10/10
·255 syf.·
2026 59. kitabı
Bazen bir insan ölür; ama geride bıraktığı sırlar, pişmanlıklar ve yarım kalmış hayatlar yaşamaya devam eder. Kesinlikle son zamanlarda okuduğum en sarsıcı romanlardan bir tanesiydi. Okurken bin tane duyguyu aynı anda yaşadım.;) Kambur olan Acibe'nin intihar edip geriye bıraktığı mektuplarla hiç tahmin etmediğim bir hikayeye dönüştü kitap. Mektuplarda ortaya çıkan her yeni bilgi ile karakterlere olan bakış açım değişti. Kitapta hiç bir karakter tamamen iyi veya tamamen kötü degil. Herkesin kendi travmaları ,sırları ve haklı yönleri var. Gerçi bunu Müsemma için söylemeyeceğim. Kitapta beni en çok irite eden karakter anne (Müsemma) idi. Kendi ağzından kendince o da hikayeyi anlatmış kitapta ama kesinlikle kötü bir anne. Bütün hayatını aşık oldugu adamı beklemeye adamış , bütün hıncını kambur olan kızından çıkarmış bir anne... Kitap Acibe 'nin annesinden aldığı muhteşem intikamla bitiyor. Yazar kitabın sonunda "son değil" şeklinde bir ekleme yapmış. Ve çok yerinde bir ekleme olmuş zira gerçekten kitap son bulmadı benim kafamda yaşamaya devam ediyor ;) Ben kitabı, anlatımını, yazarın üslubunu çok sevdim. Okuyacak olanlara şimdiden keyifli okumalar dilerim;)
Duygu ve Düşünce
Bir İntihar Çok ÖlümEsra Kahya · İletişim Yayınları · 2026482 okunma
Puan vermedi·84 syf.··
2026 1. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Ocak 2026 07:58
Byung-Chul Han'ın Şeffaflık Toplumu, modern insanın görünür olma takıntısını sert bir şekilde eleştiriyor. Kitabı okurken şunu düşündüm: İnsan ruhunun en değerli tarafı, tamamen açığa çıkarılamayan kısmıdır. Acı da sevgi de biraz gizem taşır; insanı insan yapan şey, her duygunun sergilenmesi değil, bazılarının derinde yaşanmasıdır. Han'ın şeffaflık eleştirisi bu yüzden önemli. Çünkü bugün insanlar anlaşılmaktan çok görünür olmaya çalışıyor. Ancak kitap zaman zaman teknolojiyi ve dijital dünyayı tek yönlü değerlendirme eğiliminde. Şeffaflığın yarattığı sorunları güçlü biçimde ortaya koysa da, insanların görünür olarak dayanışma kurabildiği ve sesini duyurabildiği tarafları yeterince işlemiyor. Buna rağmen eser, çağımızın en büyük yalnızlıklarından birini gösteriyor: Herkesin birbirini gördüğü ama kimsenin gerçekten kimseyi tanımadığı bir dünya. Benim için kitabın en güçlü yanı, insanın mahremiyetini bir saklanma alanı değil, varoluşunun vazgeçilmez bir parçası olarak savunmasıydı. Çünkü insan bazen anlattıklarıyla değil, içinde taşıdığı sessizliklerle de insandır.
Şeffaflık ToplumuByung-Chul Han · Metis Yayıncılık · 20243,334 okunma
Reklam
10/10
·74 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
Merhabalar, Dönüşüm'ü okuyunca içim çok bunalmadı değil, eserin çözümsüzlüğü ve karamsarlığı açısından. Konudan bahsedecek olursam , Gregor bir sabah böceğe dönüşüyor diye başlamakta ama asıl göze çarpan şey bu değil, ailesinin ona davranışı. Yıllarca evi geçindirmiş, kendini feda etmiş ama işe yaramaz hâle gelince herkes ondan uzaklaşıyor, sanki bir eşyaymış gibi.Ölümüyle birlikte ailesine gelen rahatlamayla birlikte daha da üzüldüm çünkü "değerli olmak" denen şeyin bazen sadece "faydalı olmak" anlamına geldiğini fark ettim. Kafka hiçbir şeyi açıklamıyor, neden böceğe dönüştü bilmiyoruz, ama belki de mesele tam olarak bu - bazen hayatta hiçbir şeyin mantıklı bir nedeni yok, sadece yaşıyoruz ve etrafımızdakilerin bizi nasıl gördüğüyle baş ediyoruz- Kısa ama insanı uzun süre düşündüren bir kitap, bittiğinde rahatlamadım, daha çok varoluşsal düşünceler içerinde kaldığımı söyleyebilirim.İnsan olmanın anlamını ,aile sevgisinin sınırlarını ve bireyin toplum içindeki değerinin ne kadar geçici olabileceği konusunda sorgulayıcı, kısa ama yoğun bir eser oldu benim için. "Sağladığın faydan kadarsın"düşüncesi tüm kitap boyunca üzerimde etkili oldu.
1000Kitap
DönüşümFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022267,8bin okunma
Vicdanın sustuğu yerde Kader mi, seçimler mi?
8/10
·154 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 20:51
Macbeth, insanın bazen felaketini cehaletiyle değil, gerçeği bildiği hâlde ona sırt çevirmesiyle hazırladığını anlatan sarsıcı bir tragedya. Shakespeare, kötülüğün bilgisizlikten değil; hırs, korku ve arzular karşısında vicdanın geri plana itilmesinden doğduğunu gösteriyor. İnsan bazen içindeki sesi duyar, doğruyu yanlıştan ayırır, hatta önündeki yolu sezebilir; ama yine de başka bir seçimi tercih eder. *Ne var ki bazı eşikler vardır; bir kez aşıldıktan sonra geri dönmek mümkün olsa bile artık hiçbir şey eskisi gibi olmaz.* Eserin en çarpıcı yanı da burada yatıyor.*Kader insanı mahveden kaçınılmaz bir güç değil, çoğu zaman insanın kendi seçimleriyle içine yürüdüğü bir yoldur.* Bu yüzden Macbeth, yalnızca hırsı değil vicdanı, iradeyi ve insanın kendisiyle verdiği mücadeleyi anlatan zamansız bir eser.
MacbethWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202529,5bin okunma
Puan vermedi·163 syf.··
2026 24. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 18:49
Bu kitap aslında kaybedenlerin ve dibe vurmuşların hikâyesi gibi görünse de; özünde, kitabın karakteri Bakır'ın hayata tutunma çabasıdır aynı zamanda... Bakır, denize düşmüştür ve tutunacak bir dal aramaktadır. Yoksulluk ve yalnızlığın girdabında kulaç atmaya çalıştıkça daha çok dibe batar. Bu yoksulluk sadece paranın değil, sevgi ve umudun da yoksunluğudur aslında... Bazen kaybettiğiniz için yalnız kalmazsınız, yalnız kaldığınız için kaybedersiniz hayatta... Yanında tutunacak bir el, bir nefes, bir ses arar insan... Yani bir anlâm arayışı... O anlamı bulamadığında ise hayat size yol ayrımları sunar; ya hakikâti buldurur o yol ya da kötü tercihlerinizle dibi gördürür. Bakır, maalesef uyuşturucu ve alkol bağımlılığıyla yaşamayı değil, savrulmayı seçer. Kitabın ismi olan müptezel'in anlâmına baktığımda: "saygınlığını yitirmiş, değersiz, bayağılaşmış ve ayağa düşmüş kişi" gibi bir tanımının olduğunu öğrendim. Bazı sevgili okur arkadaşlarımız kitabı bol küfür içerdiği için eleştirmişler ama kitabın isminden de (Müptezeller) anlaşılacağı gibi Bakır karakterinin nazik bir İstanbul türkçesi konuşması beklenemezdi herhalde değil mi? Bence Emrah Serbes tam da olması gerektiği gibi bir dil kullanmış ve bu kitabı çok daha samimi ve gerçekçi kılmış. Brad Pitt'in "Furry" filmini izlediyseniz hatırlarsınız, filmde bir amerikan subayını oynamıştı ve saçlarını yıkadığı bir sahne vardı. O sahnede suyu döktüğünde saçlarından simsiyah bir çamur akmıştı. Yönetmen aslında o sahneyle izleyiciyi tam anlamıyla o savaş atmosferine çekmek ve o gerçekçiliği yaşatmak istiyordu. Birde bizim dizilerimizdeki arazide gezip çatışmaya giren ve botları dahi kirlenmeyen baş rollerimizi aklınıza getirin ve hangisinin daha samimi olduğunu düşünün lütfen... Bu yüzden bol küfür içerdiği için veya
MüptezellerEmrah Serbes · İletişim Yayınları · 20168,6bin okunma
Suzan Defter
Puan vermedi·128 syf.··
2026 10. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 20:05
Suzan Defter Kitap İncelemesi Suzan Defter, okurken beni en çok duygusal yönüyle etkileyen kitaplardan biri oldu. İlk başlarda günlük şeklinde ilerleyen anlatımı ve iki farklı bakış açısı biraz alışılmadık gelse de sayfalar ilerledikçe hikâyenin içine tamamen çekildim. Karakterlerin yaşadığı yalnızlık, pişmanlık ve sevgi arayışı o kadar gerçek anlatılmış ki, sanki bir roman değil de iki insanın gizlice tuttuğu günlükleri okuyormuşum gibi hissettim. Bence kitabın en güçlü yanı, kimseyi tamamen haklı ya da haksız göstermemesi. Her karakterin kendi acıları, hataları ve eksiklikleri var. Özellikle Suzan karakterine karşı büyük bir empati hissettim. Hayatın onu sürüklediği yalnızlık ve anlaşılma isteği beni oldukça etkiledi. Onun sessizliği ve kırgınlığı, kitabın birçok yerinde insana dokunuyor. Ayfer Tunç’un dili oldukça sade ama bir o kadar da derin. Çok süslü cümleler kullanmadan insan psikolojisini başarılı bir şekilde anlatıyor. Bu yüzden kitap bittikten sonra bile karakterler aklımda yaşamaya devam etti. Finali ise mutlu bir son sunmuyor; aksine hayatın her zaman istediğimiz gibi ilerlemediğini, bazen insanların birbirlerini çok isteseler bile aynı yolda yürüyemediklerini hissettiriyor. Benim için Suzan Defter, sadece bir aşk hikâyesi değil; yalnızlığın, geçmişin izlerinin ve insanın kendini bulma çabasının anlatıldığı etkileyici bir roman. Bitirdiğimde içimde hafif bir hüzün bıraktı ama aynı zamanda uzun süre üzerine düşündürdü. Bu yüzden psikolojik yönü güçlü ve duygu yüklü romanları seven herkese gönül rahatlığıyla tavsiye edebilirim.
Suzan DefterAyfer Tunç · Can Yayınları · 202520,2bin okunma
Reklam
Reklam