Atticus ve Sistem Sorunu
Puan vermedi·360 syf.··
2026 4. kitabı
Bir çocuk perspektifinin nahifliğiyle yazılmış olan romanı okurken de olaylara bir çocuk gibi bakmak gerekir. Bu konuda Scout Finch bize oldukça yardımcı oluyor. Okura kolayca geçen durumları bir çocuğun gözleriyle yorumluyor ve çocuk tepkileri veriyor. Roman içinde karakterlerin farkındalık zannettiği pek çok an oluyor ve adeta bir sonraki sahnelerle bu farkındalıklar sürekli kırılıyor. Çocukluğun en güçlü terimi oyun'dur. Oyun esasen hayatımız boyunca devam eden bir süreç. Birisi cübbesini giyiyor ve avukat bey oluyor, bir diğeri copunu alıyor ve polis oluyor. Diğeri size iğne yapıyor ve ona hemşire diyoruz. Bizler de oyunda üzerimize düşen görevi üstleniyoruz ve oyunu bozmadığımız sürece ceza almıyoruz. İnceleme içinde bazı spoiler kısımlar olabilir. Bu sebeple kitabı okuduktan sonra buraya dönmeniz daha sağlıklı olur. Hikayemiz 1930'lar Amerika'sında güneyde geçiyor ancak bugün bile güneyde Amerikalılar benzer perspektiflere sahiptir (İkinci ağız ve dünya haberleri üzerinden bir fikir). Karakter karakter ele almaktansa tema tema ele almayı deneyeceğim. Dolayısıyla kronolojik atlamalar yapabilirim. BÜLBÜL: "Bülbüller bizi eğlendirmek için şarkı söylemek dışında bir şey yapmaz. İnsanların bahçelerindeki bitkileri yemezler, mısır ambarlarına yuvalanmazlar, tek yaptıkları iş bize içlerini dökmektir/şarkı söylemektir. İşte bu yüzden bülbülleri öldürmek günahtır." Kitabın arka kapağında ve ilgili yerde yazan bülbül meselesi işte bu. Bülbül basitçe kendinde varoluştur ve masumiyeti temsil eder. Roman özelinde bunu iki karakterde cisimleştiriyoruz. İlki birinci kısmın çocuklar üzerinde durduğu Arthur Radley -çocukların deyimiyle Öcü Radley- ve ikincisi de kitabın ikinci kısmının ana ekseni olan Tom Robinson. Öcü Radley basitçe çocukken yaptığı yaramazlıklar
Edebiyat
Bülbülü ÖldürmekHarper Lee · Epsilon Yayınevi · 202088,7bin okunma
Yirminci Yüzyılın Üç Büyük Romanından Biri: Ulysses
6/10
·841 syf.··
Beğendi
·
2023 35. kitabı
·
102 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2023 21:58
Ulysses adını Homeros'un ünlü destanlarından Odysseia'nın latincesinden almıştır ve destan ve roman arasında karakterler açısından benzerlikler bulunur. Romanın kahramanlarından Leopold Bloom Odysseus ile, Molly Bloom Penelope ile ve Stephen Dedalus da Telemakhos ile benzeştirilmiştir.(1) Roman Dublin’de bir tek günde geçer, Nora Barnacle'ı sevdiğini anladığı gün olan 16 Haziran 1904 gününde. Bu nedenle 16 Haziran Dublin’de “Bloom’s Day” olarak festival ile kutlanır. Öğrenci Stephen Dedalus ile serbest çalışan Yahudi asıllı bir reklam toplayıcısı olan Leopold Bloom'un karşılaş(tırıl)maları. Ancak asıl anlatılan, bu iki kişinin bireysel kimliklerini aşan daha büyük bir gerçeğin parçası olduklarıdır: Stephen "sanatsal" doğanın, Bloom ise "bilimsel" doğanın temsilcileridir. Öte yandan, bu iki dışlanmış kişilik, hem Joyce hem de birbirleri için de özel bir öneme sahiptirler. Stephen, Joyce'un gençliğinin, Bloom ise olgunluğunun yansımalarıdır; Bloom, Stephen'ın, deyim yerindeyse, "manevi babası"dır. Ama kitabın edebiyat açısından asıl önemi, çatısının Homeros'un destanı Odysseia ile simgesel koşutluğundan ve Joyce'un kullandığı değişik teknik ve biçemlerden, özellikle de 18. ve son bölümde Bloom'un karısı Molly'nin düşüncelerinin yansıtıldığı "bilinç akışı"ndan gelir. (2) 1920 yılındaki yapılan ilk baskısı Joyce’un göz rahatsızlığından ve dizgicilerin Fransız olmasından dolayı Yanlışlıklarla doludur. Joyce’un göz rahatsızlığın tanısı üveittir, buna bağlı olarak 8 kez ameliyat da olmuştur. Bazı resimlerde bir gözü kapalı olarak çıkmasının nedeni budur. Joyce da romanın kahramanı Stephen Dedalus gibi Tıp Fakültesi’ni yarıda bırakmıştır. Yazar ölüm döşeğindeki son sözü Ulysses’e ithafen “Kimse de mi anlamamış?” olduğu rivayet edilir. Oğuz Atay’ın da benzer yazım teknikleriyle
Edebiyat & Roman
UlyssesJames Joyce · Yapı Kredi Yayınları · 20251,463 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·230 syf.··
2021 99. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 11 Temmuz 2021 08:25
Bu kitabı belki daha çok filmiyle tanıyorsunuz,hani şu Nicole Kidman’a Oscar kazandıran Meryl Streep ile başrolü paylaştığı filmden. Fakat kitap öylesine güzelmiş ki hiçbir film önüne geçemez bence Cunningham, odağına Virginia Woolf’un Mrs. Dalloway romanını alarak, o romanın olay örgüsünü parçalayıp dönüştürerek Woolf’un kendisi de dahil olmak üzere üç farklı karaktere dağıtması ve sonunu da çok hoş bir biçimde bağlaması tebrik edilesi Virgina Woolf, Mrs. Dalloway ve Bayan Brown üç ana karakterimiz ve dönüşümlü olarak onların bir gününü izliyoruz. Woolf’un kitabını okuduğunuzda Cunningham’ın nasıl başarılı bir şekilde o kitabı kullandığını göreceksiniz. Hem oradaki kurguya atıfları var hem de yepyeniden yarattığı karakterleri. Sağlıklı ruh hallerinde olmayan bu üç karakterin yaşadıklarının elbette ortak noktaları da mevcut. Kitabın en sevdiğim yanı,”an”ları hem de basit anları öyle güzel tasvir etmiş ki hem oradaki anı yaşıyor gibi hissediyorsunuz hem de kendi içinde bulunduğunuz anı fark ediyorsunuz istemsizce. Önce Mrs. Dalloway ve sonrasında da Saatler’i okumak gerçekten çok keyifli ve birbirini tamamlayan bir okuma olduBu iki kitabın arka arkaya okunmasını tavsiye ederim.
SaatlerMichael Cunningham · Can Yayınları · 2012398 okunma
İncelemem:
4/10
·230 syf.··
2018 60. kitabı
1941 de intihar eden yazar Virginia Wolf'un yaşamına ve ölümüne göndermelerle dolu, yine Bayan Dalloway adlı ünlü romanından beslenen bir eser. Üç ayrı zaman diliminden olaylar ve hikayeler aktarıyor. Akıcılık, heyecan verme unsurları hiç yok kitapta. İyi ki okudum diyemiyorum.
Edebiyat
SaatlerMichael Cunningham · Can Yayınları · 2012398 okunma
BİR RENK MESELESİ
8/10
·355 syf.··
Beğendi
·
2017 53. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Mart 2017 12:35
YouTube kitap kanalımda Bülbülü Öldürmek kitabını çizimlerimle yorumladım: ytbe.one/q93UBZZMgYM "Irkçılık ideolojik bir düşünce değil, aksine psikolojik bir hastalıktır." Malcolm X Bülbülü öldürmek günahtır. Çünkü bülbül yaratılışından ötürü bülbüldür, kendisini bülbül olarak seçemez. Onun ızdırari kaderinde zaten bülbül olmak vardır ve bundan dolayı da suçlu olarak gösterilmemelidir. Çocukların Boo Radley'in evine dokunmayı bile çok zor bir şeymiş gibi görmeleri, öğretmenlerinden itibaren başlayan bir Kuzey-Güney, laik-muhafazakar, gezici-çomar vs. küçümsemeleri ve insanları sınıflandırmaları, yok Cunningham'lar şöyle yok Ewell'lar böyle diye insanların sınıf sınıf ayrılmaları, onların kilisesi beyaz bizim kilisemiz siyah gibi dinde bile ayrımcılığa uğramaları, Atticus Finch'in kendi ailesini yükseklere koyma egosu, elbise konusunda ve kız olma konuları gibi konularda mahalle baskıları gibi konular bir çocuğun gözünden anlatıldığı için bu kitabı değerli bir hale getirmekte. Edebi olarak değerlendirecek olursak kitabın dili epey sade fakat vermek istediği mesaj güçlü. Öyle Debbie Macomber, Sarah Jio gibi aşk öyküleri ya da ciltlerinde kocaman yazılar yazan klonlaşmış polisiye kitaplarını unutabilirsiniz. Amerika'nın Maycomb adlı küçücük bir mahallesindesiniz. Hayatınızda o mahalleden dışarı çıkmamışsınız ve size "Beyaz kızarsa zenci ölür" diyen insanların zihniyetiyle aynı yerde yaşıyorsunuz. İşte tam da bu sebeple bu romanın örneklerini bizim ülkemizde de görmek mümkün. Birbirimizi ötekileştiriyoruz. Bir Türk olarak zenci de doğabilirdik fakat Allah bize böyle olmayı uygun gördü. Fakat şimdi de ülkemizde laik-muhafazakar, Atatürkçü-sağcı, ateist-teist-deist, iktidar-muhalefet gibi çok sayıda ötekileştirmeler görüyoruz. Onun için bu kitabı aslında
Edebiyat
Bülbülü ÖldürmekHarper Lee · Sel Yayınları · 201488,7bin okunma