Onur Akkuş

Onur Akkuş
@bathory2
null
Afyon kocatepe üniversitesi
İstanbul
16 okur puanı
Ocak 2018 tarihinde katıldı

Onur Akkuş

, bir kitap okudu
7/10
·48 syf.·
2022 5. kitabı
Stefan Zweig
7.3/10 · 91,8bin okunma
Reklam
1982 yılında vizyona giren film, 2019 yılının Los Angeles'ında, hiper-teknolojik bir gelecekte geçiyordu. Harrison Ford'un oynadığı ana karakter Rick Deckard, ayırt edilemeyecek ölçüde gerçek insanlara benzeyen, genetik olarak geliştirilmiş robotları (replikalar) yakalayıp "emekliye ayırmak" için görevlendirilmiş özel polis birimi Blade Runners'ın üyesiydi (polisin içinde böyle bir birimin kurulmasının nedeni, dünyadışı kolonilerde çalıştırılan replikaların insanlara karşı başkaldırmış olmasıydı). Aslında, replikaların görünüm ve davranışları insanlara öylesine benziyordu ki, onları saptamanın tek yolu, şüphelenilen kişiyi yalan makinesine benzeyen Voight-Kampff Makinesi adındaki cihazla teste sokmaktı.
İnsan DNA'sı bir milyar nükleotid uzunluğunda bir merdivendir. Nükleotidlerin aklın alamayacağı kadar çok sayıda bileşim olasılığı vardır. Fakat bu bir anlam ifade etmez,çünkü yararlı bir işlev görmeyen protein sentezlerine yol açar. Yalnızca çok kısıtlı sayıda nükleik asit molekülleri bizimki gibi karmaşık hayat şekilleri vücuda getirmeye yetmektedir. Buna rağmen bile, nükleik asitlerin yararlı biçimde biraraya getirilmiş yolları şaşırtıcı derecede çoktur; belki de evrendeki tüm elektron ve protonların sayısından daha çoktur. Bu noktadan hareket ederek dünyaya getirilebilecek insan sayısının şimdiye dek yaşamış insan sayısından çok daha fazla olduğu söylenebilir. İnsan türünün kaynak potansiyeli büyüktür. Nükleik asitleri şimdiye kadarki herhangi bir insandakinden daha iyi çalışmaları için biraraya getirmenin çeşitli yolları olmalıdır. Neyse ki, başka tür bir insan meydana getirmek için nükleotidleri değişik bileşimlere kavuşturma bilgisinden yoksunuz. İleride nükleotidleri istediğimiz biçimde biraraya getirerek arzu edilen nitelikleri yaratmak mümkün olabilir... Düşündürücü ve ürkütücü bir proje!
Yerküremizin uygun ısıya sahip olmasının ve su, atmosfer, oksijen vb. bulundurmasının yaşam için çok elverişli bir ortam yarattığı yolunda yorumlara zaman zaman rastlarız.Böyle düşünmek, birazcık nedenlerle sonuçları karıştırmak oluyor. Biz dünyalılar, yerkürenin çevre koşullarına uyuyoruz, çünkü burada yetişmiş bulunuyoruz. Daha önceki yaşam şekilleri çevre koşullarına uyamadıklarından yok olup gittiler. Biz, koşullara iyi ayak uyduran organizmaların vârisleriyiz. Çevre koşulları daha değişik bir dünyada gelişen organizmalar, hiç kuşkusuz o dünyanın türküsünü söyleyeceklerdir.
Reklam