YouTube kitap kanalımda Aslı Arslan'ı ve Sokak Nöbetçileri kitabını okumadan ölebilirsiniz dedim: ytbe.one/-AXqTQjVFOk
Merhaba arkadaşlar… Evet. Bugün ben yine bir Wattpad kitabı okudum. Peki, bilin bakalım ne oldu? Bu kitap da bir erkekle bir kızın toksik aşkını anlatıyor. Aa, ne kadar şaşırtıcı değil mi?
İncelemeye başlamadan önce yine şunu söylemem gerek. Bu incelemenin altına yazılan her yoruma karşılık olarak bu tür kitaplarla vakit kaybetmemeniz açısından daha nitelikli kitaplar önerdim, o yüzden kitap önerileri için yorumlara bakabilirsiniz.
Sokak Nöbetçileri kitabı, Helin adındaki bir kızın Sokak Nöbetçileri adındaki bir çocuk grubuna ilk aşamada ajan olarak sızmasını anlatıyor. Ama olaylar sadece bununla kalır mı? Eğer o kitap bir Wattpad kitabıysa tabii ki kalmaz. Helin gider Yankı adındaki bir çocuğa aşık olur. Kendini ezdirir. Onun himayesi altına girer. Kendi kendine yetebilen bir kadın olmaktan çıkar, sürekli “erkeğinin” etrafında döner durur. Bütün olay bu. Peki, bunu anlatmak için 720 sayfa yazmak da ne demek? Kutsal kitap mı okuyoruz mübarek?
Dürüst olmak gerekirse, kitabın başlarında sokakta büyümek zorunda kalmış çocukların hikayeleri anlatılacağı için heyecanlanmıştım. Çünkü kulağa çekici gelen bir konu. Hakan Günday’ın kitaplarını hatırladım hatta. Yazarın Yankı, Mutlu, Işık, Lal ve Bartu karakterlerini farklı farklı tasarlamasını da sevdim. Düşünsenize… Ben bir Wattpad kitabı okuyorum ve içindeki bir şeyi seviyorum. OHA. Çünkü hepsinin farklı bir karakter özelliği var. Hepsi ayrı ayrı kişiliklere sahip. Bu karakter farklılıkları da kitap boyunca hissediliyor.
Peki neden Wattpad kitaplarının %99’unda okura bir süre sonra toksik bir aşk dayatılıyor? Buradan yazara ve genel olarak Wattpad'de yazmak isteyen insanlara birkaç soru sormak
YouTube kitap kanalımda okumadan önce ölünmesi gereken Yabancı kitabını yorumladım: ytbe.one/jtUaG022XWM
Bitmeyen toksik aşklar, tecavüz güzellemeleri, mutasyon geçirmiş bir erkeğin adeta bir (erkek)²’ye dönüşmesi... İşte bunların hepsi Yabancı kitabı arkadaşlar.
İncelemeye başlamadan önce yine şunu söylemem gerek. Bu incelemenin altına yazılan her yoruma karşılık olarak bu tür kitaplarla vakit kaybetmemeniz açısından daha nitelikli kitaplar önerdim, o yüzden kitap önerileri için yorumlar kısmına bakabilirsiniz.
Kitabın bütün hikayesi Ediz'in Doğa'yı kaçırması, yakalanmadan öylece dolaşmaları ve Ediz'in kendi işlerini yaptırdıktan sonra da Doğa ile aralarında toksik bir aşkın başlaması üzerine. İşin tuhafı Doğa da Ankara Emniyet Müdürü'nün kızı. Buna rağmen hiç yakalanmıyorlar, hatta nerede oldukları bile sorgulanmıyor. Yani üzgünüm ama bu kurgunun inandırıcılığı, GTA San Andreas'ta polisin yanından bazuka ile geçerken polisin bunu hiç umursamaması veya aranma seviyen 6 yıldız olmuşken arabanın rengini değiştirip polislerden kurtulmanla eş değer.
Kitap için yazılmış bazı yorumları okumam neticesinde "Doğa maalesef rehinelerin sahip olduğu Stockholm sendromuna yakalanmış, onu anlayışla karşılamanız gerekiyor :(:((" şeklinde Pollyannacı cümlelerle bu kitabı savunanlar gördüm... Emin olun İsveçlilerin böyle bir kitaptan haberi olsaydı hepsi Stockholm'deki Gamla Stan adasına doluşup yanlarına İsveçli yazarları da alıp ilk roketle başka bir gezegene uçarlardı.
İsim benzerliği olarak da can sıkıcı bir gerçek fark ettim... Google'a "Yabancı kitabını oku" diye yazdığınızda ilk sayfada önünüze Albert Camus'nün Yabancı kitabı değil de maalesef hep bu kitap çıkıyor. Eğer inanmıyorsanız kendiniz de deneyebilirsiniz. Camus'nün yerinde olsaydım yazdığım kaliteli bir kitabın