlıkla yerleştiririm. Çünkü bu kitapta Alice Feeney’in en sevdiğim özelliğini, yani okuru sürekli şüphe içinde bırakma becerisini sonuna kadar hissettim. Yazarın kalemine, diline ve olayları aktarma biçimine zaten hayranım. Özellikle bölümlerin farklı karakterlerin gözünden anlatılması hikâyeye büyük bir dinamizm katıyor. Her yeni bölümde olaylara başka bir açıdan bakmak, karakterlerin düşüncelerine ve sırlarına ortak olmak okuma deneyimini çok daha keyifli hâle getiriyor. Bu yüzden kitap boyunca elimden bırakmakta oldukça zorlandım. Kitabın en güçlü yanı ise hiç şüphesiz kurgusu. Bir noktada “tamam, artık suçlunun kim olduğunu çözdüm” dediğim anda yazar beni başka bir yöne çekti. Sonra tekrar emin oldum, tekrar yanıldım. Özellikle kitabın ikinci yarısından itibaren neredeyse her bölümde “yok artık!” dediğimi hatırlıyorum. Her şey yerine oturmuş gibi görünürken ortaya çıkan yeni detaylar, karakterler hakkında öğrendiğimiz gerçekler ve sürekli değişen dengeler sayesinde son sayfaya kadar merak duygusu hiç azalmadı. Hatta kitabın sonuna geldiğimde bile artık her şey açıklığa kavuştu derken Alice Feeney yine son bir hamle yaparak beni şaşırtmayı başardı. Uzun zamandır bu kadar başarılı kurulmuş ve son ana kadar heyecanını koruyan bir psikolojik gerilim okumamıştım. Karakterler de hikâyenin güçlü taraflarından biriydi. Hiçbir karakter tamamen güvenilir görünmüyor ve bu durum kitabın atmosferini daha da etkileyici hâle getiriyor. Kime inanacağınızı bilemiyorsunuz. Herkesin sakladığı bir şey var ve
Kocamın KarısıAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 202618 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
güldürüp, düşündüren, tüyleri diken diken etmeyi başaran klasik!
8/10
·168 syf.··
2026 71. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 13:18
“Az yaşa, çok yaşa, akıbet gelir başa…” "Sen bu mektubu aldığın zaman, ben sonsuzluğun kucağında hissiz uyumuş olacağım. Oh ne iyi!.. Çünkü benim için hissetmenin acı çekmekten başka manası yoktur." Türk edebiyatınında ilk yerli polisiye romanlarından biri sayılan Hüseyin Rahmi Gürpınar 1921'de tefrika edilen ve 1942'de kitaplaştırılan Kesik Baş adlı romanı Türk klasiklerinden Türkiye İş Bankası Kültür yayınlarından 168 sayfalık polisiye romanını yazarın mizahi şekilde yazdığını ve sürükleyici bir anlatımı olduğundan kısa sürede keyifli okunacak bir tavsiye olduğunu söyleyebilirim. Yazarın kendi deyimiyle "zabıta romanı" dır. Geleneksel polisiye unsurlarını ( zeki dedektif, çaylak yardımcı, mantık yürütme gibi) İstanbul'un yerel kültürünü o dönemin İstanbulunu toplum yapısını inançlarını psikolojilerini şiveleriyle harmanlar. Eser, sarhoş bir halde evine dönmeye çalışan Nafiz Efendi'nin gece vakti düştüğü bir kuyuda bezlere sarılı, boyanmış kesik bir insan başı bulmasıyla başlar. Düşmeden önce de aslında kollarının arasında lahanası vardır. Eve dönüş yolunda sırf kayınvalidesi ile uğraşmamak için almıştı.Kuyuda da lahanasını alırken hemen hemen aynı büyüklükte ikinci bir lahananın olduğunu düşler. Oysa bu düş kabusu olacaktır. Bu korkunç sırrı çözmek için görevlendirilen deneyimli zabıta memuru Remzi Efendi ve çaylak yardımcısı Seyit Efendi, İstanbul'un arka sokaklarından İtalya'ya kadar uzanan gizemli ve komik bir macerada başlar. ‟Adalet, aradığını kaçırmaz. Bazen geç olur, güç olur ama ezeli intikam nihayet yerini bulur. ˮ Polisiye severler için , yaz döneminde keyifli bir kitap arayışında olanlar için ya da Türk edebiyatında yeni bir yazarla tanışmak isteyenler için Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın Kesik Baş adlı romanı iyi bir başlangıç olabilir okuyacaklar için keyifli
1000Kitap
Kesik BaşHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025567 okunma
Puan vermedi·222 syf.··
2026 13. kitabı
"Dervişler, olaylardan çok olayların ardındaki gerçeğe ve esrara eğilirler. Yani faturayı başkalarına kesip tatmin olmayı tercih etmezler başkalarını suçlamazlar. 1925'ten önce dervişlik tasavvuf hayatının içinde olan erbabın bir kısmı kalemi bıraktı, sohbetle yetindi. Bir kısmı sohbeti terk etti, yazıp çizmeyi görev bildi. Bir kısmı da hiçbir alanla ilgilenmedi. 1930'lu 40'lı yıllarda yıllarla birlikte matbuat aleminde yeni bir nesil göründü bu asrın başında yetişen Gönül adamlarından feyz alan ve tasavvufi kültürün içinde yetişen insanlar: Mesela Abdülhakim Arvasi'nin yanında Necip Fazıl. Abdülaziz Bekkine'nin yanında Nurettin Topçu, Ahmet Remzi Akyürek ile Sadettin Evrin. Kenan rifai ile Semiha Ayverdi. Bu insanlar Şeyh olmamalarına rağmen eserlerinin temel örgüsü tasavvufi neşve ile örülmüştü. Bu şahsiyetler; hikaye, roman, deneme, şiir, hatırat, fikriyat türü eserler de kaleme alsalar aşk merkezli bir hayatı anlatıyorlardı. Tasavvuf merkezli bir tefekkürü topluma sunuyorlardı, ahlak merkezli bir dünyanın hasretini çekiyorlardı. İnsanın bâtıni şifresine hitap ediyorlardı. Başka bir ifade ile dergahlarda anlatılan tasavvufi kültürü Yeni bir tarz ve usulle insanları arz ediyorlardı. Bu alanın en velut yani doğurgan, üretken abide şahsiyetlerinden biri de Samiha Ayverdi idi. Ilk baskısı 80 sene önce yapılan Yaşayan Ölü eseri Leyla'dan Seniye ye Seniye'den Leyla'ya yazılan mektuplarla, insanların ruh fotoğrafları çekilmektedir. Aristokrat bir ailede büyüyen Kibirli ve şımarık bir öğretmenin Leyla'nın hayatı etrafında şekillenen roman ismini tasavvufi eğitim için kullanılan ve insanın tekamülünü anlatan ölmeden önce ölmek hikmetinden almaktadır. Tasavvuf klasiklerinde açıklanan terimler bu eserde bir roman üslubu ile insana aktarılmıştır." Mustafa Kara Hocanın
Yaşayan ÖlüSâmiha Ayverdi · Kubbealtı Neşriyatı · 2009624 okunma
Ah be Ahmet
Puan vermedi·128 syf.··
2026 30. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 09:45
Ağrı Dağı Efsanesi, Türk edebiyatının önemli yazarlarından Yaşar Kemal tarafından kaleme alınmış, aşk, özgürlük ve adalet temalarını işleyen etkileyici bir romandır. Eserde, Ahmet ile Gülbahar’ın imkânsız görünen aşkı üzerinden insanların gelenekler, güç sahipleri ve kader karşısındaki mücadelesi anlatılır. Eserde Ağrı Dağı yalnızca bir mekân değil, adeta yaşayan bir karakter gibidir. Dağın ihtişamı ve gizemli atmosferi hikâyeye masalsı bir hava katarken, olayların duygusal etkisini de artırmaktadır. Yazarın betimlemeleri sayesinde okuyucu kendisini Doğu Anadolu’nun eşsiz doğasının içinde hisseder. Kitabın vermek istediği en önemli mesajlardan biri, sevginin ve adalet duygusunun baskı ve zorbalıktan daha güçlü olduğudur. İnsanların mutluluğu için geleneklerin sorgulanması gerektiği düşüncesi de eserde dikkat çeken unsurlardan biridir. Sonuç olarak Ağrı Dağı Efsanesi, hem sürükleyici hikâyesi hem de düşündürücü mesajlarıyla okunmaya değer bir eserdir. Yaşar Kemal’in güçlü anlatımı sayesinde okuyucu, aşkın, cesaretin ve özgürlüğün önemini bir kez daha hatırlamaktadır. Ahmet, Gülbahar’ı sevmesine rağmen onu isteyerek bırakmaz. Romanın sonunda yaşanan olaylar ve Ahmet’in içine düştüğü durum nedeniyle Gülbahar’dan uzaklaşır. Ahmet, sevdiği kadına kavuşsa bile yaşadıkları acılar, peşlerini bırakmayan baskılar ve kader duygusu karşısında büyük bir iç çatışma yaşar.Eseri farklı yorumlayan edebiyatçılar da vardır. Bir yoruma göre Ahmet, aşkını korumak için uzaklaşır; başka bir yoruma göre ise yaşadığı olaylar onu değiştirir ve eski Ahmet olmaktan çıkarır. Yaşar Kemal, sonu özellikle biraz açık bırakarak okuyucunun düşünmesini istemiştir.
Ağrıdağı EfsanesiYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202536,1bin okunma
Puan vermedi·408 syf.··
2026 43. kitabı
AUSCHWITZ KÜTÜPHANECİSİ ANTONİO G. ITURBE 408 SAYFA #OkuyanKızlar #Ortakokuma #Okudukbitti Auschwitz'de zaman akmıyor, adeta sürükleniyordu. Dünyanın geri kalanından kesinlikle yavaş geçiyordu zaman. Auschwitz'de geçirilen birkaç gün çömezi kıdemliye dönüştürürdü. Bir genci ihtiyara çevirir, dinç birini de elden ayaktan düşürürdü. AUSCHWİTZ; Nazi Almanyası tarafından II. Dünya Savaşı döneminde kurulmuş en büyük toplama, zorunlu çalışma, sistematik katliam ve imha kampı. Dita KRAUS; 14 yaşında Nazi'ler tarafından esir alınan bir tutsak. Auschwitz'de çocuklar ve ailelerin bir arada kalmasına izin verilen 31.blok. Esirler üzerinde acımasız deneyler yapan, gazetelerin bahsettiği şekliyle "kana susamış bir cani"; Dr. Joseph MENGELE. Alman asıllı bir Yahudi olan, blok sorumlusu Fredy HİRSCH ve diğerleri. 14 yaşındaki Dita, ailesi ile getirildiği Auschwitz esir kampında rutin hale gelen dehşet ve korku ortamına uyum sağlamaya çalışırken çok önemli, önemli olduğu kadarda tehlikeli bir görev üstlenir. Esirlerin gizlice kurduğu okulun "kütüphanecisi" olur. Elbisesinin içine diktirdiği gizli ceplere sakladığı 8 kitabın sorumlusudur. Kampta pek çok şey gibi kitaplarda yasaklıdır. Küçük yaşından beklenmeyen bir cesaretle kitapları ihtiyacı olan öğretmenlere taşır. Tek silahları o 8 kitaptır. Şiddete, kötülüğe, korkuya boyun eğmemenin; cesaretin ve umudun simgesidir Dita ve koruduğu kitaplar. Bu ölüm kampında yaşanan akıl almaz vahşeti, insanlık dışı olayları okumak gerçekten zordu. Sevgili Zeynep, Hülya, Ebru ve Münevver ile birlikte üstesinden geldik bu hüzünlü hikayenin. Hepinize çok teşekkür ederim kızlar. Sonrasında yaptığımız sohbetin keyfi bambaşka. Daha nicelerine, hep birlikte diyorum. Dünyanın en küçük ve en tehlikeli kütüphanesinin hikayesini okumak zordu dediğim
Auschwitz KütüphanecisiAntonio González Iturbe · Pegasus Yayınları · 20232,900 okunma