Salome, üç dört saat önce kendisini reddeden erkeğin başını eline alır ve onunla konuşmaya başlar:"Tutkumu ne seller, ne büyük denizler söndürebilir.Bir prensestim, beni aşağıladın. İffetliydim, damarlarımı ateşe verdin.Aşkın gizemi, ölümün gizeminden daha büyük."Sonra oradakilerin hayret dolu bakışlarına hiç aldırmadan, reddeden erkeğin kesik başını kendine doğru çeker ve ağzından öper.İntikam ayini şu cümlelerle bitecektir:"Dudaklarında acı bir tat var. Bu, kanın tadı mı?"Ölü dudaklar hiç kımıldamazken, Salome onun da cevabını verecektir:"Hayır, belki de aşkın tadıdır..
Salome ve Yahya
İnsanlara bir şeyler anlatmaya çalışmak buharlı bir cama yazı yazmaya benziyor. Özenle yazıyorsun, apaçık belli oluyor anlattıkların. Sonra silinip gidiyor.
''Gidişim''i yazmadan direkt ''Dönüşüm''ü yazmanı tez canlı karakterine yoruyorum, Franz. Hayattayken en son söylenecek sözü ilk başta söyleyen biri miydin acaba?
Mesela şuan buraya twitter'dan geliyorum. Düşününce ne kadar farklı mecralar olduğunu anladım ki bilemezsiniz.
1Kitap Nâif. Twitter Hoyrat.
1Kitap Keşfedilmemiş.Twitter Fazlaca kullanılmış.
1Kitap sekme sekme kitaptan kitaba atlanıyor. Twitter sekme sekme insanlara.
1Kitap her ân bir hayata dokunan, onda söylemese 'yük' olacak, taşmış bir bilgiyi öğrenme. Twitter günlük-geçici- lâfı güzaflar silsilesi.
1Kitap takip edilen-takipçi ayrımı veya sayısının önemli olmadığı kapsayıcı, herkes için bir yer olan. Twitter takipçi sayısı ile övünenler güruhu.
Bu maddeler o kadar çok artırılabilir ki herkesin aklına gelenlerle. Velhasıl kelam burasının kıymetini bilelim bulduğumuzda şükredelim. Ve duamdır. Burası sadece birer Köy olarak kalsın Metropol olmasın yaşadığımız yerler gibi kasvetli, boğucu..
Onu daha iyi kılan bir kadınla karşılaşmamıştı hiç. Tam tersine, hepsinin onu kötücülleştiren bir etkisi olmuştu. Oysa bilmiyordu ki, o kadınların çoğu ellerinden gelenin en iyisini yapmaya çalışmışlardı; yetersiz kalsalar bile. Kendini tanımadığı için, kadınların aşkını cezbeden bir yanı bulunduğunun, o yüzden bunca kadının ona yaklaştığının farkında değildi, çoğu zaman canını sıksalar da, onları hiç umursamamıştı. Kendisinin de, bir kadını olduğundan daha iyi kılabileceğini hayal bile etmemişti. Şimdiye kadar, her zaman büyük bir umursamazlık içinde yaşamıştı. Ve şimdi öyle geliyordu ki, bütün kadınlar hep kirli ellerle uzanıp aşağı çekmeye çalışmışlardı onu. Ne sadece onların, ne de kendisinin suçuydu bu. Ama o, ilk kez özünün bilincine varmışlığı içinde, kimseyi yargılayacak durumda değildi ve kendi düşkünlüğünün utancıyla yanıyordu.