Ulysses adını Homeros'un ünlü destanlarından Odysseia'nın latincesinden almıştır ve destan ve roman arasında karakterler açısından benzerlikler bulunur. Romanın kahramanlarından Leopold Bloom Odysseus ile, Molly Bloom Penelope ile ve Stephen Dedalus da Telemakhos ile benzeştirilmiştir.(1)
Roman Dublin’de bir tek günde geçer, Nora Barnacle'ı sevdiğini anladığı gün olan 16 Haziran 1904 gününde. Bu nedenle 16 Haziran Dublin’de “Bloom’s Day” olarak festival ile kutlanır.
Öğrenci Stephen Dedalus ile serbest çalışan Yahudi asıllı bir reklam toplayıcısı olan Leopold Bloom'un karşılaş(tırıl)maları. Ancak asıl anlatılan, bu iki kişinin bireysel kimliklerini aşan daha büyük bir gerçeğin parçası olduklarıdır: Stephen "sanatsal" doğanın, Bloom ise "bilimsel" doğanın temsilcileridir. Öte yandan, bu iki dışlanmış kişilik, hem Joyce hem de birbirleri için de özel bir öneme sahiptirler. Stephen, Joyce'un gençliğinin, Bloom ise olgunluğunun yansımalarıdır; Bloom, Stephen'ın, deyim yerindeyse, "manevi babası"dır. Ama kitabın edebiyat açısından asıl önemi, çatısının Homeros'un destanı Odysseia ile simgesel koşutluğundan ve Joyce'un kullandığı değişik teknik ve biçemlerden, özellikle de 18. ve son bölümde Bloom'un karısı Molly'nin düşüncelerinin yansıtıldığı "bilinç akışı"ndan gelir. (2)
1920 yılındaki yapılan ilk baskısı Joyce’un göz rahatsızlığından ve dizgicilerin Fransız olmasından dolayı
Yanlışlıklarla doludur. Joyce’un göz rahatsızlığın tanısı üveittir, buna bağlı olarak 8 kez ameliyat da olmuştur. Bazı resimlerde bir gözü kapalı olarak çıkmasının nedeni budur. Joyce da romanın kahramanı Stephen Dedalus gibi Tıp Fakültesi’ni yarıda bırakmıştır.
Yazar ölüm döşeğindeki son sözü Ulysses’e ithafen “Kimse de mi anlamamış?” olduğu rivayet edilir.
Oğuz Atay’ın da benzer yazım teknikleriyle