-“Çizmek nasıl bir duygu?”
~“Nefes almak gibi”
“Aynı zamanda ölüp gitmek gibi. Neredeyse arasında hiç fark yok.”
“Baze bir tabutun içinde, tabutun duvarlarına resim çizdiğimi hissederim.”
Diyelim ki savaşsanız da kazanamayacağınız kadar güçsüz olduğunuz bir duruma düştünüz ama kaçmanız da mümkün değil. Bu durumda beyniniz ve bedeninizin kalanı hasar almaya hazırlanır. Kalp atışlarınız bu defa yavaşlar. Bedenin kendi ağrı kesicisi olan opiyatlar salgılanır. Dış dünyayla ilişiğinizi kesip psikolojik olarak kendi iç dünyanıza kaçarsınız. Zaman adeta yavaşlar. Her şey sanki bir filmmiş, sanki bedeninizden çıkmış da olan biteni yukarıdan izliyormuşsunuz gibi hissedebilirsiniz. Tüm bunlar yine uyum sağlamaya hizmet eden bir becerinin uzantılarıdır. Buna “dissosiyasyon” adı verilir. Bebeklerde ve çok küçük çocuklarda dissosiyasyon yaygın bir uyum stratejisidir; kaçarak veya savaşarak kendinizi koruyamıyorsanız, “kaybolmak” işe yarayabilir. İç dünyanıza kaçmayı öğrenirsiniz. Dissosiye olursunuz. Zamanla, iç dünyaya (güvenli, serbest, kontrolün sizde olduğu bir yer) kaçma beceriniz güçlenir. Dissosiye olma becerinizdeki bu duyarlılaşmanın bir sonucu da herkesi memnun etmeye çalışan birine dönüşmenizdir. Başkalarının isteklerine uyarsınız. Sırf çatışma çıkmasın diye uğraşmaya başlar, karşınızdaki kişiyi memnun etmeyi öncelik haline getirirsiniz. Bir yandan da düzenleyici fakat aynı zamanda dissosiye edici muhtelif faaliyetlere yönelirsiniz.
Dengeyi bulma çabası stres tepkisi sistemleri travma sonucunda değişmiş kişiler için son derece yıpratıcı olabilir. Stresin verdiği acıdan kaçmak uğruna uç hatta baze yıkıcı düzenleme yöntemlerine başvurulduğu vâkidir.
Derya Hoca boşluk hissinden bahsederken gözlerim boşluğa dalıp gitti.
"Olmayan bir şeyin acısını çeker kimileri," diye söze girdi Derya Hoca.
"Var olandan daha çok üzülebilir bazen hiç var bir şey...Boşlukta acı verir baze."