“Erkekler zora düşmüş, kafası durmuş bir kadını kurtarma fikrine zaten bayılır. Tek yapmam gereken kenara çekilmek ve kahramanı oynama fırsatını ona vermekti!”
Pencereden bakarken bir göl almak istediğimi düşündüm. Gölü sadece tanıdığım bir kıza verirdim, gölde yüzsün diye. Böylece minik göl zenginleşir ve mucizevi bir hal alırdı.
“Savaş var bizim orada,” dedi. “Çok zenginiz biz aslında. Ama yiyecek ekmek yok. Madenlerimiz var. Hepimiz orada çalışıyoruz. Bazen savaş çıkıyor. Ölüyoruz çokar çokar. Canıma tak,” dedi. “Kaçtın mı?” dedim. Kaldırıp başını bana baktı. “Ölüyoruz çokar çokar,“ dedi yine. “Şimdi savaş mı var?“ dedim. Başını salladı. “Hem de nasıl. Herkes birbirine girdi.” “Kimse bir şey yapmıyor mu?” dedim. “Kimse karışmıyor, herkes dövüşüyor,” dedi. Yanlış bir şey demiş gibi havaya baktı. Düşündü taşındı. “Yok yok,” dedi. “Herkes dövüşüyor da şimdi mesele karışık, öyle hemen anlatılmıyor.”