Alsancak, Basmane sokaklarına cebinde bir falçatayla çıkar. Gecenin üçünde hiç korkmadan, arkasındaki ayak seslerini kollamadan sokaklarda yalnız dolaşabilmenin şiirine çok şey katabileceğini düşünür. Yağmurda ve gecede hiçbir şiirde kullanılmamış sözcükler arar.
Yaşlanınca kabına sığamayan, çatlak ihtiyarlardan biri olacağını düşünerek evine döndüğünde komuşuları tarafından bir 'gece kadını' zannedilir.
Yaşamaya ve yaşlanmaya karar verse de kırk ikinci yaş günü olmaz...
Bir yanda "hüzün sektöründe" görev yaparken bir yandan da yirmi altı yaşına kadar her istediğini yapmıştır. Bedeli ne olursa olsun... Sonra bir gün yolun sonuna geldiğini hisseder. Otuz iki yaşındadır ve kendisine dur demesi gerekir. İnsan ya ölerek ya da yaşamaya karar vererek kendini durdurabilir, diye düşünür. Yaşamaya ve yaşlanmaya karar verir.
Yaşlanmak, onun için bir özgürlük vaadidir aslında. Bu sebeple eteklerinin ucundan sarkan paçalı donlarına aldırmadan, örtmeden-gizlemeden dolmuşa binmeye çalışan, önüne gelen erkeğe yardım etmesi için elini uzatan yaşlı teyzelerin durumu ona hep çok büyüleyici gelir. Yaşlı bir
kadın, hayatının bir dönemini kadın olarak geçirmiştir ama artık tam bir kadın değildir. Yani bir kadın gibi kendini gizlemek, korumak zorunluluğu yoktur.
Genç bir kadın için tam bir yalnızlık mümkün değildir aslında. Rutubetli
bodrum katı günlerinde Alsancak, Basmane sokaklarına cebinde bir falçatayla çıkar. Gecenin üçünde hiç korkmadan arkasındaki ayak seslerini kollamadan sokaklarda yalnız dolaşabilmenin çok şey katabileceğini düşünür. Yağmurda ve gecede hiçbir şiirde kullanılmamış sözcükler arar. Yaşlanınca kabına sığamayan, çatlak ihtiyarlardan biri olacağını düşünerek evine döndüğünde komşuları tarafından bir 'gece kadını' zannedilir.
Yaşamaya ve yaşlanmaya karar verse de kırk ikinci yaş günü olmaz.
Medu Yayıncılık, Söz Çarşısı Kapanmadan, Sıddık Akbayır·Kitabı okudu
Memleketin tütün tarlalarından, vira demir eden ırgatlarından ayrılan toprakla denizin esmer ve muhacir sarısı çocukları açık vagon pencerelerinden sarkarak dünyanın bir ucuna, Kore'ye uğurlandılar. Çoğu kötü şeylere inanmazdı ama içlerinden birkaçı perdelerini çekip bir daha güneşin bu yanını göremeyecek olmalarına ağladı.Cihan Harbi'ni, seferberliği, işgali ve Fahrettin Altay Paşa aslanlarının ikindi güneşinde yanan nallarını gören Basmane Garı, demirden geniş kollarıyla insanlarını göğsüne çekip onları son kez koklamak istedi ve buna müsaade etmeyen göklerdeki Allah'ına sitem etti.
Sayfa 147 - Can Çağdaş Yayınları, 2021,·Kitabı okudu
Osman dış kapıdan içeriye girer girmez, Üzerlerindeki demir çatının ona inanılmaz gelen büyüklüğüne takılıp kaldı. Açıklık, büyük bir avluda olmalarına rağmen, gar sanki iki dev kanadını birbirine kavuşturarak yukarı daki güneşin ağırlığını bıçak gibi kesen kendi gölgeliğini inşa etmişti. Serinlik, yerdeki taşlardan sekip yüzlerine çarptı. Osman'ın şimdiye kadar gördüğü insanlar, kumrular, kediler ve köpekler kanlı canlıyken artık hırıltılı da olsa nefes alan bu yapı da onlar kadar yaşıyordu. Öyle ki Deli İbram yanlarında olsa, "Demirden saçlarına tünemiş güvercinleri kovalayan Basmane Garı, kirpiklerinin arasından yeni gelen Köstencelilere şöyle bir baktı," diye yazdırırdı mutlaka.
Sayfa 104 - Can Çağdaş Yayınları, 2021, Osman, Yusuf Dayı, Deli İbram·Kitabı okudu