Eski Türk beyleri İslamiyetten önce, öldükleri zaman korugan dedikleri mezarlarına mücevveratlarıyla gömülülermiş. Fakat belli bir sonra hırsızlar buralara musallat olurlarmış.
Ölünün ruhu bu hırsızlıktan azap duymasın diye koruganın üzerine toprak yığılırmış. Böylelikle ölen kişi rahat edecek ve hediyelerini tanrılara sunabilecekmiş.
Sonrasında bu deyim ilk önce gayrimüslimler için sonra da Müslüman ölüler içinde kullanılır olmus
Aşağıya doğru öteki misafirlerin arasında bir kurmay göze çarpıyordu. Sarıșın, sert ve bakınırken gözlerine takılmamak imkânsız! Hacı Adil ara sıra ona dönüyor. Belli ki, rütbesi ile nisbetsiz bir önemi var. Biz meşrutiyetin komitacılık âleminde bu önemlere alışmıştık. Salondan çıktıktan sonra, Hacı Adil'e bu zatın kim olduğunu sordum.
- Mustafa Kemal Bey, dedi.
Sonra biraz şaşıca gözlerini manalaştırarak, ilâve etti: Yamandır!
Alışırım seni yalnız düşlerde okşamaya;
Bunun verdiği mutluluk da az değil ki
Çıkar giderim bu kentten daha olmazsa,
Sensizliğin bir adı olur,bir anlamı olur belki
İnan belli etmem,seni hiç rahatsız etmem,
Son isteğimi de söyleyebilirim şimdi:
Bir geceyarısı yazıyorum bu mektubu
Yalvarırım onu okuma çarşamba günleri
Banka soyguncusunun suça yönelmesine neden olan toplumsal adaletsizliklerden toplum sorumlu olduğundan değil (ki aslında biraz sorumlu olabilir ama o başka zamanın konusu), son zamanlarda toplum hiçbir şeyin içeriğine göre adlandırılmadığı bir yere dönüştüğü için. Bankaların cidden banka olduğu bir dönem vardı. Ama şimdi belli ki “nakitsiz” bankalar var, oysa içinde para olmayan banka çok gülünç değil mi? İnsanların kafasının karışması hiç şaşırtıcı değil ve kafeinsiz kahve, glütensiz ekmek, alkolsüz bira gibi şeylerle doldukça toplum resmen heba olacak.