Mecruh

Hayatı anlamlı bir şekilde bitirmek artık mümkün değildir
Dijital hipokondri, sağlık ve zindelik uygulamaları ile kendini sürekli ölçme, hayatı bir 'işlev' haline indirger. Hayat kendisine anlam kazandıran her tür anlatıdan arındırılır. Artık 'anlatılabilir' olmaktan çıkıp 'ölçülebilir' ve 'sayılabilir' olana dönüşmüştür. Hayat çıplak hatta müstehcen hale gelir. Hiçbir şey süreklilik vaat etmez. Hayatı salt hayatta kalmaktan daha fazlası kılan tüm semboller, anlatılar ya da ritüeller hepten soluklaşır. Ataların anılması gibi kültürel pratikler ölülere de canlılık kazandıragelmiştir. Burada hayat ve ölüm sembolik bir alışverişte bir araya gelir. Hayatı sabitleştiren kültürel pratikleri hepten yitirmiş olduğumuz için hayatta kalma serisi baskın hale gelmiştir. Günümüzde ölmek insanlara özellikle zor gelir, çünkü hayatı anlamlı bir şekilde bitirmek artık mümkün değildir. Olmadık bir zamanda sona erer. Uygun zamanda ölemeyen, zamansız ölmek zorundadır. Yaşlı olamadan yaşlanırız.
Sayfa 26·Kitabı okudu
Düşünce
Reklam
Şevki Yok
Gül hazîn... sünbül perîşan... Bâğzârın şevki yok..  Derdnâk olmuş hezâr-ı nağmekârın şevki yok..  Başka bir hâletle çağlar cûybârın şevki yok..  Âh eder, inler nesîm-i bî-karârın şevki yok..  Geldi ammâ n’eyleyim sensiz bahârın şevki yok!  Farkı yoktur giryeden rûy-ı çemende jâlenin.  Hûn-ı hasretle dolar câm-ı safâsı lâlenin.  Meh bile gayretle âğûşunda ağlar hâlenin!  Gönlüme te’siri olmaz âteş-i seyyâlenin.  Geldi ammâ n’eyleyim sensiz bahârın şevki yok!  Rûha verdikçe peyâm-ı hasretin her bir sehâb..  Câna geldikçe temâşâ-yı ufuktan pîç ü tâb..  İhtizâz eyler çemen.. izhâr eder bin ızdırâb..  Hem tabîat münfail hicrinle.. hem gönlüm harâb…  Geldi ammâ n’eyleyim, sensiz bahârın şevki yok Recaizade Mahmut Ekrem
Şiir
Olumluluk Toplumu
Günümüzdeki algofobinin temelinde bir paradigma değişimi yatar. İçinde yaşadığımız toplum her tür olumsuzluktan kurtulmaya çalışan bir olumluluk toplumudur. Acıysa olumsuzluğun ta kendisidir. Psikoloji de bu paradigma değişimini izleyerek "acı çekme psikolojisi" şeklindeki negatif psikolojiyi terk ederek sıhhat, mutluluk ve iyimserlikle ilgilenen "pozitif psikoloji"ye yönelmiştir. Olumsuz düşüncelerden uzak durulması gerekir. Bunların yerine derhal olumlu düşünceler konmalıdır. Pozitif psikoloji acıyı bile performans mantığına tabi kılar. Neoliberal dayanıklılık ideolojisi travmatik deneyimleri performans artışı için katalizatör haline getirir. Hatta travma sonrası büyüme gündeme getirilir. Ruhsal bir ağırlık antrenmanı olarak dayanıklılık çalışması, insanları acıya olabildiğince duyarsız, daima mutlu bir performans öznesi olarak şekillendirmeyi amaçlar.
Sayfa 14 - Metis·Kitabı okudu
Felsefe-Düşünce

Mecruh

, bir kitap okudu
Puan vermedi·312 syf.·
Beğendi
·
2023 1. kitabı
Kemal Tahir
8.3/10 · 6,5bin okunma
Kurtlukta düşeni yemek kanundur.
"Yenik düşmüştük bir kez... Yenik düşeni rakamların gerçeği bile kurtaramaz." Sıkıntılı bir sessizlik oldu. "Karşımdakilerden biri, 'Madem bu kadar aklınız rakama eriyordu da,' dermiş gibi, 'Balkan yenilgisinden sonra, Dünya savaşı'na hangi hesapla girdik?' diye sordu. Kibarlık etmiş, 'Girdiniz,' dememişti. Bu soruda kıyıcı bir alay vardı. Bir politikacı için en müthiş ceza, devletinin kendi elinde batmasıdır. Bunun hiçbir özrü yoktur. İmparatorluğu elimize geçirdiğimiz zaman nüfusu 35 milyondu. Yedi düvelin kağıt üstünde de olsa bizim saydığı bir milyon sekiz yüz bin kilometrekare toprağı vardı. Sınırları Kongo'yu, Sudan'ı, Eritre'yi, Somali'yi içine alıyordu. Tunus, Fas, Libya, Mısır, Kıbrıs resmen kaybedilmiş değildi. Bu koca imparatorluk bizim elimizde ölmüştü. Suç ne kadar büyükse, çekilecek cezanın da o kadar büyük olması gerekir. Biz dünyanın en ağır suçunu, biraz tartaklamayla savuşturulur sandık. Bu anda yüzüme vuran darağacı gölgesi suikast suçlusu olduğumdan değildir Emincim... Büyük suçun gölgesidir bu. Tarihin örneğini yazmadığı kurtlar boğuşmasına girip yenik düştük. Kurtlukta düşeni yemek kanundur."
Sayfa 236·Kitabı okudu
Edebiyat
Reklam