Sessizlik...
8/10
·77 syf.··
2026 25. kitabı
Uysal kız hakkındaki düşüncelerimi açmam gerek. Ama önce kendime bir soru sormalıyım. İnsan neden dünyadan kaybolmak ister? Bunu ben de çok kez kalbimde hissetmişimdir. Sonra tabii kalbimde başka bir çok şeyi daha hissetmişimdir. Anlıyorum ki o kız ile adam arasındaki en büyük fark, adamın düşünceden düşünceye dalmasına karşılık kızın kendisi için yaşayamayışından dolayı bence, yegane düşüncesi olan "ölmek" ti. Kızın bu sıkışmış hayattan kurtulmasının başka bir yolu var mıydı bilemiyorum. Kendisini aşıp yapmayacağı çirkin şeyleri bile yapmıştı. Evet daha çok hapsolmuştu. Adam, kaderi değiştirmek için beş dakika geç kaldığını düşünüyordu ama aynı zamanda kız da çoktandır kaybolmak için geç kaldığının düşüncesi içerisindeydi. İnsan bir anda ben öleyim der mi, peki? Beş dakikadan daha fazla bir süre boyunca gururlu adamın düşünceleri, kendisini hapsetmişti. Adamın perdeleri indikten sonraki davranışları ise aslında her zaman düşündükleriydi. Kızın düşündüğü, adamın düşündükleri ve sonunda kısacık bir an... İşte böyle bir hikayeydi. Sessizlik, sessizlik, sessizlik! Sessizlik dayatması, bu bir anlatmadan anlaşılma isteği... İçinde yabancılık var, yorulmuşluk sonra... Belki de hatalı düşüncelere daldım, bilmiyorum. Ama Okuduğunuz için teşekkür ederim.
Edebiyat
Uysal KızFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 202310,9bin okunma
Puan vermedi·143 syf.··
2026 9. kitabı
"Varsın o yaşasın da bir daha ölünceye kadar yüzünü görmeyim. Varsın yaşasın da... Varsın yaşasın. Dağlarda kurt sürüsü kadar çocukları olsun. Varsın o yaşasın da, ben öleyim."
Kitap Alıntısı
Ağrı Dağı EfsanesiYaşar Kemal · Cem Yayınları · 197436,2bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
7/10
·108 syf.··
2026 57. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 27 Mart 2026 16:51
Züppe ve züppeliğe olan tepkisini hep küçük insanların öykülerini kaleme alarak dile getirir yazar zaten ama Lüzumsuz Adam'da başka bir "yorgunluk" vardır. Yine de ön planda olan insan sevgisi işte... 1948 yılında yayınlamış Sait Faik bu eseri ve yayınlandığı yıl şiroz teşhisi koyuluyor yazara. Sait Faik öykünün sonunu şöyle getirmiş. "...bir ara ne düşündüm bilir misiniz? şu bizim dükkânla evi satayım. O sazlı gazino yok mu hani, söz açtığım? Orada dışarı siparişlerini gören kız vardı ya hani alnı dar olanı- onu metres tutayım. Bir sene sonra da öleyim. Bineyim bir Boğaziçi vapuruna günün birinde. Bebek'le Arnavutköy önlerinde arka taraftaki oturduğum kanapeden kalkayım, etrafıma bakayım; kimseler yoksa, denizin içine bırakıvereyim kendimi." Bir de kitabın ismi ile ilgili bir hikaye var. Olay şöyle: Sabahattin Ali, yeni yazdığı romanı için isim düşünürken Yaşar Nabi Nayır ile görüşüyormuş. “Lüzumsuz Adam” ismini koymayı düşünüyormuş romanına. Sait Faik Abasıyanık da yazdığı öykülerin toplu şekilde bir arada olacağı kitap için isim önerisi sormuş Yaşar Nabi'ye. Yaşar Nabi de “Sabahattin Ali ile geçen gün konuştum. Lüzumsuz Adam tabirini sık sık kullandı. Ben de ona tam bir kitap adı dedim. İstersen kitabına bu adı koy” diyor. Sait Faik de bu adı koyuyor. Sabahattin Ali ise romanına Kürk Mantolu Madonna ismini koyuyor. Sait Faik Abasıyanık Lüzumsuz Adam
Edebiyat
Lüzumsuz AdamSait Faik Abasıyanık · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201710,4bin okunma
“Benimdir yeryüzü ve içindeki her şey, dedi Rab.”
7/10
·336 syf.··
2026 2. kitabı
Akıcı, okuması kolay ve keyifli bir kitap. Kitabın ilerleyen sayfalarında karşımıza çıkan Atsineği isimli karakter Sokrates’e bir gönderme ve ortak felsefi yönleri var. Bu karakteri okumak benim için keyifliydi. Tam bir klasik metni, başka bir romanda okusam rahatsız olacağım tesadüfler rahatsız etmiyor. Arthur karakterinin dönüşümü, dinle olan çatışması ama en çaresiz anında yine dua etmeyi hatırlaması çok insaniydi. Tavsiye ediyorum, okuyun. Öyleyse ben Mutlu bir sineğim İster yaşayayım İster öleyim.
AtsineğiEthel Lilian Voynich · Yordam Edebiyat · 20202,317 okunma
Yevgeni Onegin - Aleksander Puşkin
Puan vermedi·384 syf.··
2025 9. kitabı
Bir çeşme… Kırım Han Sarayı’ndaki “Bahçesaray Çeşmesi”… Bazısı der ki; Kırım Hanı Giray Han tarafından, çok sevdiği ve genç yaşta ölen eşi Dilara anısına; “Dünya durdukça bu çeşme de benim gibi ağlasın” diyerek Bahçesaraylı bir taş ustasına 1763 yılında Bahçesaray Çeşmesi’ni yaptırılmıştır. Bazısı da der ki; Kırım Hanı Giray’ın aşık olduğu Polonyalı prenses Maria, hareminde tutsakmış. Han bu aşk yüzünden haremindeki gözdesi Zarema’yı ikinci plana itince, Zarema Maria’yı öldürmüş. Bunu öğrenen Giray Han da Zarema’yı öldürmüş ve Maria adına “Bahçesaray Çeşmesi”ni yaptırmıştır. Kırım’da sürgünde olan şair der ki; Ah aşk çeşmesi, ah hüzün çeşmesi Dinledim senin taş dudaklarından uzun hikayeleri Ah uzaktır, acı ve mutluluğun parçaları Fakat Maria’dan hiçbir kelime çıkmadı. Çeşmesinden damlayan her bir su damlasının çıkardığı ses, akustiğin de etkisiyle insana hıçkırık sesi gibi geldiğinden halk arasındaki adı “Gözyaşı Çeşmesi” olan bu çeşmedeki mermerden yapılmış ve suyun aktığı üst kısımdaki çiçek, gözyaşlarıyla dolu bir göz gibi değil mi gerçekten? Sanki gözyaşları kalbi yani üstteki büyük havuzu kederle dolduruyor. Zaman bütün acıları hafifletir ya, aşağıda çift halindeki küçük havuzlara sızıyor gözyaşları dağılarak; ama zihinde kalanlar tekrar acıyı hatırlatıyor işte ve en alttaki büyük havuzu dolduruyor zamanın akışı içinde… Doldukça taşıyorsun, taştıkça yok oluyorsun zemindeki spiralin içinde, damla damla, anbean… Her şey bir “an”a ait o zaman… Bir an varsın, ötekisinde belki de yoksun. Şair der ki; Aşkın acısıdır değerli olan benim için, Öleyim ne çıkar, severken öleyim ama… İnsanlara daha çok kazanmayı, daha iyi yaşamayı ve daha çok tüketmeyi öğütleyen günümüzdeki sistem içinde, insanoğlu aslında kendini tükettiğinin farkında değil iken, şairin söylediği
1000Kitap
Yevgeni OneginAleksandr Puşkin · Yapı Kredi Yayınları · 20201,138 okunma
Sizleri "yolculukların en güzeline" davet ediyorum!
9/10
·296 syf.··
2025 83. kitabı
·
62 günde okudu
·
Okunma: 20 Temmuz 2025 15:46
Takvimler 1818'i gösteriyor, Mayıs'ın 18'i, Bir yolculuk başlıyor, Topkapı Sarayı'ndan... Öyle bir yolculuk ki, Topkapı'dan Kâbe'ye; Çölleri aşan, kumlardan fırtınalardan geçen, çetelerle boğuşup, pusulara düşen, engeller aşan, alev alev, çetrefilli... Böyle bir kervana hiç denk düşmedi yolunuz, böyle bir kitaba da denk düşmesin mi! - Kimlerdensin? +Ömür boyu gayret edenlerdenim. Hiç Hacca, Umreye gittiniz mi? Bir gün birileri çıkıp "Artık gidemeyeceksiniz," dese ne hissederdiniz? Osmanlı İmparatorluğu, kıtalara hâkim olmuş, dünyaya hükmetmiş bir devlet! Beş yıldır Kâbe'ye gidemiyor insanlar, Vehhabiler yolları tutmuş, hacı adaylarını engelliyor, mallarını yağmalıyor, kadınlarını, kızlarını kendilerine ganimet biliyorlar! Sonuna kadar gerçek okuduklarınız. İnsanın kanını donduran da bu ya! "Vehhabilik" ve "Selefilik" duymuş muydunuz hiç? Anlayış ve icraatlarını hiçbir yorum, ilave veya eksiltme yapmaksızın uygulamanın kurtuluşa götüreceği inancı hareketin temel ilkelerinden biridir. tr.m.wikipedia.org/wiki/Selefilik "Tabii ya! Ben de paşayım, sen de paşasın. Hadi siz de paşa olun! Herkes paşa olsun! Hepimiz paşayız." Vehhabilik büyük bir sorun olunca 2. Mahmud sorunun çözümü için Kavalalı Mehmed Ali Paşa'yı görevlendiriyor. Burada oğlu Tosun Paşa çıkıyor karşımıza, hepimizin Kemal Sunal filmiyle hatırladığı, cismine ilham kaynağı olan Mısır Vali'sinin oğlu. youtube.com/shorts/f0deRJSR... "Tosun Paşa komutasındaki orduyla Mekke, Medine ve Taif'i Vahhabilerin elinden kurtardı." "Unutma; umut ettiğin şeye karşı özgür, tamah ettiğin şeye karşı tutsaksın." Vakanivüs Yahya Efendi'nin kaleminden anlatılıyor eser. Kimler yok ki onunla birlikte kervanda! "Bir müderris, bir mülazım, bir kuşbaz, bir berber, bir
Edebiyat
Kervanİskender Pala · Kapı Yayınları · 20214,557 okunma