• Bir savaşı, bir günbatımını anlatmak için bir şair bin dize dahi yazsa, bunları bir korkağa ve bir köre duyurabilmesine imkân yoktur.
    Giovanni Papini
    Sayfa 125 - 1.kitap
  • Marshall Planı'nın yönetici yardımcısı Richard Bissell bu
    görüşü destekliyordu: "Kore Savaşı başlamadan önce bile Mar­
    shall Planı'nın asla hepten bir fedakarlık planı olmadığı çok iyi
    anlaşılmıştı. Umulan şuydu: NATO ittifakının birer üyesi olarak
    Batı Avrupa ülkelerinin ekonomilerini güçlendirmek, onların de­
    ğerini de arttıracaktır, onlar da sonuçta Soğuk Savaş mücadelele­
    rini destekleyecek şekilde savunma sorumluluklarını üstlenecek­
    lerdir ... "43 Bu ülkelerin "Soğuk Savaş çabalarına destek" anlamın­
    da başka sorumluluklar da üstlenmeleri gizliden gizliye bekleni­
    yordu, bu amaçla da Marshall Planı'nın paraları Batı'da kültürel
    mücadeleye aktı.
  • Günlük hayatta orda burda duyduğumuz önemli olayların kısa tarihi. Benim çok beğenerek okuduğum bir kitap oldu. Tavsiye ederim.
    Uzun bir açıklama yazmıştım. Silindi. Nasip.
    Kitap tanıtımından içeriğini yapıştırıyorum;
    1 Mayıs 1977, 5 Nisan Kararları, 6-7 Eylül Olayları, 6 Gün Savaşları, 11 Eylül, 12 Eylül Darbesi, 12 Mart Muhtırası, 24 Ocak Kararları, 28 Şubat, 150'liklerin Sürgünü, 1957 Suriye Krizi, 1958 Berlin Buhranı, Adnan Menderes'in Uçağı Düştü, Anadolu Parsı, Bab-ı Ali Baskını, Bağdat Paktı, Batı Trakya Türk Devleti, Boğazlıyan Kaymakamı Mehmet Kemal Bey'in İdamı, Bozkurt-Lotus Davası, Cengiz Topel Olayı, D8 (Developed 8 Country), Dörtlerin Dönüşü, Dörtlü Takrir, Ecevit-İnönü Mücadelesi, Ekrem König Davası, Enver Paşa'nın Ölümü, EOKA Olayı, Gece Yarısı Ekspresi, Haşhaş Krizi, Hatay'ın Bağımsızlığı, Hicaz Demiryolu, Hocalı Katliamı, İndependenta Faciası, İran-Irak Savaşı, İran İslam Devrimi, İsrail Devleti'nin Kuruluşu, Kâbe Baskını, Kırım Türklerinin Sürgünü, Kitapçık Krizi, Kore Savaşı, Kosova'da Nato Harekâtı, Körfez Savaşı, Kuzey Yıldızı, Küba Krizi, Madımak Olayı, Marshall Yardımı, MC İktidarı Devrildi (Güneş Motel Olayı), Mısır'da İhvan Hareketi, Missouri Zırhlısının Türkiye Ziyareti, Naim Süleymanoğlu'nun Türkiye'ye Kaçışı, Nihat Erim Suikastı, Orly Katliamı, Özal Suikasti, Özgürlük Heykeli, Papa Suikasti, Refah Vapuru Faciası, Sadabad Paktı, Saddam'ın Devrilmesi ve Irak, Sovyetlerin Afganistan'ı İşgali, Srebrenica Katliamı, Struma Faciası, Sultan Galiyev, Suriye'de Hafız Esad Darbesi, Süveyş Krizi, Talat Paşa'nın Öldürülmesi, Türkçe Ezan, Türkiye Komünist Fırkası ve Mustafa Suphi, Türkiye'ye Silah Ambargosu, U-2 Olayı, Üsküdar Vapuru Faciası, Vecihi Hürkuş, Vietnam Savaşı…

    Tarihimizin dönüm noktalarının anlatıldığı bu kitapta merak ettiğiniz birçok sorunun cevabını bulabileceksiniz.
  • Beni biraz da olsa tanıyan arkadaşlarım tarihi ne kadar sevdiğimi bilir. Bu yüzden, etkileyici bir kitap olan Şimal Yıldızı- Son Kore Gazileri kitabını okuduktan sonra sistemde incelemesi bulunmadığı için az da olsa farkındalık oluşturması için bir şeyler ekleme ihtiyacı hissettim. Kitabın yazarı Cem Fakir uzun yıllar NTV’de çeşitli idari görevlerde bulunan ve ayrıca bu süreçte yedi belgesele de imza atan biri. 2010 yılında oradan ayrılan Cem Fakir ilk kişisel belgeseli olan Şimal Yıldızı’nı iki bölüm halinde yayımlar ve aynı zamanda da kitap olarak baskısı yapılır. Açıkçası bu kitabı okuyuncaya kadar kendisini tanımıyordum ama ilk fırsatta tüm belgesellerini de izlemeyi düşünüyorum. Şimal Yıldızı belgeselini izlemek isteyenler için de bağlantı adresini ekliyorum.

    Şimal Yıldızı-1 https://www.youtube.com/watch?v=zzcAgOR0lNQ

    Şimal Yıldızı-2 https://www.youtube.com/watch?v=H8k0TQDd7Q8

    Kitaba gelecek olursak;
    Gürsel Öncü’nün önsözde belirttiği gibi “ Bu kitabı okurken dünya görüşünüzü, tarihle ilgili fikirlerinizi, siyasi tercihlerinizi, savaş-asker antipatisi veya sempatisini bir kenara koyun; nasıl olsa kaybolmazlar. Sadece 20’li yaşlarda şu veya bu nedenle ateş hattına girmiş 80’liklerin hikâyesini dinleyin. Evlerine döndüklerinde bağrımıza basamadığımız, 60 yıldır bırakın hatıralarını hatırlarını bile soramadığımız çocukların hikâyelerini…”

    Yazar kitabının genel ya da askeri bir tarih çalışması olmadığını, yola çıkış amacının Kore’ye giden insanların bu savaşı nasıl yaşadıklarını anlayarak döneme ışık tutmak olduğunu ifade ediyor. Ve bu yola çıkmasına yol açan sebebin de Anadolu Ajansı'na düşen bir haber olduğunu belirtiyor.

    Bir Kore gazisinin tren garındaki bankın üzerinde ölü bulunması…

    Memleketinden binlerce kilometre uzağa savaşa yollanan, ölümlerden dönüp gelen, sonrasında unutulan ve 80 yıllık yaşamı bir bankta sonlanan bu gazimizin durumu yazarı çok etkiliyor ve hemen çalışmalarına başlıyor.

    “Bu sözlü tarih çalışmasını yaklaşık iki yıl içinde 7 coğrafi bölgede, 18 ilde gerçekleştirdik. Türkiye'nin 40 farklı kentinden subay astsubay ve er 124 Kore gazisi ile görüşme olanağı bulduk. Her birinin çok değerli anılarını, deneyimlerini dinledik ve 60 yıl öncesine birlikte gittik. Acı dolu savaş günlerini onların sayesinde benliğimizde hissettik, savaşa kurban verilenlerin sızısını yüreğimizde taşıdık.”

    Uzatmamak adına o yıllarda hâkim olan siyasi ve askeri atmosfere fazla girmek istemiyorum, kitabı okurken genel anlamda o hususlara vurgu yapılıyor. Kore’ye asker gönderme kararı alındıktan sonra ilk birlikler İskenderun Limanı'ndan Amerikan nakliyat gemileriyle 3 hafta süren uzun bir deniz yolculuğuna çıkıyor. Çoğu deniz bile görmemiş olan askerler sıcak havadan ve dev dalgalardan dolayı çok zor zamanlar geçiriyor ama en çok da yemek konusunda zorlanıyorlar.

    Piyade Üstçavuş Hasan Kandemir:
    ''Onların değişik yemekleri vardı. Birçoğumuz o yemekleri yiyemedik. Ekmek vermiyorlar. Bizim milletimiz ekmeğe alışkın, pilavı bile ekmekle yerler malum işte. Fakat çok az bir dilim ekmek verirlerdi, onu da bir dakika içerisinde hemen yutardınız. Sonra bir şey kalmazdı tabi. Onların yemekleri hep haşlama, bizim yemeklere benzemiyor. Yemekhanelerin de kendine has kokusu var, oraya gittiğimiz zaman iştahımız da kaçıyordu. Çok zorluk çektik giderken yemek hususunda."

    Kore’ye varıldıktan sonra askerlerimiz gidecekleri noktalara sevkediliyor. Savaşa beklenmedik bir şekilde Çinlilerin Kuzey Kore lehine dâhil olmasıyla şiddet giderek artıyor ve askerlerimiz en ciddi kayıplarını Kanuri’de Çinlilerin yaptıkları baskınlar sırasında veriyor bulundukları noktadan geri çekilmek zorunda kalıyorlar. Beş gün süren bu mücadelede toplam 218 askerimiz şehit düşüyor, birçok askerimiz de esir düşüyor, yaralanıyor. Sonrasında ise Türk ordusunun Kore’deki en önemli taarruzu olarak tarihe geçen Kumyangjangni muharebeleri gerçekleşiyor ve büyük bir başarı elde ediliyor. 1950-1953 yılları arasında süren savaş boyunca 16 binden fazla Türk askeri Kore topraklarında savaşıyor. Kayıplar hariç resmi rakamlara göre 721 askerimiz şehit düşüyor, 2147 askerimiz ise yaralanıyor.

    İş savaşmakla da bitmiyor. Ülkemize geri dönen birçok gazimiz ağır psikolojik sorunlarla baş başa kalarak sivil hayata uyum sağlamada zorlanıyor. Nasıl zorlanmasın ki…

    Piyade er Adnan APAYDIN:
    “Döndükten sonra üç ay tabii psikolojik olaylar oluyor. Geceleri uzandığım yerden fırlayıp kalktım öyle ‘Ateş! Ateş!’ diye. Çünkü orada geceleri uyku uyumuyorsun, mümkün değil.”

    Muharebe er Ahmet DÜZYOL:
    “Havai fişekler atılıyordu. Ben de dalgın dalgın gidiyordum. Tabi kendimizde değiliz. Giderken havai fişek ‘Boom’ deyince ben de attım kendimi yere. Bütün millet toplandı ve orada görenler başladı ağlamaya. Ben tabii çok kötü oldum o anda. Şimdi biz orada silah sesi, bomba sesiduyunca tam siper yatıyorduk yere… Havai fişek atılınca ben gitmişim Kore’ye.”

    Kitap çok kaliteli bir baskıya sahip, boyutu da geniş. Her sayfa konuya ilişkin resimlerle ve gazilerimizin konuyla ilgili anlatımlarıyla desteklenmiş ve okurken zamanın nasıl geçip gittiğini anlamıyor kendinizi o atmosferi yaşarken buluyorsunuz. İçerisinde sizi etkileyen, duygulandıran o kadar çok anektod var ki…

    Ne yapın edin kitap henüz temin edilebiliyorken bu kitabı alıp okuyun derim. Hayırlı Cumalar.
  • Marshall Planı ile Türkiye'ye 1948-52 yılları arasında 352 milyon dolar yardım yapıldı. Askeri ve ekonomik bağımlılık Türkiye'nin iç ve dış politikalarını da derinden etkiledi. İki bloklu dünyada Türkiye artık yerini ve yönünü daha keskin bir sekilde belirlemek durumundaydı. O günlerde Türkiye'deki siyasal ortam da giderek hareketlenmeye başlamıştı. Çok partili sisteme geçilmiş, demokratik hayata ilk adımlar atılmıştı.

    Türkiye 1950 yazına iktidar değişikliği ile girdi. 14 Mayıs 1950'de yapılan seçimler CHP'nin 27 yıllık tek parti iktidarının sonu, yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Celal Bayar ve Adnan Menderes önderliğindeki Demokrat Parti, ezici bir seçim zaferi kazanmıştı. Çiçeği burnunda hükümetin ilk önemli sınavıysa yaklaşıyordu: Kore Savaşı.
  • Kore Savaşı'nın izleri, aradan geçen 60 yıla
    rağmen gazilerin hafizalarındaki yerini koruyor. "Kore" deyince gözler buğulanıyor, suskunluk başlıyor.

    Bizim Kore Savaşı hikayemizse yaklaşık
    iki yıl önce Anadolu Ajansı'na düşen bir haberle başladı. Bir Kore gazisinin tren garındaki bankın üzerinde ölü bulunduğu yazıyordu ajans haberinde.Memleketinden binlerce kilometre uzağa savaşa yollanmış, ölümlerden dönüp gelmiş, sonrasında unutulmuş ve 80 yıllık yaşamı bir bankta son bulmuştu. Bu haberle çıktık yola. 60 yıl önce Kore Savaşı'na gönderilen Türk askerlerine yaşadıklarını anlattırmak, tanıklıklarına kulak vermek ve belgelemekti amacımız. Korede 1950-1953 yılları arasında yaşananları ilk ağızdan dinleyecek, her birinin sandıklarında saklı duran fotoğraf ve belgeleri gün yüzüne çıkarabilecektik.
  • Pusula Kore'yi Gösterdi (Kitap Yorumu)
    .
    . "Bu pusula sana yönünü bulmanda yardımcı olur. Nerede olursan ol, kaybolman imkansızdır. Bu pusula yanında oldukça dünyada nereye gidersen git,sevildiğin yere geri dönmemen için bir sebep bulamazsın. Çünkü yönünün neresi olduğunu rahatlıkla saptayabilirsin. Memleketinde pusulanin doğu yönüne baktıkça bizi hatirlayacaksin ve dönüşünün o yön olduğunu unutmayacaksin. Pusula bize bizi hatırlatır, kendimize getirir. Unutma, bu sadece eşyadır fakat asıl yön tayin edici olan işte buradadır, diyerek kalbimi işaret etmişti. "

    Kitabı alıp okumaya başladığınızda elinizden birakamayacaginizin garantisini verebilirim. Açıkçası ben kitabı tek solukta okudum ve kurgu muhteşem. Itiraf etmem gerekirse kitabı @damlakudu nun yoğun ısrarları sonucu aldım, iyiki aldım. Kitabın dili sade ve oldukça akıcı yani okurken sıkılacaginizi hiç zannetmiyorum. Ve her sayfa dolu dolu, alın bir okuyun derim. Gelelim kitabın konusuna ; kitap, dedesi Kore Savaşı gazisi olan Ertuğrul'un dedesiyle yaptığı röportaj sonucu Türkiye 'de başlayıp Kore'de devam eden macerasını anlatıyor. Unutmayın " Pusula sadece eşyadır, asıl yön tayin edici olan kalbimizdir. "