Gelmiş geçmiş en iyi günlerdi,gelmiş geçmiş en kötü günlerdi;hem bilgelik çağıydı hem ahmaklık; hem inancın devriydi hem şüpheciliğin; hem Aydınlık hem Karanlık bir mevsimdi; umudun baharı,umutsuzluğun kışıydı; hem her şeyimiz vardı hem hiçbir şeyimiz yoktu; hepimiz ya doğruca cennete gidecektik ya da tam aksi istikamete.
“bu duyguyu nasıl tarif edeceğimi bilmiyorum, bir süredir yeni duygularla doluyum ve bu duygu gün geçtikçe daha büyüyor, daha çoğalıyor. Ne olduğunu tam anlayamıyorum, aşk mı, kin mi, yorgunluk mu, nefret mi? Bir bunalım mı, içine düştüğüm bir zayıflık mı? Bilmiyorum. Ancak bildiğim, böyle bir şeyin ilk defa başıma geliyor oluşu. Daha önce böyle bir duyguyu hiç yaşamadım. Aşk değil belki de, bilmiyorum…”