Gazi ile yalnız kalarak hasbıhallere başlamıştık . Dini ve namusu olanlar aç kalmaya mahkumdurlar, dediler. Kendisini Hilafet ve Saltanat makamına layık gören ve bu hususlarda teşebbüslerde de bulunan, din ve namus lehinde türlü sözler söyleyen ve hatta hutbe okuyan, benim kapalı yerlerde baş açıklığımla latife eden, fes ve kalpak yerine kumaş başlık teklifimi hoş görmeyen Mustafa Kemal Paşa, benim hayretle baktığıını görünce, şu izahatı verdi: - Dini ve namusu olanlar kazanamazlar, fakir kalmaya mahkumdurlar. Böyle kimselerle memleketi zenginleştirrnek mümkün değildir. Bunun için önce din ve namus anlayışını değiştirmeliyiz. Partiyi, bunu kabul edenlerle kuvvetlendirmeli ve bunları çabuk zengin etmeliyiz! Bu suretle kalkınma kolay ve çabuk olur.
Moda değişimlerine ve farklı toplumsal sınıfların giydiği çeşitli kıyafetlere rağmen, Asur ve Babil giyiminin temel öğeleri hep aynı kalmıştı. Bunlar bir başlık ya da baş örtüsü, bir tunik ya da gömlek ve ayak bileklerine kadar uzanan uzun bir dış giysiydi. Erken Babil dönemlerinde başlık, öne ve arkaya doğru uzanan kurdelelerle süslenir, bu kurdeleler boynuz biçimini andırırdı. Daha sonraki dönemlerde başlık, tepe kısmı sivri bir miğferi ya da bir tür taç biçimini aldı. Bu başlıklar kalın bir malzemeden yapılır, kimi zaman da içi dolgulu olurdu. Üst sınıflar, ayrıca güneşten korunmak için şemsiye taşırdı; bu nesne Asur'da krallık ya da yarı krallık yetkesinin simgesi hâline gelmişti. Tunik ise, keten ya da yünlü dokumadan yapılırdı; özellikle soğuk havalarda yün tercih edilirdi.
Babam; cahil, yoksul bir köylü olan babam, yaşam hakkında çok az şey bilirdi. Ürün nasıl yetiştirilir, düşmanın zehirlediği sığır ölmeden pazara nasıl ulaştırılır; henüz vakit varken bakire kızı başlık parasına nasıl satılır; ürün olgunlaşır olgunlaşmaz komşudan atik davranılıp nasıl çalınır. Kâhyanın önünde nasıl iki büklüm durulup eli öpülüyormuş gibi yapılır. Karı nasıl dövülür, anasından emdiği süt her gece nasıl burnundan getirilir.
Kırsal alanlarda çok çocuklu aileler okula önce erkek çocuklarını yolluyorlar. Buna çoğu kez yoksulluk sebep oluyor. Ama kızları evde tutup kardeşlerine baktırmak, tarlada çalıştırmak, on üç yaşına basınca, başlık karşılığı kocaya satmak da işlerine geliyor ailelerin. Kızlara bir fıssat tanımak için, onlara ağırlık verdik."
"Kadınlar mal değildir, alınıp satılamazlar." Oysaki başlık geleneği varken, kadınların en azından parasal bir değeri vardı. Şimdi cinsel bir nesneye dönüştüler, hem de hiçbir karşılık almadan!