"Doğmamak elimde olsaydı, bu komik koşullar altında var olmayı belki de seçmezdim. Ama ölmek, geride kalan günlerimi yaşamamak yetkim var hâlâ. Pek büyük bir yetki, pek büyük bir başkaldırı değil bu."
“Başkaldırı devinimi çabucak duruverir. Tutarlılıktan yoksun bir tanıklıktan başka bir şey değildir. Devrim ise, tam tersine, düşünceden yola çıkar. Başkaldırı yalnızca bireysel deneyimden düşünceye götüren devinimler, devrim tarihsel deneyime düşüncenin girişidir.”
“Özgürlük, ‘sağanakların savaş arabası üzerine yazılmış olan bu korkunç ad,’ bütün devrimlerin özündedir. O olmadı mı adalet düşünülmesi olanaksız bir şey gibi gelir ayaklanmışlara. Yine de, bir zaman gelir, adalet özgürlüğün bir süre yasaklanmasını ister. O zaman büyük ya da küçük bir yıldırı gelip devrimi taçlandırır. Her başkaldırı bir suçsuzluk özlemidir, varlığa yönelen bir sesleniştir. Ama bir gün olur, özlem silahları kendi eline alır, tüm suçluluğu, yani öldürmeyi ve şiddeti omuzlarına yüklenir. Böylece, bayağı başkaldırılar, kral öldüren devrimler, bir de yirminci yüzyıl devrimleri, gittikçe daha tam bir kurtuluşu yerleştirmeye kalktıkları oranda büyüyen bir suçluluğu benimsemişlerdir.”