Yalnızlık... kitleler içerisinde yapayalnız kalmak. Kötü şeydir. Peki ya bu yalnızlık, diğerlerinin kötülüğünden kaynaklanıyorsa? Ya, o adamların ciğerlerinin pis kokusu, mideyi kaldırıyorsa her sözde, her hareket edişte? Yalnızlık, sahi, kötü şey midir? Öyle denilebilir miydi, hiç de düşünmeksizin? Hayır. Acı verir çünkü insana, bir işin değişmesi gerektiğinde, yüzüne kaskatı kesilmiş tiplerin ıslık çalarak, umursamadan, kayıtsızca bakarak geçmesi; insanı yaralar tınlamamak çünkü. Halkın, dünyanın, çağın cerahati gibidir zaten, avamdan, soylulara kadar, çeşitlerce kelime yüküne bindirilmiş, akla ne gelirse üzerine sarf edildiği. Bu yüzden ‘‘Başkaldırı’’ örsünü ortaya koymanın vakti gelmiştir. Üzerinde kayıtsızlığın, umarsızlığın, bilmem nelerin, arkasına sığınılan; her birinin ya paramparça olması ya üslubunca şekil alması gerekmektedir.