Yalnız zaman gerekiyor mutlu olmak için.Çok zaman.Mutluluk da uzun bir sabırdır zaten.Ve çoğu kez, para aracılığıyla zaman kazanmak gerekirken,yaşamımızı para kazanarak tüketiyoruz.
Gene uber ahlaksız kabul edileceğim, şikayet edilecek incelememden selamlar... Sivri dilliyim, tabulara dokunmadan edemiyorum bir türlü ne yapayım... Biliyorsunuz ülkemizde çoğunluğa ahlaklı görünmenin iki yolundan biri dindar olmak, diğeri seks denilince üç maymunu oynamak ve ben her seferinde ahlaklı olmaktan sınıfta kalıyorum. En baştan söyleyeyim, bu incelemeden sonra rahatsız edici mesaj alırsam şayet incelemenin altına ifşa edeceğim... Seksten bahsetmem, mesajla taciz edilmemi meşru kılmaz. İstediğimi yazar, istediğimi konuşurum.
Düşüncelerimi ve beni marijinal bulacaklara amme hizmeti (muhafazakar dünyada da pek farklı değil durum, tek fark dürüstlük yok): kadinlarkulubu.com/forum/search/79...
O zaman gelelim incelemeye...
Seks yapmak, biyolojik bir ihtiyaçtır. Su içmek, yemek yemek, uyumaktan da bir farkı yoktur. İşin özü bunun hakkında sayfalarca konuşulacak, çıkarım yapılacak bir yanı da yoktur. Seks, sekstir. Bu kadar. Ama tabii ki de insanların dallanıp budaklandırdığı, kendi kendine anlam yüklediği bu konu artık ciddiye alınıp üzerinde bir şeyler karalanacak bir hal almıştır. Onun toplum üzerindeki etkilerini görmezden gelerek çıkarımlar yapmanın topallayarak yürümekten bir farkı yoktur. Cinsellik hakkındaki önyargılarımız köklü ve sabittir. Uçları tee insanların tarımda alet kullanmasına kadar dayanır. Özel mülkiyet kavramı, mirası; miras bırakma aileyi doğurur. Bekaret de ilk çocuğun kişinin kendisine ait olduğunu kanıtlayan bir senettir nitekim. Geriden ileriye doğru yavaş yavaş şişirilmiştir daha sonra ve toplumun en büyük problemlerinden biri haline dönüşmüştür.
Cinsellik diyorum ama konu tabii ki de kadın cinselliği. Çarpık, yoz bir ahlak anlayışı vardır bizim toplumumuzda. İki
Damlardan, devleri andıran duman sütunları yükseliyor, birleşip ayrılarak, bu koyu kitleler, eski kentin üstünde yeni bir kent oluşturuyordu. Zayıf ya da güçlü halkıyla bütün bu dünya, yoksulların kulübeleri ve Kodamanlar iyi gösterişli saraylarıyla bütün bu yapılar, bütün bunlar, bu alacakaranlık altında, koyu mavi gökte, hafif bir buğu gibi biraz sonra silinip gidecek bir masal düşüydü sanki.