Başlat

8,3/10  (14 Oy) · 
24 okunma  · 
6 beğeni  · 
924 gösterim
Yıl 2045 ve dünya çok çirkin bir yer.
Uygarlıkları felce uğratan enerji krizi, tam anlamıyla felakete dönüşen iklim değişikliği, kıtlık, yoksulluk, bulaşıcı hastalıklar ve geriye kalan son kaynaklar için süren nükleer savaşlarla cehenneme dönen bir dünya... Ve bu dünyada yaşamak zorunda olan tüm talihsiz insanlar gibi, henüz on sekiz yaşındaki Wade Watts da uyanık olduğu zamanın neredeyse tamamını bir simulasyonun içerisinde geçiriyor.

İstediğiniz kişi olabileceğiniz, istediğiniz yerde yaşayabileceğiniz ve istediğiniz şeyleri yapabileceğiniz bir yer olan, insanlığın son vahası, sanal dünya OASISte. Ve bir gün OASISin yaratıcısı James Halliday ölüyor. Arkasında bıraktığı milyonlarca dolarlık bir servetle. Ancak bir sorun var. Ortada bir varis yok. James Halliday bütün mirasını tek bir kişiye bıraktı. Yarattığı devasa sanal dünya OASIS içinde sakladığı üç anahtarı bulacak olan kişiye. İşte dünya çapındaki kıran kırana mücadele böyle başladı. Ve anahtara giden ilk ipucunu Wade Watts buldu.

Hazır mısınız ?
  • Baskı Tarihi:
    Eylül 2011
  • Sayfa Sayısı:
    516
  • ISBN:
    9786050903447
  • Orijinal Adı:
    Ready Player One
  • Çeviri:
    Taylan Taftaf
  • Yayınevi:
    Dex Yayınevi
  • Kitabın Türü:
Kaonashi 
11 Eyl 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Tam bir geek kitabı. Kitapta referans gösterilen filmler, müzikler, oyunlar tadından yenmez. Özellikle atari oyunlarına meraklı olanların okuması tavsiye edilir.
Yaşasın 8-bit diyor ve uzaklaşıyorum.

Kitaptan 11 Alıntı

İşte o an, ne denli korkutucu ve acı verici olursa olsun, aynı zamanda gerçek mutluluğu bulabileceğin tek yerin gerçeklik olduğunu anladım. Çünkü gerçeklik, gerçek. Anlıyor musun?

Başlat, Ernest ClineBaşlat, Ernest Cline
Metin Özdemir 
13 May 23:56 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

"Gerçeklik için delirdiğim yok.Ama âdâm gibi yemek yiyebileceğiniz tek yer hâlen orası."
Groucho Mârx

Başlat, Ernest ClineBaşlat, Ernest Cline
Metin Özdemir 
13 May 23:32 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

"İnsan olmak çoğu zaman berbat bir şey.
Hayatı çekilir kılan tek şey bilgisayar oyunları."
—Anorak'ın Almanağı , Bölüm 91, Kısım 1-2

Başlat, Ernest ClineBaşlat, Ernest Cline
Metin Özdemir 
13 May 23:31 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Üç gizli kapıyı açacak üç saklı anahtar
Kişinin sınanacağı bir macera başlatacak
Zorlukların üstesinden gelecek kadar maharetli olan
Ödülün kendisini beklediği Son'a ulaşacak

Başlat, Ernest ClineBaşlat, Ernest Cline
Metin Özdemir 
 13 May 23:50 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Çok kısa sürede, “OASIS” ve “internet” eşanlamlı kavramlara dönüşmeye başlamıştı. Dahası,
GSS'nin ücretsiz olarak dağıttığı, kullanımı inanılmaz kolay OASIS İşletim Sistemi dünyanın en popüler bilgisayar işletim sistemi oldu, Kullanıma sunulmasının üzerinden çok da zaman geçmeden, dünyanın dört bir yanındaki milyarlarca insan her gün OASIS üzerinde çalışmaya ve oynamaya başlamıştı. Bu kullanıcılardan bazıları, gerçek hayatta bir kez olsun aynı kıtaya ayak basmadan,tanıştılar, aşık oldular, evlendiler. Kişinin gerçek kimliği ile avatarı arasındaki sınır gün geçtikçe bulanıklaşıyordu. Dünya, insan ırkının zamanın büyük kısmını bir bilgisayar oyununun içinde geçirmeye başladığı yepyeni bir döneme girmişti.

Başlat, Ernest ClineBaşlat, Ernest Cline
Metin Özdemir 
 13 May 23:37 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Toprak, kaynak ve uydurma tanrılarımız üzerine bir dizi savaşı da geçtikten sonra, gezegendeki bütün kabileleri ‘küresel bir medeniyet' oluşturacak şekilde yeniden düzenledik. Ama, dürüst olmak gerekirse, o kadar da düzenlenmiş ya da medeni değildi bu yeni dünya. Bu yüzden birbirimizle savaşmayı sürdürdük. Ama aynı esnada, bilimi keşfettik ve kendi teknolojimizi geliştirdik.Bir avuç kılsız maymuna göre, oldukça şaşırtıcı şeyler keşfettiğimizi de
söyleyebiliriz. Bilgisayarlar. İlaçlar. Lazer. Mikrodalga fırın. Yapay kalp. Atom bombası. Hatta ayabirkaç adam gönderip geri getirdik. Ayrıca dünyanın neresinde olursak olalım, her zaman birbirimizle temas kurabildiğimiz küresel bir iletişim ağı da geliştirdik. Etkileyici, değil mi?
“Ama kötü haberleri almamız da bu döneme rastlar. Küresel medeniyet kurmanın korkunç bir
bedelinin olduğu ortaya çıktı. Bu medeniyeti kurmak için çok fazla enerji harcamış ve bu enerjiyi de yerin altındaki ölü bitkilerle hayvanlardan gelen fosil yakıtları yakarak yaratmıştık. Sen dünyaya geldiğin sıralarda bu yakıtın büyük kısmını kullanmıştık ve artık geriye bir şey de kalmadı zaten. Bu yüzden kesintiye gitmek zorunda kaldık. Turnayı gözünden vurmuştuk. Buna Küresel Enerji Krizi dedik ve bu dönem bir süredir devam ediyor.
“Ayrıca, fosil yakıtların tamamını yakmanın, gezegenin sıcaklığının artması ve çevrenin yok olması gibi çok fena yan etkilerinin olduğu anlaşıldı. Bu yüzden kutup buzulları eriyor, deniz seviyesi yükseliyor ve iklimler de iyice birbirine girmiş durumda.Bitkilerle hayvanların soyu bugüne dek görülmemiş bir hızla tükeniyor; çok fazla insan aç ve evsiz. Ve halen birbirimizle savaşmayı sürdürüyoruz. Ağırlıkla, geriye kalan son birkaç kaynak için.
“Esasında evlat, bütün bunların anlamı, hayatın artık çok daha zorlu olduğu. Sen doğmadan öncegeçip giden Eski Güzel Günler'den çok daha zor. Eskiden her şey harikaydı ama artık dehşet verici.Dürüst olmak gerekirse, geleceğimiz hiç parlak görünmüyor

Başlat, Ernest ClineBaşlat, Ernest Cline
Metin Özdemir 
13 May 23:29 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Medyanın bu milyarderin ölümünü neden o kadar büyüttüğünü ilk başta anlamamıştım. Sonuçta,insanların endişelenmesi gereken yeterince başka konu vardı. Süregelen enerji krizi. Felakete dönüşen iklim değişikliği. Gezegenin her tarafına yayılmış kıtlık, yoksulluk ve bulaşıcı hastalıklar. Devam etmekte olan yarım düzine savaş. Bilirsiniz işte; birlikte yaşamaya çalışan kedi-köpekler ve kitlesel histeri. Gerçekten ama gerçekten önemli bir şey olmadıkça haber bültenleri insanların interaktif komedilerini ya da pembe dizilerini kesip araya girmezdi. Yeni bir ölümcül virüsün ortaya
çıkışı ya da bir kentin daha nükleer bulutun içinde kaybolması gibi flaş haberlerden bahsediyorum. Ne kadar ünlü bir adam olursa olsun, Halliday'in ölümü en fazla akşam haberlerinde kısa bir yer tutmalıydı; böylelikle spiker, milyarderin varislerine kalan yüklü paradan bahsederken, avam kitleler de kıskançlık içinde kafalarını sallayabilirdi. Ama haberin patladığı nokta da buydu zaten. James Halliday'in bir varisi yoktu.

Başlat, Ernest ClineBaşlat, Ernest Cline
Metin Özdemir 
14 May 00:05 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

“Evet,” dedi Aech. “Kelimeler bana da tanıdık geliyor.”
“Benim de bunu hatırlamam biraz zaman aldı,” dedim.
Üçü de merakla bana baktı.
“Kelimeleri tersten okuyun,” diye önerdim. “Hatta, tersten okuyarak bir şarkıya dönüştürün.”
Art3mis'in gözleri kısılmıştı. “Sevgi, umut, iman,'' dedi. Kelimeleri birkaç kere daha
tekrarladıktan sonra yüzü aydınlandı. Ve şarkısına başladı: “Sevgi ve umut ve iman ...”
Aech bir sonraki satırı aldı: “Kalp ve beyin ve beden ...”
“Sana üçü verir ... büyülü rakamını!” diye bitirdi Shoto zafer dolu bir sesle.
“Schoolhouse Rock!” diye bağırdılar bir ağızdan. “Gördünüz mü?” dedim. “Çözeceğinizi
biliyordum. Akıllı çocuklarsınız, yemin ederim.”

Başlat, Ernest ClineBaşlat, Ernest Cline
2 /