Bahar & Ozan
"Kötü hissettiğim zaman kaçtığım, nefes aldığım bir yer. Kafamda. Kafamda ama haritada nerede dersen, Şavşat'ta, göl kenarında. Dünyanın en güzel yeri. Sen de varsın orada... Ama o göle ayak bastın mı dersen, hayır. Ne biçim Şavşatlı olmaksa bu... Ama şimdi. .." Baktım gözlerinin içine, o da bakıyordu. "Annemler buraya gelirse hepten terk etmiş olacağım Şavşat'ı." Gülümsedi Ozan. Elleri bacaklarımı sevdi. "Artık orada yaşamıyorsun diye Şavşatlı olmaktan vazgeçemezsin. Öyle olsa ben nasıl İskeçeli olayım?"
Sayfa 20 - Kaktüssanat·Kitabı okuyor
Aşk - Edebiyat - Roman
"Kız o kadar zor koşullara rağmen dünya çapında bir başarı yakalamış" diye düşünebilir. Bu cümledeki "rağmen"in bizi yanılttığına inanıyorum. Belki de bu zor koşullar "sayesinde" bunları başarabilmiş olabilir mi? Ben de bugün geriye dönüp baktığımda, hayatta sahip olmadıklarıma, sahip olduklarım kadar şükrediyorum.
Hayata Dair
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kin duyarım mezara, vasiyetnamelere; Alemde tek gözyaşı için avuç açmam ben, Mundar iskeletimi hacamat etsin diye, Tercihim kargaları çağırmaktır, yaşarken. Ey kurtçuklar! Kulaksız, gözsüz kara yoldaşlar, Görün size gelen şen ve özgür bir ölü var; Sefa filozofları, oğulları pisliğin, Haydi geçin pişmanlık duymadan enkazımdan, Ve deyin var mı daha bu ruhsuz ceset için Ölüler arasında bir başka karabasan!
Berkeley'nin idealist kuramına göre, "var olmak algılanmaktır". Peki öyleyse biz nesnelere bakmayı bıraktığımız anda varoluşları sona mı erer? Berkeley bu vargıyı kabul ediyordu ama cevabı da hazırdı:Tanrı. Evrendeki her şey her an Tanrı'nın zihninde olduğu için, dünyanın varlığı ve devamlılığı güvencedeydi.
İşte bu çocuk, Müslüman diye, Arap diye, sırf mukadderat o toprakta doğru diye bombaların, zulmün, açlığın arasında, bizim insanlığımızı o küçük ayaklarının altına alıp da şu vasiyeti yazdı, hatırlıyorsun değil mi bunu? Unutmuş olamazsın. Zira unutmayacağız diye yeminler edip zalimlere lanetler etmiştik. Unutma ve hatırla diye tekrarlıyorum şimdi. Aynen şöyleydi çocuğun vasiyeti: "Bu benim vasiyetimdir. Canım anneciğim! Senden benim güzel gülüşlerimi hatırlamanı ve yatağımı olduğu gibi bırakmanı istiyorum. Ve sen ablacığım! Arkadaşlarıma de ki: 'O açlıktan öldü... ' ve sen abiciğim! Üzülme; ama, ikimizin birlikte 'Biz açız!' dediğimizi hatırla. Ey ölüm meleği! Acele et ve ruhumu al ki artık cennette yemek yiyeyim. Ben çok açım. Ve ey ailem! Benim için korkmayın. Ben sizin yerinize de cennette yiyebileceğim kadar çok yiyeceğim." Haydi, şimdi yemek yiyelim!
"Kim temin edebilir ki yarın beni ölmüş bulmayacaksınız? Söyleyiniz bakalım, ben ölürsem hiç umurunuzda bile olmaz değil mi?"
Sayfa 118 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu