Sayfa 126 - Spinoza'nın siyaset üzerine yazdığı eseri, onu şiddetli eleştirilerden korumak içim anonim (Hollandaca yerine Latince) yayımlandı.·Kitabı okuyor
“Sanki kendime ait değilim. Hastalandığımda korkuya kapılıyorum, çünkü sanki başkasının servetini, tamamen bana ait olmayan bir şeyi boşa harcıyorum: Sağlığımı. Ben askerim, öldürmek ve öldürülmek üzere eğitildim. Bunun için yemin ettim. Peki ama öldürüleceksem neden bütün bunlara katlandılar? Şimdi anlıyor musun? Yirmi iki yıldır, oradan geçen kervanların konakladığı pis bir ev gibi her şeyin küf koktuğu bu şehirde yaşıyorlar. Yemek, ucuz parfüm ve havalandırılmamış yatak kokusu… Bir kez olsun isyan etmeden burada yaşıyorlar. Babam yirmi iki yıldır, dünyaya geldiği ve büyüdüğü Viyana’ya gitmedi. Yirmi iki yıldır tek bir seyahat, tek bir parça yeni giysi, bir yaz gezisi yok, çünkü benden bir başyapıt yaratılması gerekiyor; güçsüzlüklerinden ötürü kendi olamadıkları şey… Bazen bir şey yapmak istediğimde elim havada kalıyor. Daima bu sorumluluk.”
¤¤¤
Ölüm cezasını bu felaketin kendi başınıza gelmesini beklemeksizin halk için kaldırsaydınız,siyasi bir başyapıttan da öte toplumsal bir başyapıt ortaya koyacaktınız.
¤¤¤
Bu yeni melankolik aylak "flâneur" büyük kentin ürünü olarak ortaya çıkmıştır ve gene büyük kentin pazarında -"pasajlarında"- tüketilmeye mahkûmdur. (Bu konuda vazgeçilmez başyapıt Walter Benjamin'in Pasajlar çalışmasıdır.) Toplumsallaşamayan aylak insanla artık engizisyon bile ilgilenmez... Ortaçağ dinsel inançlarının elinden kurtulduğunu sanan melankolik aylak insan, bu kez tüketim toplumunun mistik, gizemli ortamında metalaştığını, pazara sürüldugünü görür (Marx)... Engizisyon önünde yargılanmaktan bin beter acılara sokar onu, metalaştığını, pazara sürüldüğünü duyumsamak...