Müslüman olduğunu zannederek yaşamak mı zordur yoksa Müslümanca düşünüp, İslam’ın yaşanılabilen, yaşanması gereken vecibeler bütünü (Hakiki din) olduğuna inanmak mı?
Yazar güzel bir örnekle başlıyor sorunun cevabına:
“İki kişi tartışıyormuş.
Biri öbürüne diyormuş ki: -Allah isterse deveyi iğnenin deliğinden geçirir; deveyi küçültür, iğnenin deliğinden geçirir. Öbürü itiraz etmiş:- Hayır, demiş, bence deveyi küçültmez, iğnenin deliğini büyültür, bu işi öyle yapar. Deveyi mi küçültür, iğnenin deliğini mi büyültür noktasında anlaşamıyorlarmış. Derken, oradan geçen birinin hakemliğine müracaat etmek istemişler. Hangimiz haklıyız diye sormuşlar.
O da demiş ki:- Allah, deveyi iğnenin deliğinden geçirmeyi murad ederse ne deveyi küçültür, ne iğnenin deliğini büyültür; o deveyi o delikten öylece geçirir.”
Günümüzde Müslümanların yaptığı tartışmalar bu fıkrayı hatırlatacak mahiyette sürdürülüyor.
İster politik, ister bireysel düzlemde olsun, kendimize bir çıkış yolu ararken, ya deveyi küçültmek zorunluluğunu hissediyoruz, ya iğnenin deliğini büyültmek. Belki bir bakışta böyle bir tartışma çoğumuza anlamlı görünebilir. Devenin küçültülmesi yahut iğnenin büyütülmesi kabilinden tartışmalar, bize mevcut şartları zorlamak gibi gelebilir. Hele dünyanın gidişatına müdahale etmemeyi profan bir zihniyet çerçevesinde görenler için devenin küçültülmesi yahut iğnenin büyültülmesi kaçınılmaz diye kabul edilebilir. Devenin küçültülmesi yahut iğnenin büyültülebilmesi her ne kadar mucize gibi görünüyorsa da, aslında, profan kafa yapısının mucizeyi akla uygun hale getirme çabasından başka bir şey değil.” Der yazar.
İslam’ın her hükmünü bilimsel bir hakikate dayandıran ya da mantık çerçevesinde somutlaştıran kimseler aslında yanlış gözlük takmaktadırlar. Bunlar olmasa bile İslam yaşanabilir,