Bataklık

André Gide
Çevirmen:
Hikmet Kazel
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

André Gide
7/10
·88 syf.··
2022 8. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 27 Ocak 2022 14:28
Bu eserin okuduğum diğer tüm eserlerden yazılış biçimi olarak farklı olduğunu söyleyebilirim. Kitabın ismi "Bataklık" fakat kitapta tam olarak asıl metni değil asıl metni nasıl yazdığını anlatıyor. Bu anlatımda asıl metni bir günlük şeklinde parça parça veriyor. Bu anlatımla yazım sırasında yaşadığı duyguları ve çevresinden aldığı etkiyi yansıtıyor. Bu ana metin etrafında dönen diyaloglara gelecek olursak asıl konu insanların harekete geçmemesi diyebiliriz. Mutluluğa nasıl kavuşacağımızı tartışırken var olan görüşlere eleştiriler de bulunuyor. Kendisi ise harekete geçmeden, bir şeyleri değiştirmeden mutluluğa ulaşamayacağımızı savunuyor. Eserin her bir karakteri bir görüşü savunduğu için onları diyaloglara eleştiriyor. Bunları bir kenara bıraktığımızda ana metin olan "Bataklık" sadece bir edebi metin olarak elimizde kalıyor. Farklı bir yazım biçimi olarak okunabilecek bir eser..
Edebiyat
BataklıkAndré Gide · Kapra Yayıncılık · 2022240 okunma
10/10
·88 syf.·
2025 6. kitabı
Bataklık. Yani hiçbir şey yapmayan bir topluluğun bulunduğu kısır döngü. Eser, yazar olan birinin kendi kabuğunu kırma çabasını ele alıyor. Öykü içinde öykü. Yazılan öykü, Bataklığın yazım aşamasındaki olaylar silsilesi. Neden yazdığını, nasıl yazdığını ve neden bu konuyu seçtiğini ironik bir dille açıklıyor yazar. Hem toplumsal yapıyı hem de edebiyat ve sanat çevresini eleştiren bu güzel eserin asıl amacı da bunları oluşturan insanların vurdumduymazlığı ve köhneliği. Eser sade ve akıcı bir dille yazılmış. Kısa ve içinde dünyalar barındıran bir kitap. Durağanlık ve kendi içinde çırpınma ruh halini sembolik bir açıdan kaleme alan yazar, birçok şiir türünden örnekler vererek öyküyü zenginleştirme amacı taşımıştır. Ustalık döneminin ilk öykülerinden olan bu kitap kendisinden sonra gelen Dünya Nimetleri adlı eserine de ayrıca bir ön değinme yapmıştır. Ve öykünün en güzel tarafı ise yazarın bir sayfa boşluk bırakarak bu boşluğu okurun doldurmasını istediği bölümdür kanımca.
BataklıkAndré Gide · Kapra Yayıncılık · 2022240 okunma
Bataklıkta batmış vaziyetteyiz ve daha da ilginci Mutluyuz.
10/10
·140 syf.·
Beğendi
·
2023 115. kitabı
Andrei Gidenin kitapları kimisi için zor eserlerdir. Bunun sebebi de zannedersem yazarla kurulamayan duygusal bağlantılar diye düşünüyorum. Bu kitapta yazar değişik bir teknik kullanmış. Durağınlığın içerisinde hareket. Ne demek istediğimi okuyanlar anlayacaktır. Kitabın arka kapağında da yazdığı gibi yazar biraz spontane yazmış kitabı..genel kalıpların dışında olarak. Betimleme yahut karakter tanıtımları beklemeyin. Sanki bir büfeye sigara almaya gelmiş gibi kitaba girip çıkıyormuş gibiler. Tabii biraz daha etkin olan bir iki karakter hariç. Ana konusu ise yaşama, yaşamımıza aykırı bir bakış. Hayatı bir bataklığa benzetiyor, sıkıcı ve kendini tekrar eden bir monotonluk olarak. Yazarı asıl rahatsız eden bataklıkta batmaktan, bu yaşamdan insancıkların mutlu olmaları. Mutlular ise sorun yok deyip geçemiyor. Kendi yaşamını da dahil ediyor bu bataklığa lakin tek farkla kendi bunun farkında ve bataklıktan çıkıp gitmek için seyahatlere çıkıp alternatif yollar arama niyetinde. Genel olarak kitabın okuyucuları, kitabı pek anlayamasalar da anladıklarımız çok güzel anlayamadıklarımız kim bilir ne kadar da güzeldir yaklaşımların da olduklarından kitaptan memnun kalmışlar. Sağlıcakla ve kitapla kalın.
BatakAndré Gide · L&M Leyla ile Mecnun Yayıncılık · 2005240 okunma
başarılı !
7/10
·108 syf.·
2025 110. kitabı
“Merhaba! Çalışıyor musun?”diye sordu. “Batak’ı yazıyorum,” diye cevap verdim. “Nedir bu?” “Bir kitap.” “Benim için mi?” “Hayır.” “Anlaşılması zor mu?” “Sıkıcı.” “O halde niçin yazıyorsun?” “Aksi halde kim yazacak?” [s.9] --------------------------------------- André Gide’in 1895’te yayımlanan Batak adlı romanı, modern romanın öncüllerinden sayılıyor. Gide’in “sotie” (hiciv) olarak nitelediği eser, olay örgüsünden çok yazma ediminin kendisini merkeze alıyor. Anlatıcı, "Batak" adında bir kitap yazmaya başlıyor ve yazılış süreci okura tüm unsurlarıyla gösterilerek eser tam bir üstkurmaca yapıya ulaşıyor. Yazarların bir eseri ortaya çıkarırken nasıl bir ruh halinde oldukları ve nasıl yazdıklarını hep merak etmişimdir. Bu anlamda, roman daha ilk sayfalardan bu üstkurmaca yapısıyla oldukça merak uyandırıyor. Romanını oluştururken (dipnotta belirtilen) Romalı düşünür ve edebiyatçı Vergilius’un “Kır Şiirleri” eserinden sıklıkla alıntılar yapıp bu eserin baş karakteri çoban Tityre ile benzerlikler kurmaya çalışıyor. Romanın temel izleği, eylemsizlik, boşluk, monotonluk ve durağanlık. Bataklıkla çevrili bir kulede yaşayan baş karakteri, penceresinden gördüğü manzara karşısında mutluluk duyuyor. Yazar sürekli romanını düşünüyor, planlar yapıyor ama bir türlü harekete geçemiyor. Aklına gelenleri not ediyor, parça parça romanını oluşturmaya çalışıyor. Fakat o roman bir türlü tamamlanamıyor. Harekete geçecek planlar yapıp geçse bile hiçbir zaman yeterli görmüyor ya da bu hareket bir verim getirmiyor. Bataklık metaforu hem yazar hem de okur için bu durağanlığın içine hapsolmuş bir ruh hâlinin simgesi. Gide, edebî çevreleri, entelektüel sohbetleri ve yazarlık pozu verenleri ironik bir dille eleştirirken, yazıyla yaşam arasındaki gerilimi
Edebiyat
BatakAndré Gide · Timaş Yayınları · 2023240 okunma
Puan vermedi·100 syf.··
2025 30. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 20 Kasım 2025 13:39
Andre Gide’in Batak adlı eseri, bireyin kendi arzuları ile toplumun dayattığı kurallar arasında sıkışmışlığını çarpıcı bir dille işler. Gide, insan karakterinin zayıflıklarını ve iç çatışmalarını derin bir psikolojik çözümleme ile aktarırken okura karanlık ama düşündürücü bir iç yolculuk sunar. Kısa ama yoğun anlatımıyla insanın kendi ‘bataklığına’ nasıl saplanabileceğini gözler önüne serer.
BatakAndré Gide · Timaş Yayınları · 2023240 okunma
Yazmaya Adanmış Bir Hayat
7/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
Yazmaya adanmış bir hayat. Yazarın hayatının bir yansıması olarak kabul edebileceğim bu eserde (belki de ana karakter yazarın kendisidir) “Batak” adlı bir kitap yazabilmek için toplumla savaşır. Toplumun bireylerine göre “yazmak sanatı” çok önemsiz bir iştir. Sanatın bu şekilde değersiz biçilmesine karşılık en büyük başkaldırıyı, yazar Andre Gide, karakterinin koyduğu son nokta ile bizlere bir kez daha göstermiş ve ustalığını kanıtlamış olur.
BatakAndré Gide · Timaş Yayınları · 2023240 okunma
7/10
·112 syf.··
2025 14. kitabı
Herkesin hayatı bir hikâyedir ve her an yazılır. Bu eserde “Batak” yazılma sürecindeki sıkıntılar, yazarın yazar olma süreci, insanların esere tepkileri ve yaşamı nasıl anlamdırdığımıza değiniyor.
BatakAndré Gide · Timaş Yayınları · 2023240 okunma
8/10
·140 syf.·
2020 5. kitabı
Tityre benim içimde,senin ve onun da.Mesele aslında Tityre olmaktan kurtulmak değil.Zaman zaman onu yok sayıp değişimi denemek ve vakti geldiğinde yeniden Tityre olup bataklığı seyredip huzuru hissetmek,göremesek de nilüferlerin dallarının olduğuna inanmak.
BatakAndré Gide · L&M Leyla ile Mecnun Yayıncılık · 2005240 okunma
7/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2023 48. kitabı
“Kitabımda en hoşuma giden şeyse bilmeden yazdığım cümleler… Bu bilinçdışı hareketi Tanrı’nın bir hediyesi olarak isimlendirmek istiyorum.” sözleriyle başlıyor kitap! Yazar “Batak” ta insanlardan uzak, etrafının bataklıkla çevrili olduğu bir yerde kendi kabuğunda, sadece doğanın sesleriyle hemhâl bir kahramanın hayatını anlatır. Aslında anlattığı kahraman yazarın ta kendisidir. Kendini hicveden bir yazar olarak yazma sanatının zorluğuyla boğuşurken, bir insan olarak hayatın içinde kalabalıklar arasındadır. Zihin üretmeye başladığında sancılı bir süreçten nasıl çıkabilir? Geç tanıştığım bir yazar olmakla beraber , Tanpınar’ın “ Gide, sade adı söylendiği zaman bir medeniyeti, bir kültürü en iyi taraflarıyla hatırlatan nadir insanlardandır.” sözlerinin haklılık payına görmek enfesti. 🩵… kendini görmek mutsuzluktan başka bir şey getirmez insana. 🩵Hasta hastalığı tanıtmakla değil, ona sağlığın nasıl mümkün olduğunu sunmakla iyileştirilme. 🩵Kişilik bizzat davranışımızda yatar. 🩵Her fikir biraz kurcalandığında sizi cezalandırır i, size işkence eder. 🩵Kendi endişelerine aşık olmak…
2023 Okuma Raporları
BatakAndré Gide · Timaş Yayınları · 2023240 okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2026 28. kitabı
Andre Gide'nin sade bir dille sade olmayanı anlatma şekline bayılıyorum. Kitabın ilk sayfasından itibaren "Bu kitabı Andre Gide yazmış" diye düşündüm. Bataklığı yazmaya çalışırken batağa saplanan bir yazarı anlatıyor. Yazarın beynine girip Orada yaşamak istiyorum
BatakAndré Gide · Timaş Yayınları · 2023240 okunma

Yazar Hakkında

André GideYazar · 40 kitap
André Paul Guillaume Gide (22 Kasım 1869 Paris - 19 Şubat 1951 Paris) Fransız yazar. 1947 yılı Nobel Edebiyat Ödülü sahibi. Gide, 22 Kasım 1869 tarihinde Paris, Fransa`da dünyaya geldi. Babası Protestan ve köylü kökenli, annesi Katolikti. 8 yaşında Paris'te Alsace Okulu'na gönderildi. Sık sık hastalandığı için öğrenimi kesintiye uğradı. Gide henüz 11 yaşındayken (1880) Paris Üniversitesi`nde hukuk profesörü olan babasını kaybetti. Ailedeki kadınların etkisi ve annesinin katı otoritesi altında büyüdü. 1889'da okuldan mezun oldu. Yaşamını yazarak geçirmeye karar verdi.Yazı hayatına 1891’de 21 yaşındayken yayımladığı André Walter'in Günlükleri(Les Cahiers d'André Walter) ve Narsis Üstüne İnceleme ile başladı. Ama ikisi de başarısız bulundu. 1893'te Kuzey Afrika gezisine çıktı. Arap dünyasının tümüyle farklı değerleriyle tanıştı. Fransa'ya döndüğünde oradaki katı Victorya dönemi yaşantısının olumsuzluklarından rahatsız oldu. 1894'te tekrar Kuzey Afrika'ya gitti. Burada Oscar Wilde ve Lord Alfred Douglas'la tanıştı. Onların yüreklendirmesiyle baskı altında tuttuğu eşcinselliğini kabul etti. Annesi hastalanınca Fransa'ya döndü. 1895'te kuzeniyle evlendi. 1896`da Normandiya`da bir komüne belediye başkanı oldu. 1908`de bazı seçkin yazarlarla birlikte Nouvelle Revue Française adında bir edebiyat dergisi kurdu. 1916`da 16 yaşındaki Marc Allégret ile sevgili oldu. Marc Allegret ile eşcinsel ilişkisi ailesinde huzursuzluk yarattı. Eşi Gide'nin kendisine yazdığı mektupları yok etti. I. Dünya Savaşı yıllarında Kızılhaç ile gönüllü insani kuruluşlarda çalıştı. 1923'te ilk feministlerden ünlü Elizabeth van Byyselberghe ile olan yasak ilişkisinden tek çocuğu kızı Catherine doğdu. 1924 yılında Corydon adlı homoseksüelliği savunan bir kitap yayımladı, fakat eser ilk etapta kınandı. 1925'te Fransız Ekvator Afrikası'na gitti. Burada gördüklerinden de etkilendi. Dönüşünde sömürgeciliği eleştiren yazılar yazdı. 1925 yılında yayımladığı Kalpazanlar Gide`nin en önemli eserlerinden biri olarak görülür. 1926`da otobiyografik eser olan "Si le grain ne meurt"u yayımladı. Komünizme ilgi duydu. 1936'da büyük umutlarla gittiği Sovyetler Birliği'nden hayal kırıklığı ile döndü. 1938'de eşini kaybetti. II. Dünya Savaşı'nın başlamasından sonra 1942'de tekrar Kuzey Afrika'ya gitti. Savaşın sonuna kadar burada yaşadı. 1947'de Oxford Üniversitesi'nden "Edebiyat Doktoru" unvanı aldı. Aynı yıl Kasım ayında da Nobel Edebiyat Ödülü'nün sahibi oldu. 19 Şubat 1951'de yaşamını yitirdi. Yaşamı boyunca toplumsal ve bireysel ahlakın en önemli ölçütünün, bireyin içtenliği ve kendisini tanıması olduğunu savundu. Edebi, siyasal ve toplumsal sorunlara karşı hoşgörülü bir tutum benimsedi. Genel ahlak anlayışının karşısında bireysel özgürlüklerin savunucusu oldu. Ama aynı zamanda 19'uncu Yüzyıl Fransız edebiyatının en önemli hümanist ve ahlakçı yazarı olarak tanındı. Düşüncelerindeki bütünlük ve soyluluk, üslubundaki arılık ve uyumla Fransız edebiyatının saygın isimleri arasında yer aldı. Katolik kilisesi André Gide'in eserlerini 1952 yılında Yasak kitaplar listesi'ne koymuştur.