"gerçek anlamda yaşamak istiyorsan ye, iç, keyfine göre para harca, çünkü hayat bir laboratuvarın ya da bir dükkânın tahta iskemlesinde ya da deri koktuğunda çalışmaktan ibaret değil."
zaten anlatmak istediğim bir şey var, bin bir şekle sokup söylemek arzusuyla yandığım bir tek şey: o da sizi sevdiğim. bunun dünyanın teşekkülünden beri kaç milyar defa tekrar edildiğini unutmuyorum, fakat siz söyleyin, canlılığından bir şey
kaybetmiş mi? kâinatta hiçbir mevcudun olamayacağı kadar taze ve olgun değil mi? bu öyle bir kelime ki, doğuyor ve doğuşuyla beraber kemali de içinde getiriyor. sizi seviyorum... başka ne söyleyeyim?
sevgilim şiî olmuş, dürzi olmuş; katolik, ortodoks yahut protestan olmuş, ne önemi var? onun gerçek önemi, benim sevgilim oluşundan kaynaklanır
varsın varsın sevdalarda bana kalsın
ve dertleri, kederleri
bir tren vagonlarıyla sırtıma çıksın
hamalı olayım ızdırapların
kefem yüklü olsun lanetlerle
beddualar kamburum olsun
ama sev deme bana
sevmelerim ağırdır benim kaldıramazsın
kaldırırım diyerek beni kandıramazsın
sevmelerim ağırdır benim ağır
taşıyamaz yüreğin bedenin halsiz kalır
selman urluca.