Cenâb-ı Hak, kalbini batınî putlardan temizlemeyen kullarını tehdit ederek şöyle buyurur:
"(Rasûlüm!) Hevâ (ve heveslerini) kendisine ilâh edinen kimseyi gördün mü? Ona Sen mi vekil olacaksın?" (el-Furkân, 43)
Sayfa 56 - Erkam Yayınları, İstanbul 1434 / 2012·Kitabı okuyor
Hazret-i Eyyüb Aleyhisselâm'ın zahirî yara hastalıklarının mukabili, bizim bâtınî ve ruhî ve kalbî hastalıklarımız vardır. İç dışa, dış içe bir çevrilsek, Hazret-i Eyyüb'den daha ziyade yaralı ve hastalıklı görüneceğiz. Çünki işlediğimiz herbir günah, kafamıza giren herbir şübhe, kalb ve ruhumuza yaralar açar.
Mektubatın ilk cildi üçyüz onüçe ulaşınca, Hazreti Şeyhimiz (Imamı Rabbani) dedi ki, şu sayıda bitirelim, zira bu, nebiler ve resullerin adedine uygundur.
(Peygamberimiz ve diğerlerinin üzerine Allahın salavatları olsun.)
Aymı şekilde Bedir ehli (Allah hepsinden razı olsun) adedine de uygundur. Bu
yüzden bunlarla bereketlenmek ve teyemmün için şu sayıda bitirdik.
Bundan sonra kudsi mektuplar yazıldı. Hazreti mahdum-zade marifetler sahibi, hakikatler menba-ı, ilahi feyizler mazharı, nihayetsiz sırlar masdarı, zahiri ve batıni ilimleri cem eden Şeyh Mecduddin Hoca Muhammed Ma'sum -Allah'u Teala onu salim kılsın, baki edip temenni ettiğinin son haddine ulaştırsın- şu mektupları toplamaya sebep oldu.
Bu kapının hizmetçilerinin en değersizi, Bâri tealanın zayıf kulu, Abdu-l Hay ibni Hoca Çâker-il Hisarî, Allah'u Teala günahlarımı affetsin, ayıplarını örtsün, sonunu iyi yapsın; şerefli işaretleri gereğince şu mektubları cem etmeye girişti.
"Kulun halleri şöyle taksim edilmiştir.
1- İtikâd,
2- Kalb'e gelen ilhâmlar,
3- Akıl ve kalbinde doğan nûrlar,
4- Müşâhedeler,
6- Mükâşafeler,
7- Zâhirî ve bâtınî bütün fiiller"