Sonra ismini, dilini yasak eder sarhoş. Emmi! ;)
Kapımda düşüp yıkılan sarhoşu asla sürüp kovmam; evimde şarap varsa korum önüne, otururum onunla, beraber içmeye koyulurum. Konuğum olan sarhoş, canımdır, benimdir o, tacımdır benim, padişahımdır benim o; kalksın başımın üstüne otursun benim, o derece azizdir bana. Dostum, yakınım, beni sarhoş et; az sarhoş olduğum günü ömrümden saymam ben. Ömrümü altın gibi şaraba vakfettiğimden sâkîden başkasının yüzüne bakmam, sâkînin buyruğundan dışarı çıkmam.
Alıntı
•|o bir hâlet idi geçti
Şimdi onun hayalini geride bıraktığı için kendinde büyük bir güç buluyordu. Bir başkaldırı, onu, birkaç hafta içinde, yüreğini bu erkekle dolduran o sahipliği, inkara yönlendiriyordu. Hayır, onu tanımıyordu, onun hakkında hiçbir şey bilmiyordu, hareketlerini bilmiyordu, düşüncelerini bilmiyordu.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Acaba varlıklar ve hikayeler uydurmaya yol açan ve yazarlık mesleğinin başlangıç noktası olan bu zamansızlık eğiliminin kaynağı nedir? Bence bu sorunun cevabı belli: Başkaldırı. Kendi kurguladığı yaşamları gerçekliğe yeğleyen kişi böylece hem yaşamı ve gerçek dünyayı olduğu gibi görmeyi dolaylı yoldan eleştirip reddettiğini, hem de bunların yerine kendi hayalinin ve tutkusunun ürünlerini koyma arzusunu belirtmiş olur.
Sayfa 14·Kitabı okuyor
Babamın kitaplığını karıştırdığım bir gün, Darülfünun öğrencilerinin resimlerinin bulunduğu bir yıllık gözüme çarptı. Bu yıllığı incelerken gördüğüm bir fotoğraf dikkatimi çekti. Bütün öğrencilerin kravat takmış, koyu renk elbiseler giymiş, saçlarını tek tel oynamamacasına taramış olarak çektirdikleri bu fotoğraflar arasında, saçı başı darmadağınık, ceketsiz, açık yakalı, kolları sıvalı beyaz bir gömlek giymiş bir gencin resmi de vardı. Diğer mazbut giyimli gençler arasında hu fotoğraf, sıkı bir disiplin altında geçen hayatımda bana bir isyan bayrağı, bir başkaldırı simgesi gibi gelmişti. Adını okudum. Nihai Atsız. Demek o sıralarda o kadar sözü edilen Turancıların başı Nihal Atsız buydu. Babamdan sordum Nihai Atsız'ın kim olduğunu, Turancıların kimler olduklarını ve ne istediklerini. Babamın o gün bana neler anlattığını tam olarak hatırlamıyorum. Fakat Nihai Atsız'ın kim olduğunu, başını çektiği hareketin amaç ve hedeflerini, Turancılığın yurdumuz için bir felaket olacağını, beni hemen ve kesinlikle ikna edecek bir şekilde anlatmış olmalı ki Turancılık hevesinden daha başlamadan vazgeçtim. Kaldı ki Turancıların, Türkçülerin kimler olup neler yaptıklarını ve babamın gerçekten haklı olduğunu bizzat görmek için çok beklemeyecektim. 1945 yılının aralık ayında Tan matbaasının, milli duyguları galeyana(!) gelen gençler tarafından yıkıldığını, bu gençlerin Babıali'nin altını üstüne getirdiklerini, İkinci Dünya Savaşı boyunca dünyadaki ve Türkiye'deki gerçekleri doğru olarak yansıtan tek gazete olduğunu ilerde öğreneceğim Tan gazetesinin sahibi Zekeriya Sertel'i lanetlediklerini, gazetedeki köşesinde her gün yazısı çıkan Sabiha Sertel'i kırmızı mürekkebe bulayıp sokakta oynatmaya hazırlandıklarını, bu satırları okuyanlar arasında hatırlayacak olanlar vardır kuşkusuz. Tan
Sayfa 66
“Seviyorsan seçim hakkın yok demektir. Vatan için de… aynı şey geçerlidir…”
Sayfa 162
İnsan, ne ise o olmaya yanaşmayan tek yaratıktır. Bu yadsıma onu başkalarını ve kendi kendini yok etmeye mi götürür yalnız, her başkaldırı evrensel öldürmenin doğrulanmasıyla mı sona ermelidir, yoksa, tam tersine, olanaksız bir suçsuzluğu benimsemeye kalkmadan, usa uygun bir suçluluk ilkesi bulabilir mi sorun budur.
Sayfa 20 - Can Sanat Yayınları·Kitabı okuyor
1000Kitap