Müthiş Bir Kurgu
Puan vermedi·382 syf.··
2026 75. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 14:11
Bu kitapla ilgili Sadist en büyük talihsizliğim, yıllar önce film uyarlamasını bilmeden izlemiş olmam oldu. O zamanlar bu filmin bu kitaptan uyarlandığını bilmiyordum ama filmi çok iyi hatırlıyorum. Özellikle Annie karakterini canlandıran Kathy Bates 'in performansı o kadar etkileyiciydi ki aradan yıllar geçmesine rağmen kadının o sayko bakışları bile aklıma kazınmış. Kitabı okumaya başladığımdan hemen kısa bir süre sonra taşlar yerine oturdu ve izlediğim o filmin aslında bu kitaptan uyarlandığını fark ettim. İşte o andan sonra okuma deneyimim değişti. Normalde her zaman önce kitabı okuyup sonra filmini izleyen biriyim ve bunu eğlenceli buluyorum ancak ilk kez bunun tam tersini yaşadım ve ne yazık ki benim için pek keyifli olmadı. Misery ( Sadist) son derece sürükleyici, psikolojik gerilimi yüksek ve okuru sürekli diken üstünde tutan bir roman. Ancak hikayenin tüm zirve noktalarını, gelişmelerini ve atmosferini zaten biliyor olmak, benim açımdan merak duygusunu haliyle yok etti. Keşke diyorum sadece ... Stephen King Sadist
1000Kitap
SadistStephen King · Altın Kitaplar · 20195,7bin okunma
Puan vermedi·440 syf.··
2026 27. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2026 19:12
Kadınlardan Nefret Eden Erkekler'i okumak oldukça zordu. Zaten aya yayarak yavaş yavaş sindire sindire okudum. Erküreye öyle bodoslama dalmak kaygımı biraz tetikledi açıkçası. Yazar kitap boyunca kadın düşmanlığını bireysel önyargılar ya da münferit şiddet olayları üzerinden değil, çevrimiçi topluluklar tarafından üretilen ve yeniden dolaşıma sokulan bir ideoloji olarak ele alıyor. Temel argümanı, birbirinden bağımsız görünen incel gruplarının, kız tavlama ustalarının, erkek hakları aktivistlerinin ve benzeri yapıların aslında ortak bir kadın düşmanlığı ekosistemi içinde faaliyet gösterdiği yönünde. Kitabın en önemli katkılarından biri, bu toplulukları marjinal ve önemsiz internet köşeleri olarak değerlendiren yaygın yaklaşımı sorgulaması. Bates, bir yıl boyunca çevrimiçi olarak yarattığı sahte bir erkek kimliği ile bu grupların arasına sızarak ve forumlarında, bloglarında ve sosyal medya ağlarında gözlem yaparak çevrimiçi radikalleşmenin nasıl işlediğini ortaya koyuyor. Tamamen filtresiz bir şekilde bu gruplarda yazılan makaleleri, gönderileri paylaşıyor. Bunu durumun ciddiyetini kavratmak için özellikle böyle yaptığını da ekliyor. Özellikle genç erkeklerin bu ağlara giriş süreçlerini anlatan bölümler dikkat çekici ve doğrusunu söylemek gerekirse ürkütücü. Çünkü burada söz konusu olan şey yalnızca kadın düşmanlığının yayılması değil aidiyet ihtiyacı, mağduriyet söylemi ve kimlik inşasının bir araya geldiği bir radikalleşme süreci. Zaten kırılgan ve yalnız olan bu erkekler, bu tarz radikalleşmiş ideolojilerle zehirleniyor bir nevi. Kitap boyunca görüyoruz ki bu toplulukların ortak paydası sınıfsal konumdan çok aidiyet arayışı. Farklı sosyoekonomik arka planlardan gelen bireyler, kendilerine yaşadıkları sorunların nedenini açıklayan ve aynı zamanda bir topluluğa ait
Kadınlardan Nefret Eden ErkeklerLaura Bates · April Yayıncılık · 20265 okunma
Reklam
STARSET'TEN GÜZEL BİR HİKÂYE
Puan vermedi·259 syf.··
2026 9. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2026 18:03
Öncelikle, pek ihtimal vermesem de eğer Starset müzik gurubu ile ilgili olmadan bu kitaba bakıyorsanız, bu incelemenin ister istemez müzik grubunun başarısından, benim en sevdiğim grup olmalarından ve yıllardır dinlediğimiz müziklerden/izlediğimiz kliplerden etkilendiğini bilin. Bilmeyenler için, Starset grubu 2013 yılında Dustin Bates tarafından kuruldu. Önceki grubu Downplay'den ayrılan Dustin, önceki grupta yazdığı şarkılara yenilerini ekleyerek Transmissions albümünü oluşturdu. Grup, Dustin'in tek albümlük bir projesi olarak başlasa da Transmissions'ın başarısından dolayı devam etmek istediler. Peki bu albümü böylesine eşsiz klan nedir? Burada müzik tarzına, farklı katmanlara, mükemmel vokal kullanımına, baştan sona sinematik ve epik bir albüm olmasına girmeyeceğim; onun yerine bu kitaptan konuşalım. Bu kitap, Transmission'daki şarkıların geçtiği evrenden bir hikâye. Şarkıların büyük çoğunluğu, sözleri, klibi veya esas müzik bittikten sonraki o "after-credits" kısımlarıyla evrenden bir şeyler anlatıyordu. Daha sonra bu kitap çıktı ve onların -en azından- bazılarını anlamlı kıldı. "En azından" diyorum çünkü internete bakarsanız herkes sanki kitap tüm şarkıları bin kat anlamlı kılmış gibi davranıyor. Ama şahsen bence değil, ya da basitçe ben bağdaştıramadım Hoş, bağdaştıranı da göremedim pek. Biliyorum, hâlâ hikâyeye girmedim, şimdi bi özetleyeyim. Hikaye SETI'de görevli Dr. Browning isimli bir astronomun, 1 aylık hafıza kaybıyla ve kafasında başını traş etmesini söyleyen bir dövmeyle uyanmasıyla başlıyor. Saçlarını kestikten sonra Browning, başına dövmelenmiş bir kod dizisi buluyor. Bunların koordinat olduğunu anlayıp belirli bir tarihte bunları giriyor ve güneş sisteminin dışından gelen insan radyo sinyalini yakalıyor. Tek sorun, oralarda bunu gönderecek
The PROXThe Starset Society · The Starset Society · 20162 okunma
Yanılsama Anlatısı
7/10
·500 syf.·
2026 35. kitabı
Jane Austen’ın Emma romanı, 19. yüzyıl İngiliz taşra toplumunun sosyal yapısını, evlilik kurumunu ve sınıf ilişkilerini ironik bir bakışla ele alıyor. Fakat roman satır aralarında sınıf farkının bilinci ve sınırı, insan tabiatının kör noktalarını ve duygular karşısında aklın ne kadar kolay yanılabildiğini gösteriyor. Austen, büyük olayları, karakterlerin trajedilerini anlatmayı değil; küçük detayları, yanlış anlamaları, ironiyle aktarmayı amaçlıyor. Böylece sakin görünen bir dünyanın içinde hareketli bir ruh haritası çiziyor. Romanın merkezinde zeki, güzel, varlıklı, iyi eğitimli, fakat deneyimsiz bir karakter olan Emma Woodhouse yer alıyor. Emma(21), kendisi evlenme fikrinden uzak, fakat başkalarını “eşleştirme” konusunda yeteneği olduğunu düşündüğünden çöpçatanlık yapıyor. Austen, Emma’nın bu arzusu üzerinden insan ilişkilerinin kırılgan doğasını görünür kılıyor. Yazarın odağı, dış olaylardan çok içsel yanılgılar ve karakter çözümlemeleri üzerine yoğunlaşıyor. Emma’nın kendini başkalarının hayatını düzenleyebilecek bir otorite olarak görmesi, roman boyunca sorgulanıyor. Aslında bunun en büyük nedeni, Emma’nın ev yaşamında da hakimiyetinin bulunması. Annesinin uzun yıllar önce ölmesi, ablasının evlenerek evden ayrılışıyla babasıyla yalnız kalıyor. Ev yaşamının hakimiyeti onda olduğu gibi, sosyal etkinlikler organize eden, sosyal ortamlarda söz sahibi olduğunu düşündüğü bir konuma da sahip. Bu da, başkalarının hayatları üzerinde en iyi yönlendirmeyi yapabileceği konusunda temelsiz bir özgüven taşımasına neden oluyor. Bu yüzden zararı en yakınlarına, en başta da Harriet'a dokunuyor. Emma’nın roman boyunca öz farkındalığa ulaşacağı süreçte okurun olacaklardan çok da emin olmadan ilerleyişi romanı biraz belirsiz kılan özelliği diyebilirim. Austen bana kalırsa okuru
Edebiyat
EmmaJane Austen · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202514,2bin okunma
Puan vermedi
İslam Ortadoğu'su ve özellikle Osmanlı İmparatorluğu üzerine yapılan çalışmalar uzun süre kadınları ihmal etmiştir. Osmanlı belgelerinin (özellikle şer'iyye sicillerinin) muazzam zenginliğine rağmen, tarihçiler uzun süre bu kaynakları kadınların tarihini yazmak için kullanmamış, kadınları tarihin öznesi olarak "dikkat etmeye değer" bulmamışlardır. 1970'ler ve 1980'ler döneminde bir kırılma yaşanmıştır. Jennings, Uluçay, Bates ve Dengler gibi isimlerin çalışmalarıyla kadınların vakıfları, mülkleri ve hukuk sistemindeki (kadı sicilleri) yerleri incelenmeye başlanmıştır. Tarihçilerden ziyade antropoloji ve siyaset bilimi gibi alanların, Ortadoğu kadınını daha erken "görmeye" başladığı; ancak bu çalışmaların bazen tarihsel derinlikten yoksun kalabildiği ifade ediliyor. Kitabın en önemli vurgularından biri, Osmanlı kadı sicilleridir. Bu kayıtların sadece İstanbul ile sınırlı olmadığı, imparatorluğun en uzak köşelerindeki kadınların bile dava, miras ve mülkiyet hakları için mahkemeyi nasıl aktif bir şekilde kullandıklarını kanıtladığı söyleniyor. Yazara göre bu belgeler, kadınların sadece "evde oturan" figürler olmadığını; ticaretin, hukukun ve kamusal hayatın içinde olduklarını gösteriyor. Metin odağını 17. yüzyıl ortalarından 19. yüzyıl başlarına kadar olan sürece, yani "Erken Modern" döneme yerleştiriyor. Bu dönemi seçerek, Osmanlı tarihini "donmuş/statik" bir yapıdan çıkarıp, değişimlerin yaşandığı canlı bir süreç olarak ele almayı hedefliyor. Yazar, Batılı literatürün kadınları genellikle "İslam" parantezine alarak ya da "Osmanlı öncesi altın çağ" ve "modernleşme sonrası" gibi keskin dönemlere ayırarak aradaki Osmanlı yüzyıllarını önemsizleştirmesini eleştiriyor. Kadın deneyiminin bu şekilde "oryantalleştirilmesine" karşı çıkıyor. Bu kitap, Osmanlı kadınının tarihini
Kadın çalışmaları
Modernleşmenin Eşiğinde Osmanlı KadınlarıMadeline C. Zilfi · Tarih Vakfı Yurt Yayınları · 20142 okunma
Misery
10/10
·382 syf.··
Beğendi
·
2026 15. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 07 Mart 2026 20:21
Muhteşem yazar Stephen King’ten muhteşem bir psikolojik gerilim romanı. Kitabı özellikle bu basımından okudum çünkü kapak tasarımı yeni basım kapaklardan çok daha romanın geneline uygun geliyor ve manzarası beni cezbediyordu. Kapaktaki karla kaplı huzur verici manzara içinde sıcacık sarı ışığı yanan huzur verici bir ev görünüyor. Tek bir odasının sarı sıcak ışığı yanıyor ancak romanı okudukça o çiftlik evinde olmak istemeyeceksiniz çünkü zira sıcacık ışığı görünen karla kaplı, huzurlu, sessiz ve de sakin bu ormanın içindeki çiftlik evi, sizin için huzursuz saatlerinizi yaşayacağınız bir terbiye evi olabilir. Stephen King muhteşem bir yazar zaten fazla söze gerek yok. Tasvirler, psikolojik tahliller ve karakter betimlemelerindeki başarısını yine bu eserinde de konuşturmuş. Okurken tüm evi, odayı, kahramanların dış görünüşlerini her şeyi tüm sahneleri adeta bir film izler gibi zihninizde canlandırabiliyorsunuz. Bu konuda zirveye oynayan bir roman. Gelelim filmi ile olan bağına. Normalde her zaman önce kitap sonra film görüşünde olan biriyim ancak bu romanda bunu pas geçerek önce filmini izleyip sonra romanını okudum çünkü bir roman ancak bu kadar başarıyla sinemaya aktarilabilirmiş onu da zaten kitabı okumadan bildiğim için bu seferlik böyle bir sıra değişimi yaptım ancak romanı okurken asla pişman olmadım çünkü bir kez daha yönetmen Rob Reiner’in gerçekten mükemmel bir iş çıkardığını anladım. Tabii bunda muazzam oyuncuları da nokta atışı yaparak seçmiş olmasının payı büyük. James Caan, hayat verdiği Paul Sheldon rolüyle ve özellikle En İyi Kadın Oyuncu Oscar’ını alan Kathy Bates de hayat verdiği Annie Wilkes rolüyle mükemmel bir oyunculuk serileyerek harikulade bir işe imza atmışlar. Filmle ilgili tek eleştirdiğim nokta keşke filmi biraz daha uzun yapsalardı diyorum
SadistStephen King · Altın Kitaplar · 20195,7bin okunma
Reklam
Reklam