Puan vermedi·160 syf.··
2026 13. kitabı
Sabahattin Ali'nin eşine yazdığı mektuplardan oluşan bir eser. Yaşadığı pek çok zorluğa, haksızlığa rağmen umutla direnmekten, cebindeki beş kuruştan üç kuruşunu yazmaya, okumaya vermekten vazgeçmeyen derin bir aydının hayatını okurken bazen hüzünle, bazen tebessümle, bazen de öfkeyle yoğrulduğunuzu hissedeceksiniz. Türk yazarlar arasında Sabahattin Ali'nin yeri bende her zaman bir başka olmuştur, ruhu huzur bulsun.
Edebiyat
Canım Aliye, Ruhum FilizSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202031,5bin okunma
Çocukları şımartmak hiç de iyi bir şey değildir..
7/10
·208 syf.··
2026 59. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 22:48
Kızım Olmadan Asla ve Vicdansızlar'ın ardından daha hafif bir kitap okumak istedim. Açıkçası Charlie'nin Çikolata Fabrikası'nı seçmemin temel sebebi de buydu. Çünkü önceki iki kitap, gerek anlattıkları olaylar gerekse bıraktıkları duygusal yük bakımından oldukça yorucuydu. Kitap, ilk bakışta çocuklara hitap eden eğlenceli bir hikâye gibi görünse de aslında aile bağları, yoksulluk, tüketim alışkanlıkları, açgözlülük ve karakter eğitimi gibi birçok konuya değiniyor. Charlie'nin içinde bulunduğu zor şartlara rağmen iyi kalabilmesi ve ailesinin birbirine bağlılığı hikâyenin en sevdiğim tarafı oldu. Fabrika ve içindeki fikirler oldukça yaratıcı olsa da bazı bölümlerde anlatının fazla basit kaldığını hissettim. Karakterlerin çoğu da belirli özellikleri temsil etmek için oluşturulmuş gibiydi. Yine de okurken sıkılmadım. Özellikle ağır kitapların ardından zihni dinlendiren, kısa sürede okunabilen bir kitap olması bakımından iyi bir tercih oldu. Kitabı okurken sık sık filmi hatırladım ve çoğu yerde filmin hikâyeyi daha etkileyici anlattığını düşündüm. Filmin atmosferi, karakterleri ve kurduğu dünya bana çok daha etkileyici geldi. Kitabın hayal gücünü görsellikle desteklemesi, hikâyeyi daha güçlü hissettirdi. Nadir yaşadığım bir durum olsa da bu kez film uyarlaması bende kitaptan daha fazla iz bıraktı. Charlie'nin Çikolata Fabrikası'nı okuduğuma memnunum. Özellikle ağır ve sarsıcı kitapların ardından iyi geldi. Ancak benim için, keyifle okunup rafa kaldırılan kitaplardan biri olarak kaldı. Şimdi sırada Roald Dahl'ın Charlie'nin Çikolata Fabrikası'nın ardından kaleme aldığı Charlie'nin Büyük Cam Asansörü var. Bakalım Charlie'nin yolculuğu bu kez hangi kapıları aralayacak..
Charlie'nin Çikolata FabrikasıRoald Dahl · Can Çocuk Yayınları · 200513,2bin okunma
Reklam
Acılardan kaçma şeklimiz de kimliğimizin parçasıdır.
7/10
·293 syf.··
2026 15. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 23:06
Bazı insanlar karanlıktan korkar, bazılarıysa karanlığın içinde bir ülke kurar. Deborah da öyle yaptı. Gerçek dünyanın kırgınlıkları, anlaşılmamanın ağırlığı ve ruhunun taşıyamadığı acılar onu kendi zihninde yarattığı YR adlı ülkeye götürdü. Orada kaçmak kolaydı, yaşamak değil. Sana Gül Bahçesi Vadetmedim, aslında bir akıl hastalığının değil, insanın kendine dönüş yolculuğunun hikâyesi. Deborah’ın savaşı başkalarıyla değil; korkularıyla, yaralarıyla ve gerçeğin bazen hayalden daha ağır olmasıyla. Kitap bana şunu fısıldıyor: “İnsan bazen iyileşmek istemediğinden değil, acısız bir hayatın nasıl yaşanacağını unuttuğundan iyileşemez.” Deborah’ın yolculuğu boyunca anlıyoruz ki kimse ona bir gül bahçesi vadetmedi. Hayat dikenlerini saklamadı. Ama insan, dikenlerin arasında da yürümeyi öğrenebiliyor. Ve belki kitabın bende bıraktığı en derin iz şu: “Kurtulmak istediğimiz şey bazen acı değildir; acıyla birlikte kim olduğumuzu da kaybetmekten korkarız.”
Sana Gül Bahçesi VadetmedimJoanne Greenberg · Metis Yayınları · 202119,3bin okunma
10/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2026 38. kitabı
·
34 saatte okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 22:39
Okuması oldukça keyifli ve bir o kadar da düşündürücü bir kitap. Aziz Nesin ‘den okuduğum ilk kitap. Okurken kafamda hep şu düşünceler geçti -Evet ya küçükken bende böyle düşünmüyor muydum? Şimdi ebeveyn olma sırası bana geldi ne değişti ki Arada sırada okuyup hatıramda tutmam gereken bir kitap olarak hafızamda tutacağım ki iki çocuğumu anlayarak, onlarla beraber çocukluğumu yaşayarak onları büyütebileyim. :) Hem ebeveynlere hemde çocuklarla ilgilenen herkesin okumasını tavsiye edeceğim bir kitaptı. Keyifli okumalar :)
Şimdiki Çocuklar HarikaAziz Nesin · Nesin Yayınevi · 201920,6bin okunma
Othello: İnsan En Çok Kendi Karanlığına Yeniliyor
Puan vermedi·160 syf.··
Beğendi
·
2026 60. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 21:25
Othello’yu bitirdikten sonra bende kalan en güçlü düşünce şu oldu: İnsan bazen kendi içindeki karanlığa dışarıdaki gerçeklerden daha çok inanıyor. Ben İago’yu sadece kötü bir karakter olarak görmedim. Sanki Othello’nun içindeki kuruntuların, güvensizliğin ve negatif düşüncelerin sesi gibiydi. Othello ona kulak verdikçe şüpheleri büyüdü, büyüdükçe de gerçeği göremez hale geldi. Bir noktadan sonra artık elinde kanıt olup olmamasının da bi önemi kalmadı; çünkü zihninde kurduğu hikâyeye inanmaya başladı. Desdemona ise bu hikâyede masumiyeti temsil ediyor. Othello’nun onu anlamaya çalışmak yerine sürekli şüpheyi beslemesi trajedinin başlangıcı oluyor. Aslında onu yıkan şey sadece İago’nun kötü oyunları değil, kendi içinde büyüttüğü kıskançlık ve güvensizlik duyguları. Bence Shakespeare bu eserle insanların olumsuz düşüncelere ne kadar kolay kapılabildiğini gösteriyor. Bir şüpheye tutunduğumuzda, onu sorgulamak yerine beslemeye başlarsak, zamanla gerçekleri göremez hale gelebiliriz. Othello’nun sonu da tam olarak bunun sonucu. Bu yüzden kitap bana yalnızca bir kıskançlık hikâyesi değil, insanın kendi zihninin tuzağına düşmesini anlatan güçlü bir trajedi gibi geldi. Othello
1000Kitap
OthelloWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202426,7bin okunma
Bir Direniş Öyküsü ve Sabahattin Ali'nin Yarım Kalan Mirası
5/10
·148 syf.··
2026 17. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2026 00:00
Açıkçası bu kitabı okurken, yazarın diğer şaheserlerinde bulduğum o sarsılmaz bütünlüğü tam olarak hissedemedim ve çok da beğendiğimi söyleyemem. Kitap, Sabahattin Ali'nin geride bıraktığı yarım kalmış öykülerinden, şiirlerinden ve denemelerinden oluşan dağınık bir derleme olduğu için bende biraz parçalı ve karmaşık bir izlenim bıraktı. Metinler arasında o alışık olduğumuz akıcı, sarmalayan bütünselliği bulamadığımdan, okurken yer yer hikayeden koptuğumu hissettim. Zaten kitabın içinde yazarın ömrünün yetmediği, o yarım bıraktığı "Barsak" öyküsü de vardı. Haliyle o tamamlanamamışlık hissi tüm metne yansımış; akış zayıf, kopuk ve biraz zorlama ilerliyor gibiydi. Bu yüzden büyük bir edebi hayranlıkla okuduğumu söyleyemem, dürüst olmak gerekirse yer yer bitirmek için kendimi zorladım. Yine de her şeye rağmen yazarın o ham edebi dünyasını, masasının üzerinde kalan o ilk taslaklarını ve üslubunun gelişimini yakından tanımak açısından kütüphanede durması gereken önemli bir arşiv eseri olduğunu düşünüyorum. Fakat tüm bu dağınıklığın, o parçalı bulutlu kurgunun içinde beni tam anlamıyla can evimden yakalayan ve kitaba adını veren o şahane “Çakıcı’nın İlk Kurşunu” öyküsü oldu. Hem yazarın o bildiğimiz muazzam anlatım gücü hem de ruhumda bıraktığı o sarsıcı etki açısından açık ara tüm kitabın en güçlü, en parlak metniydi bence. Öykü, sadece bir adamın dağa çıkıp tetik çekmesini anlatan basit, sıradan bir intikam hikayesi kesinlikle değil. Hak dilediği o adaleti sistemde bulamayan bir insanın, o haksızlığa karşı içinden kopan o devasa isyanı anlatıyor bize. Babasının gözlerinin önünde haksız yere pusuda katledilmesi, genç Çakıcı’yı dağların kuytusunda sıradan bir katile ya da hayduda değil; o dönemin ezilen halkının gözünde bir umut ışığına, bir “adalet figürüne” dönüştürüyor
Edebiyat
Çakıcı'nın İlk KurşunuSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 20249,6bin okunma
Reklam
Reklam