"Biliyorum, çok iyi biliyorum ki benimle mutlu olurdunuz. Ve bende herhangi bir şey hoşunuza gitmeyecek olursa, o takdirde kendimi değiştiririm elbette - ben, sizin tam istediğiniz gibi olurum.
Terk edilmeyi kabullenmem söz konusu bile değildi. İki defa terk edilmek, ilkinde doğumumda, annem tarafından, diğeri de ergenliğimde babam tarafından. Eğer bu bilinseydi şansım ne olurdu kim bilir. Bu kadar korkunç ne vardı bende? Sevgiyi imkansız kılan ne vardı bende? Kararımdan geri dönüş yoktu: Babam varmış gibi devam edecektim.
Evariste-Vital Luminais’nin Sinirleri Alınmış Jumieges’liler tablosuyla birlikte Seine üzerinde sürüklenebilirdim. Bende sinir diye bir şey kalmadı, Egoıne sinirlerimi aldı, bunu dikkatle yaptı, sinirlerimin zayıf olduğunu keşfetti.
Doğa hazır
Bir kum saati gibi akıyorsun bende
Biliyorsun suçlu olan saçların
Vadedilmiş bir küçük parmak bile değil Güneş yerine aldı
Geceden kalmış bir yarım ay da burda
Derken
Bir telefon meleklerin
Odaklandığı küreden
Anlattım ona telefonda herşeyi
"Ya o olmasaydı"
Ya sevmek olmasaydı"
Düştüm oyalandığım kayalıklardan
Şimdi, bu ahlâkı bozuk kişinin hilebaz ruhunun ardımdakileri gördüğümde kendi durumumu anımsıyorum; o çekmeceye kafam hinliklerle dolu yaklaştığımda bende yarattığı etki herhalde polisin bir evrak sahtekarının odasına girip, zulasını açıp çekmecede bir yığın dağınık kâğıtla el yazısı örnekleri bulduğundaki etkiyle aynıdır: