Aşk trajediye dönüşüyorsa aşktır.
8/10
·117 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
Mem û Zîn, Cizre'de 1450/1451 yılında yaşanan ve 17. yüzyıl sonunda Ahmed-i Hani tarafından manzum bir eser olarak yazıya geçirilen destansı aşk öyküsü. Sadık Yalsızuçanlar, eseri Türkçeye çevirerek yayına hazırlıyor ancak edebi zenginliğinden de ödün vermiyor. Kürtçe yazılması dolayısıyla da ayrı bir önemi olan eser Cizre Botan çayının Dicleye birleştiği yerde bir mekan olan Botan da geçiyor. Eğer aşk trajedi olmazsa aşk olmaz, hikayesi de anlatılmaz… nice sevenler aşıklar vardır lakin mutlu hikayeler diller de dolaşmadığı için unutulur, Trajik hadiseler ise dillere destan olur. Mem ile Zin, Tacdin ile Sitti birbirlerine aşık gençlerdir. Tacdin muradına erer Sitti ile lakin Mem ile Zin birbirlerine dünyada kavuşamazlar, çekmiş oldukları ızdırap onları beşeri aşktan ilahi aşka yükseltecektir. Mem ile Zin arasına bozan Beko adında kurnaz, hilekar, hakime felsefe okutacak, şaire vezin öğretecek, bilgine ders verecek, şeytana papucunu ters giydirecek, içi dışı kapkara biri vardı ki, Botan beyinin aklına girip Mem’i zindana attırdı, Zini perşan etti… Sırrını ifşa etme diyen Cudi dağı, Mem ile öyle güzel konuşuyor ki, toprakla maden yeniden yorumlanıyor adeta… Eser edebi yönden zenginliği, akıcılığı ve okuyucuya ders verirken Kurani mesajların verilişiyle muhteşem.
İnsana Dair
Mem ile ZinSadık Yalsızuçanlar · Timaş Yayınları · 2003258 okunma
2/10
·117 syf.··
2026 6. kitabı
Mem ile Zin , Cizre’de kürt aşk edebiyatında meşhur bir sevip kavuşamayan bir aşk hikayesi idi.Ben böyle bir hikayenin varlığından sahanları karıştırırken haberdâr olmuştum.Klasik Leyla Mecnun hikayesi gibi olsa da yer yer şiirlere , dostluğa önem veren ve aşkın sahibininde , aşık olunması gerekeninde aslında Allah olduğunu imâ eden bir son ile bitiyor.Beni etkileyen ve kitabın özeti benim için şudur; Olaylar silsilesi araya fitne sokan ve tek amacı kendi mutsuz diye tüm herkesin mutsuz olmasını amaçlayan “Beko “ karakteri için Zin’in şu açıklamayı yapmasıydı ; “Zahirde fenalık etti lakin bizim asıl kurtuluşumuza vesile oldu.Kötülüğü kendi nefsineydi, bizim olgunlaşmamıza , arınmamıza hizmet etti.Ona kötü gözle bakmayın.” Demem o ki barolsun dünyayı gerçekten saf sevgi, aşk ile kimseye zarar vermeden yaşayanlar.
Mem ile ZinSadık Yalsızuçanlar · Timaş Yayınları · 2003258 okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Puan vermedi·150 syf.··
2025 7. kitabı
Mem û Zin. Rivayete göre olay 1450 yılında yaşanmış aşk hikayesi. Cizre Beyi, Ebdal oğlu Mir Zeynuddinin 2 kız kardeşi vardır Zin ve Siti diğer yandan da Mem ve can dostu Tacdin. Her yıl mart ayında düzenlenen bir eğlenceye katılırlar Zin ve Siti erkek kılığına girer Tacdin ve Mem de kadın kılığına çarşıda birbilerini görünce Zin ve Siti yüzüklerini Mem ve Tacdinin eline takar. Bir süre sonra Tacdin Sitiye aşık olduğunu söyler ve onu istemeye giderler evlenirler. Mem Zine aşık olur ama söylemez bir gün Zin bahçede Memi görür ve hatırlar. Ama abisinin yaveri Beko aralarına girer ve Cizre Beyine anlatır aklını karıştır. Meme bir teklifte bulunurlar Zini almak için Beyi satranç oynunda yenmesi gerekmektedir Mem çok iyi bir oyuncu olmasına rağmen Beko hile yapar ve Mem kaybeder. Daha sonra Cizre Beyi Memi zindana atar aradan bir yıl geçer Zine Memin zindana atıklarını söylerler Zin fenalaşır bunu gören abisi çok üzülür Ve Memi ziyaret etmesini söyler Zin zindana gider ama Mem bir gün önce vefat etmiştir Zin yıkılır. Aylarca Memin mezarından ayrılmaz. Ve abisine Memin mezarının olduğu yere Bekoyu da koymasını ister. Zinde bir süre sonra vefat eder. Şu an Mem ve Zinin mezarları bitişiktir ve yanlarında da Bekonun mezarı bulunmakta.
Mem u ZinMuhammed Said Ramazan el-Buti · Kent Işıkları Yayınları · 20221,023 okunma
Puan vermedi·355 syf.··
2024 8. kitabı
Yaşadığım şehrin geçmişinde dolaştım herbir sayfasında. Bilindik cadde, sokaklar arasında yaşanmış bir hikayeden esinlenerek yazılmış çok güzel bir kitap. Sıdıka Hanım,Beko,Küçük Hanım hepsine ayrı ayrı üzüldüm.Sahip olduklarına olamadıklarına, yaşadıklarına ve de yaşayamadıklarına,seçtiklerine ve seçmek zorunda bırakıldıklarına ... Hepsinde bir eksiklik yarım kalmışlık her şeye rağmen ayakta durmaya çalışan güzel insanlar. Kitabın başındaki Küçük Hanım ile sonundaki Küçük Hanım arasına kocaman bir ahhh bıraktım.
Asıl Adı AtiyeNaşide Gökbudak · Nemesis Yayınları · 2011764 okunma
Sıdıka Hanım
8/10
·360 syf.··
2024 50. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2024 17:19
Sıdıka Küçük Bey'le evlendirilir. Küçük Bey parasını harman savurup karısını aldatır. Bir yanda da Sıdıka onun düzeleceğini evlatları olduğunda evine daha da bağlanacağını düşünür fakat öyle bir şey olmaz. Dilşat Hanım ise Küçük Bey'in annesidir ve Sıdıka'yı çok sever hep ona ve çocuklarına sahip çıkmıştır. Dilşat Hanım ölünce kıtlık baş gösterir ve köşklerinden daha makul bir eve taşınırlar. Küçük Bey eline geçen paraları her fırsatta yine harcar ve bir gün ansızın ölür. ardından kimse üzülmez. Tabi bir de Sıdıka'nın oğlu Ziver de kör bir kurşuna kurban gider. Bu ölüme ben de çok üzülmüştüm. Kızlarından Küçük Hanım evlenir. Ardından Dilşat Remziyle kaçarlar. Remzi askere gider döndüğünde kızı Semahat'le karşılaşır kızı olduğunu öğrenir. Bir çok olaydan sonra Sıdıka Hakkın Rahmetine kavuşur. Daha sonra sadık arkadaşı, hizmetçisi, dostu Beko da ölür. Ziver, Sıdıka ve Beko yan yana gömülürler. En sevdiğim kısım kitabın başındaki acaba Küçük Bey düzelecek mi merakıydı, Sıdıka'nın aşkı Hayri Bey'le olan masum sevgilerini okumak da güzeldi tabi Hayri Bey kısa bir süre sonra öldü. Atatürk'ün dönemlerini ona olan sevgileri de anlatmaları çok güzeldi o kısımlarda gözlerim doldu. Sevmediğim kısım Dilşat'ın Sıdıka'yı engellemesiydi. Ama o dönemlerde bu normal tabi ki neyse ki evden kovup çovuklarına hasret bırakmadı. Kitap gerçek hikayeden alındığı için içine daha bir çekiyor mutlaka okunmalı.
Edebiyat
Sıdıka HanımNaşide Gökbudak · Neden? Kitap · 2009809 okunma
Spoiler
9/10
·48 syf.··
Beğendi
·
2024 55. kitabı
Bunalıyoruz çocuk bunalıyoruz Biçim veremediğimiz şeylerin Biçimini alıyoruz Bütün Şiirleri 1 (7) İncelememe bu alıntı ile başlamak istedim çünkü kitabı anlatan bir alıntı bana göre. Fransa Sarayı'nda aristokrat olan Madame de Prie, kralın gözünden düşer ve sürgün edilir. Sürgünün ilk zamanları geri döneceğini uman Madame, uzun süreli sürgün olduğunu, saraydakilerin onu takmadığını, sanki bir hiçmiş gibi davrandıklarını öğrendiğinde çöküş başlar.O eski ilgiyi görmek için çabalar durur fakat o Çabalar hep boştur. İntihar ile belki ilgilerini çekeceğini düşünür ama insanoğlu onun adını bile geçirmez. Müthiş arkadaşlıklar ediniriz ( en azından öyle sanarız).Onlara olan bağlılığımız zamanla kat kat artar çünkü onları gözümüzde ilahlaştırmaya başlamışızdır.Aradan zaman geçer, arkadaşlığın yerini Beko derin dondurucu alır dhhhddhdhd şaka şaka soğukluk alır ( aslında beko da iyi örnekti). Bir parçamızı kaybettiğimizi sanarız çünkü yalnızlıktan korkarız bi nebze. " Yalnızlık onu boğuyordu, insanlara ihtiyacı vardı."(10) Artık kendi yalnızlığımız içinde yalnız kalmışız. "Çaresiz hıçkırıklara boğul(uruz)du." (14) Bunu neden mi anlattım? Çünkü Madame, aynı olay olmasa da benzer duygudan muzdarip. İnsan ilgi isteyen varlıktır, alamazsa ölür. Küçük bir hatırlatma; Öldüğünüz gün unutulacaksınız. Bütün Şiirleri 1 (66) Ben şahsen bu incelemeden o kadar memnun kalmadım.Daha iyisini yapabilirdim ama uğraşmak istemedim.Bu kitaba hayatınızı inceleme olarak yazabilirsiniz.Ben Çöküş anımda okumaya başladım, duyguları beni derinden etkiledi diyebilirim. Hani derler ya iliklerime kadar hissettim işte tam o his...
Edebiyat
Bir Çöküşün ÖyküsüStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202591,9bin okunma